• BIST 90.056
  • Altın 145,047
  • Dolar 3,6129
  • Euro 3,8964
  • İstanbul 14 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 7 °C

Rakiplerin retorik politiği

Ali Bulaç

Adına “Türkiye” dediğimiz siyasi varlık (entite) bütünün bir parçasıdır. Bütünün başka parçaları da var. 

Parça bütünü ihata, ifade ve temsil edemez. “Bütün” dediğimiz evrensel varlık İslam ümmetidir. Bu ümmetin ilahı, kitabı, peygamberi, kıblesi birdir ve söz konusu birlik(ler)in empoze ettiği zaruretler dolayısıyla İslam’a mensubiyeti olan Müslümanların tümü de bir ve beraber (vahdet) olmak durumundadırlar. Aralarındaki ırk, kavim, mezhep, bölge, örf veya dil farklılıkları üstünlüğe mesnet teşkil edemez. Bittabi bütün, ihata ettiği en geniş sınırları itibarıyla homojen değildir. Her biri Allah’ın varlığına işaret sayılacak sayısız çeşitlilik ve zenginlik söz konusudur. Bütünün zenginliği kendi içindeki çeşitlilikten kaynaklanır. Unsurların korunması, geliştirilmesi, kendilerini özel-sivil ve kamusal hayat alanlarında ifade edip görünür kılması temel haktır. Ama içlerinden hiçbiri diğerlerini domine etmeye, liderlik iddiasında bulunup diğerlerini askerî-politik tahakkümü veya kültürel hegemonyası altında tutmaya kalkışamaz.

İslam’ın “ümmet tasavvuru”ndan anlaşılan “ideal politik” budur. Birileri kalkıp da Türkiye, İran, Mısır, Suudi Arabistan, Pakistan vd.’den birini referans alıp ümmetin bütünlüğünü bir birimin hakimiyeti altına almaya çalışırsa, tabii ki bu da onun “ideal politiği”dir, ama bu ideal politik benim anladığım İslam bakış açısından meşru değildir. Çünkü liderliği ümmet belli bir coğrafi bölgeye, belli bir kavime veya belli bir ülkeye devretmez. Görünür verilere baktığımızda her bir bölge veya ülke seçkinlerinin “İslam’dan ve İslam birliği”nden söz etseler bile, zamirlerinde yatan kendi liderliklerinde birliktir. Bu konuda herkesin kendine göre meşruiyet zemini inşa etmesine yetecek miktarda argüman tedarik etmek zor değildir.

Suudiler, Haremeyn’in topraklarında olduğunu, Hz. Peygamber’in bu kutsal şehirlerde ortaya çıkıp dini tebliğ ettiğini, Kur’an’ın Arapça indiğini ve çok zengin olduklarını öne sürüp liderlik iddiasında bulunabilirler. Birçok kimseye bu argümanlar makul gelebilir, ama İslam bakış açısından ne yeterli meşruiyete sahiptirler, ne reel politiktirler. Mısır, Arap âleminin en büyük parçasıdır, köklü bir medeniyete, Ezher gibi prestijli bir kuruma sahiptir, güçlü entelektüel hayatı vardır. Bu vb. argümanları öne sürüp Müslümanların liderliğine aday olabilir ama ne İslami ideal politiktir, ne reel politik. İran, 1979’da İslam devrimi yapmıştır, sisteme 30 küsur senedir meydan okumaktadır. İslam hukukunu uygulamaya çalışan, petrol zengini, büyük kültürel mirası olan bir ülkedir. Milliyetçileri bu argümanlar desteğinde bölgenin patronajlığı davasını güdebilirler. Ancak İran’ın da sıraladığı argümanlar ne İslami ideal politiktir, ne reel politik. Türkiye’nin liderlik iddiası hepimizin ezberinde. Son 10 senedir bunun stratejik derinliğinde hareket etmekteyiz. Özetle: “Osmanlı İmparatorluğu’nun bakiyesi bir ülkeyiz ve doktrine göre ‘tarihimiz ve coğrafyamız bizi İslam dünyasının liderliğine mecbur ve mahkûm ediyor’. Biz istemesek bile tarihe ve coğrafyaya sinmiş bir kader hükmünü icra ediyor. Arapların bize itaat etmekten, Kürtlerin bizimle iş tutmaktan ve İranlıların da önümüzden çekilmekten başka seçenekleri yoktur.” Bu yapısalcı doktrin tarihe ve coğrafyaya bilinç, akıl ve irade atfediyor; bölgenin bu bilinç, akıl ve iradenin açtığı mecrada akıp şekilleneceğini varsayıyor. Tabii ki bu doktrinin öncelikle İslam akaidi ve kelamı açısından kritiğini yapmak, sonra ne ölçülerde ideal politik olduğuna bakmak lazım. Meşru olmayan ideal politik “retorik politik”tir, söz ve propagandanın ötesinde reel politik bir değeri yoktur, zararı büyüktür.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89