• BIST 97.726
  • Altın 146,210
  • Dolar 3,5844
  • Euro 3,9885
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 23 °C

PYD lideri Müslim: Türkiye’nin sınırlarını terörden en iyi biz koruruz

Amberin Zaman

IŞİD’in nefes borusu sayılan Tel Abyad kentinin Suriyeli Kürtlerin elin geçmesiyle birlikte Türkiye ile PKK’nin Suriye kolu sayılan Demokratik Birlik Partisi (PYD) arasındaki ipler yeniden gerildi.

Ankara, PYD’nin askeri kolu Halk Savunma Birlikleri’ni (YPG) Tel Abyad’dan Türkmenleri ve Arapları kovmakla suçladı; dahası YPG’nin ABD’nin himayesinde Akdeniz’e kadar uzanacak bir Kürt devletinin temelini atmak için etnik temizlik yaptığını savundu. İktidara yakın basın da PYD’nin IŞİD’den daha büyük tehlike olduğunu ilan etti.

Akabinde Kobane’ye sızan IŞİD militanları çoğu sivil 300’e yakın insanı katletti. Türkiye ise Suriye’de tampon bölge kurma planlarını yeniden raftan indirdi. Tam da bu sırada PYD Eş Başkanı Salih Müslim’in gizlice Ankara’ya geldiği iddiası yayıldı.

Brüksel’de bulunan Müslim son gelişmeler hakkında Diken’e konuştu…

Ankara’ya ne zaman geldiniz? Kiminle görüştünüz? Ve neler konuştunuz?

Ankara’ya hiç gitmedim, gelmedim. Yalan.

Bugüne kadar hiç ayak basmadınız mı?

Hayır efendim.

Türk yetkileriyle en son ne zaman nerede görüştünüz peki?

Sizinkisi de istihbarat sorgulaması gibi. Bakın bazı yetkililerle telefon görüşmesi oluyor. Aralarında dostlarımız, arkadaşlarımız var. Çeşitli vesilelerle görüşüyoruz. Her zaman diyoruz: Biz Türkiye ile dostluk kardeşlik müttefiklik istiyoruz. Türkiye’ye karşı kin beslemedik ve beslemiyoruz. Tarih ve coğrafyanın dayattığı gerçekler var. Türkiye’ye ihtiyacımız var. Hepimizin iyi geçinmesi lazım.

Ama son dönemde Türkiye’ye yönelik sert açıklamalarınız oldu. Özellikle Kobane saldırısından sonra. İŞİD militanlarının bir kısmının Türkiye’den sızabilmiş olacağını söylediniz.

Türkiye’ye karşı sert tavrımız olmadı. Olmamalıdır da. Bizimkisi bir serzenişti. Birincisi Tel Abyad DAİŞ (IŞİD’in Arapça kısaltması] için kritik öneme sahipti. Bütün operasyonların, saldırıların planladığı yerdi. Aynı zamanda çeteler için (Türkiye üzerinden) önemli bir giriş güzergahıydı. Silah ve diğer malzemeler Tel Abyad’dan sokuluyordu. Sonra da Rakka’ya taşınıyordu. Kobane de iki yıldır çemberdeydi.

Peki Türkiye Tel Abyad düşünce neden bu kadar kızdı, öfkelendi? Bu tepki Türkiye’ye yakışmadı hiç. Tel Abyad DAİŞ’in elinden alınınca ortaya böyle kara tablo çizmek bize gerçekten garip geliyor.

Ama etnik temizlik yaptığınızı iddia ediliyor. Tel Abyad’ın Türkmenler ve Araplardan arındırıldığı iddiaları var.

Etnik temizlik yokken bu gibi iddiaların ortaya atılması hiç iyi niyetli değil. Uluslararası basına, Türk basınına çağrıda bulunduk, ‘Gelin kendi gözlerinizle görün, etnik temizlik var mı yok mu’ diye. Tel Abyad’ın DAİŞ’in elinden mutlaka alınması gerekiyordu.

Tel Abyad’da  DAİŞ’in Türkiye ile ilişkilerini belgeleyen birçok bulguya rastlandığı iddia ediliyor. Gerçekten somut kanıt var mı elinizde?

YPG ve (Özgür Suriye Ordusu’na bağlı) Burkan Fırat (Fırat Volkanı) güçleri girdi Tel Abyad’a, onlara sormak lazım. Ama bildiğimiz kadar Türk yardım kuruluşlarından yollanmış ilaçlar bulundu depolarında. Bir de bir Arapça yazılmış mektup var biliyorsunuz. Rakka’nın sözde valisinin Türkiye’den gelmesi öngörülen elektronik cihazların sınırda takılmasına dair. Valinin mührü var üstünde. DAİŞ’in iç yazışmaları, çetenin üzerinde bulundu o mektup. Demiyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti devleti bu işin içinde. Devleti suçlamıyoruz ama DAİŞ’in Türkiye’nin içerisinde uzantıları var. Devletin bunların daha fazla üzerine gitmesi gerekiyor diyoruz.

Kobane’yle ilgili de bazı iddialarınız oldu. Saldırganlarının bazılarının Türkiye üzerinden girmiş olabileceğini ifade etmiştiniz. Hatta bu açıklamanızdan sonra yaralıların Türkiye’ye girişinin kısa bir süreliğine engellendiği iddia edildi.

Kobane’de bir trajedi, toplu bir katliam yaşandı. Kadın çocuk, en az 280 kişi öldürüldü. Çok büyük bir plan söz konusuydu. Kobane’nin güneyinden Sirrin köyünden geldiler. Bir de batısından ve Türkiye’den. Üç koldan sızmışlar.

Türkiye’den geldiklerine ilişkin somut kanıtınız var mı?

Bazı belgeler, görüntüler var. Henüz açıklanmadı. Bunların üzerinde durmak istemiyorum. Önümüze bakalım diyorum.

Elinizdeki bilgileri Türk yetkilileriyle paylaştınız mı?

Hayır, çünkü o kadar öfkeliler ki. Ben de ‘Oturalım konuşalım’ diyorum. ‘Nerede yanlış yaptık’ diye sorsunlar istiyorum. Çünkü birtakım yeni tedbirlere rağmen Türkiye’nin Suriye sınırını halen yeterince denetleyemediği bariz.

Türkiye denetiminizdeki bölgeyi Afrin kantonundan ayıran ve Cerabulus Mare hattını kapsayan 110 kilometrelik bir tampon bölge kurmaktan söz ediyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Türkiye savaş başladığından beri tampon bölge, uçuşa yasak bölge istiyor. Türkiye müdahale ederse bu çok yanlış olur. Bu hem Türkiye için risk hem bütün bölge için risk.

İran, Hizbullah, ABD öncülüğündeki koalisyon ve farklı gruplar Suriye’ye bir şekilde müdahale ediyorlar. Ama Türkiye bu şekilde girerse, askerleriyle girerse bu bir başka devletin komşu devlete fiili müdahalesi anlamına gelir. Ve uluslararası hukuka aykırı bir durum yaratır. Bunu yapacağını inanmıyoruz.

Ama mesele bizlersek eğer, defalarca tekrarladık. Bizim bağımsız bir Kürt devleti kurmak gibi asla bir niyetimiz yok. Demokratik bir Suriye’de yaşayan tüm etnik dini unsurlarla  barış içerisinde yaşamak, ülkemiz için birlikte yeni bir gelecek inşa etmek istiyoruz. Türkiye bizden korkmamalı. Türkiye’nin sınırlarını terörden en iyi biz koruruz.

ABD öyle düşünüyor olmalı ki sizinle işbirliğini gün be gün derinleştiriyor. Sizinle birlikte IŞİD’i Türkiye ve Irak’taki sınır bölgelerinden arındırmak istiyor. Tedarik yollarını kesmek istiyor. Sırada Cerabulus olduğu iddia ediliyor.

ABD’yle askeri işbirliğimiz var. O da DAİŞ terörünü sonlandırmakla sınırlı. İlişkilerimiz bu çerçevede ilerliyor. IŞİD’e karşı uluslararası koalisyonun bir parçasıyız. Türkiye de öyle. Müttefiklerimiz de düşmanlarımız da aynı. Doğru olanı hep birlikte DAİŞ’e karşı mücadele etmemiz olur. Cerabulus için de aynı durum söz konusu. Ancak Cerabulus’u almak gibi herhangi bir planımız yok şimdilik.

Örneğin Türkiye İncirlik’i DAİŞ’e karşı hava operasyonlarında kullanılan koalisyon uçaklarına açmalı mı diyorsunuz?

Türkiye bunu yaparsa hepimiz için kazan kazan olur. Yeni bir sayfa açılır ilişkilerimizde. İncirlik’le ilgili Türkiye’nin tutumunda bir değişiklik görünmüyor.

Dolaysıyla ABD’nin Suriyeli Kürtler ile Iraklı Kürtler arasında daha yoğun bir işbirliği talep ettiğini duyuyoruz. DAİŞ’e karşı mücadelede temel aktörler olarak Kürtleri gördüklerini biliyoruz. Ancak Iraklı Kürtlerle, özellikle de Mesud Barzani’nin KDP’siyle sorunlarınız var. KDP’nin Suriye kolu KDP-S ile sorunlarınız var? Bunlar nasıl aşılacak?

Bildiğiniz gibi KDP-S başta olmak üzere diğer Suriyeli Kürt partilerle geçtiğimiz ekim ayında Dohuk’ta bir anlaşma yaptık. Hedefimiz geçmişe sünger çekip karşımızdaki DAİŞ terörü karşısında birleşmekti. Her iki taraftan üyeler atayacağı bir siyasi komisyon kurulması öngörülmüştü. Bu bağlamda askeri güçlerimizin de aynı çatı altında birleşmesi öngörülmüştü. Ama yanaşmadılar. Çünkü başka güçler devreye girdi.

KDP-S liderlerinden Abdul Hakim Başer’le Erbil’de görüştüğümde PYD’nin Esad rejimiyle işbirliği içerisinde olduğunu, herhangi başka bir partiye hayat tanımadığınızı, Rojava’da (Suriyeli Kürtlerin denetimindeki bölgelere verilen Kürtçe ad) bir nevi diktatörlük kurduğunuzu savundu.

Bu suçlamaların gerçeklerle herhangi bir ilgisi yok. Esas Kürtlerin birleşmesini istemeyen taraflar buna mani oluyor.

Kim onlar?

Türkiye mesela.

Ama bizim bazı Iraklı Kürt kaynaklarından duyduğumuza göre sorun çıkartan taraf YPG. KDP-S peşmergelerinin mutlaka YPG komutası altında savaşmalarını dayatıyorlarmış.

Hayır bu doğru değil. Her şeyden önce bir araya gelip konuşmamız gerekir. Elbette herkes kendi başına buyruk hareket edemez. Çok şiddetli ve kanlı bir mücadeleden, bir savaştan söz ediyoruz. Bir nizam gerek. Bunu birlikte tesis edebiliriz. Biz buna açığız. Ama karşı taraf sürekli masadan kaçıyor.

Son olarak Türkiye’de bir koalisyon hükümeti tablosu çıktı seçimlerden. Sizin açınızdan hangi partilerin kuracağı bir hükümet hayırlı olur?

Bizler kendi kuracağımız idareyi en iyi kendimiz seçiyorsak Türkiye de en iyi kendi bulur seçer. Bizde her kim iktidara gelirse aynı şekilde dostluk eli uzatırız.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89