• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 11 °C

Rakka’da şey yaparken sonra şey olmasın!

Kadri Gürsel

Nakleden ErdoğanObama Çin’de kendisine “Gel beraber Rakka’da bir şeyler yapalım” demiş. 

Erdoğan da “Sıkıntı olmaz” diye cevap vermiş. 

Askerleri bir araya gelecek, görüşecek, gerekli şey neyse yapılacak. 

Rakka şeyi”nin ne olacağını bilmiyoruz. Hatta var mı, yok mu, varsa nedir? 

Dün öğle saatlerine kadar bu şey hakkında Amerikan tarafından henüz resmi bir açıklama gelmemiş idi. Sadece Bloomberg, bir “Amerikalı yetkili”nin Erdoğan ve Obama’yı kastederek, “Liderler IŞİD’e odaklanma hususunda mutabık kalsalar da Rakka’yı geri almak için ortak operasyon düzenleme konusunda aralarında spesifik bir tartışma olmadı” dediğini haber vermişti. 

Siz bu yazıyı okurken bir Amerikalı sözcüden gereken resmi açıklama da muhtemelen gelmiş olacaktı. 

Velev ki yapılacak “şey” Türk ordusunun, eskiden Abbasi şimdi ise IŞİD başkenti olan Rakka’yı fethetmesi olsun. 

Ve hemen bir soru: 

Ordu, Rakka seferine çıkmaktan rahatsız olur mu, olmaz mı? 

Tabii şimdi bazılarının zihnini okuyorum: “Ordunun üzerinden 15 Temmuz silindir gibi geçmiş, rahatsız olsa ne olur olmasa ne olur? Ordu, Erdoğan ne isterse onu yapar, mecbur” diye düşünüyorlar. 

Orduyu küçümsemeyin. Hangi belaya duçar olursa olsun, savaşabildiği sürece ordu ordudur. 

Erdoğan da Erdoğan’dır. 

Gözü Suriye’de kalmıştır. 

Hatırlayınız; Rusya’yla kriz günlerinin birinde, 6 Şubat 2016’da, Türkiye Suriye üzerinde uçak uçuramazken “ileri görüşlülükle” ne demişti: “1 Mart tezkeresi geçseydi Türkiye masada olacaktı. Tezkerenin reddedilmesi sonucu Irak’ta düşülen hataya Suriye’de düşmek istemiyoruz.” 

Erdoğan’ın irrasyonel taraflarından biridir: Yenilgiyi kabul etmez. 

Bu Erdoğan, Suriye’de kaybettiği savaşın masasında kendisine bir yer açmak için, o ana kadar yapamadığı tek şeyi yapıp askerini Suriye’ye sokmak istiyordu. 

Asker ise bu savaşın içerdiği büyük risk ve tehlikeleri müdrik olduğundan, rahatsızdı.

Asker bahse konu rahatsızlığını, 10 Şubat tarihli Hürriyet’teki bir haberin satır aralarında, vesayeti tasfiye edildiğinden olmalı ki “üst düzey yetkililer” şalının altına gizlenerek, şöyle dile getirmişti: 

Uluslararası toplumun Suriye’ye asker göndermesi konusunda Genelkurmay’ın iki önemli kararı var: 

Bir: ABD, Rusya’nın tavrı nedeniyle BM’den karar çıkarılamayacağının farkında ve dolayısıyla böyle bir hazırlık yapmıyor. 

İki: Türk Silahlı Kuvvetleri BM Güvenlik Konseyi’nden bir karar alınmadıkça Suriye topraklarına ayak basmayacak.” 

Bugün merak ediyorum; Hürriyet’e sütre gerisinden bu kesin açıklamayı yapan o askeri yetkili şimdi nerede? Darbecilikten tutuklu mu, yoksa hâlâ orduda mı? 

Görevine devam ediyorsa, olan bitenler hakkında, mesela bu “Rakka şeyi” konusunda ne düşünüyordur? 

Haberi yazan ben olmadığıma göre bu merakımı tatmin etmem de mümkün değil. 

Ama şunun altını kalınca çizmeliyiz: Hürriyet’e asker kimliğinin gizlenmesi koşuluyla konuşan o asker, ister sonrasında darbeci olsun ister darbe karşıtı, Genelkurmay’daki kurumsal mutabakatı yansıtıyordu. 

Suriye’ye girmek için “Fırat Kalkanı”nın beş ay öncesinde “BM Güvenlik Konseyi kararı” isteyen asker, neler değişti de ÖSO rumuzlu tertip cihatçılara Suriye içlerinde zırh koruması sağlar duruma geldi? 

Bir: İktidardaki IŞİD’le savaşmakta ayak direyince ABD, YPG’yi Fırat’ın batısına geçirdi ve Afrin-Mınbiç Kürt koridoru ihtimalini Ankara için acil müdahale gerektiren bir tehdide dönüştürdü. 

İki: 15 Temmuz başarısız darbe girişimi iktidardakinin ordudan geri kalana istediğini yaptırabilmesi bakımından da “Allah’ın bir lütfu” oldu. 

Üç: Ankara, Rusya ile uçak krizini tatlıya bağladı. 

Dört: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararı yoktu ama Türkiye’nin ordusunu Suriye’ye bir miktar sokarak kendi sınırını IŞİD’den temizlemesi hususunda BMGK’nin sahada etkin üç daimi üyesi Rusya, ABD ve Fransa arasında ve hatta Britanya’nın da desteğiyle fiili bir siyasi mutabakat oluştu. İran da bu mutabakata dahildi. 

Bu “Rakka şeyi” konusunda doğmamış çocuğa don biçecek değiliz. Hele bir Amerikalılar konuşsun... Ondan sonra bakarız. 

Amerikalıları beklerken şunu söylemekle yetinelim: 

Rakka seferi, Cerablus’taki laylayloma benzemez. Rakka’ya El Bab üzerinden gitsen bir dert, Kobani-Tel Abyad üzerinden PYD’yi ezerek gitsen başka dert. Rusya’dan, İran’dan, Suriye rejiminden ve PYD’den kabul görmesi için Rakka’yı almak karşılığında Türkiye ne verebilir, hayal gücü olanlar bunu düşünsün. 

IŞİD’in ortaya çıkışında izleyegeldikleri Suriye politikası nedeniyle Ankara’nın yanı sıra değişik oranlarda sorumlulukları bulunan Suudi Arabistan, Katar, ABD ve Fransa’nın orduları birlikte yürürlerse Rakka üzerine amenna... Yoksa, karada tek başımıza bir şeyler yapalım derken asıl şey Türkiye’ye olur. 

Şimdilik budur.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89