• BIST 108.197
  • Altın 153,753
  • Dolar 3,8399
  • Euro 4,5165
  • İstanbul 15 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 4 °C

PYD ile Suriyeli muhaliflerin sürpriz mutabakatı

Sardar Mlla Drwish

Suriye’de barışa yönelik en azından bir mutabakat sağlanmış görünüyor. Geçtiğimiz günlerde Kahire’de sağlanan bu mutabakat, Kürtler ile Suriye muhaliflerin örneği görülmemiş bir ittifakı olarak anılıyor.

Ahmed Carba önderliğindeki Suriye’nin Yarını hareketi ve Kürt Demokratik Birlik Partisi (PYD) 10 Eylül’de “Suriye’nin geleceğini inşa etmek” için birlikte çalışmak üzere anlaştı. 2013-2014 döneminde Suriye Ulusal Koalisyonu’nun başkanlığını yürüten Carba o günlerde Suudi Arabistan tarafından destekleniyordu. Kürtler için özerklik isteyen PYD’nin ise Suriye rejimi ile iş birliği yaptığı iddia ediliyor.

Sağlanan anlaşmada iki taraf Suriye’deki tüm gruplara mevcut bataklıktan çıkmak için akılcı yollara yönelme çağrısı yapıyor, Suriye’de bugün yaşananları farklı grupların güç mücadelesi ve Suriye devriminin yolundan sapması olarak tanımlıyor. Taraflar, ayrıca krizin ancak Suriye muhalefeti ile rejimin Birleşmiş Milletler’in, Rusya ve ABD gibi devletlerin himayesinde müzakere masasına oturmasıyla çözüleceği konusunda mutabık kaldı.

Carba, 11 Eylül’de ANF haber ajansına verdiği mülakatta özerk yönetimle sağladıkları mutabakatın Suriye’de Araplar ve Kürtler arasındaki güçlü bağları yansıttığını kaydetti. Suriye’nin Yarını hareketinin Siyasi Büro üyesi Ahmed Avad ise 16 Eylül’de “savaş cehenneminin neden olduğu can kayıplarına son verecek” her türlü anlaşmaya olumlu yaklaştıklarını belirtti.

Kürt Demokratik Toplum Hareketi’nin (TEV-DEM) liderlerinden özerk yönetim temsilcisi Eldar Halil, Al-Monitor’a yaptığı açıklamada sağlanan mutabakatla Suriye’de barışçıl çözümden yana olan ulusal muhalif grupların bir araya getirilmesinin amaçlandığını belirtti.

Suriye’nin Yarını hareketi bünyesindeki Çalışmalar ve Araştırmalar Merkezi’nin Başkanı Muhammed Halid El Şakir de mutabakatın Suriye’deki tüm demokratik ulusal güçlerin birleşmesi bakımından gerekli olduğunu kaydetti. Al-Monitor’a konuşan Şakir şöyle dedi: “İçine düştüğümüz bu iç savaş, herkesin aynı masanın etrafına oturup Suriye’yi bu beladan kurtarmasını gerektiriyor.”

Nihai anlaşmada rejimin tüm simgeleriyle birlikte devrilmesi, herkesi kapsayan ulusal bir çatının oluşturulması, hukuk devletinin tesisi, Suriye’de sivil, demokratik ve çoğulcu bir devlet kurulurken ülkenin toprak bütünlüğünün korunması ve İslam Devleti gibi terörist örgütlerle mücadelenin sürmesi yönünde çağrı yapılıyor. Anlaşmayla Suriye’de savaşan diğer grupların da savaşın çözüm olmadığını idrak edip siyasi çözüm için çalışmasına zemin hazırlamak amaçlanıyor.

Halil, aktivistler ve Suriye muhalefetinin bazı mensuplarınca dile getirilen Kürtlerin ayrılmak istediği iddialarını “Âdemi merkeziyetçi bir yönetim Suriye’de etkisiz olur.” diyerek reddetti. Anlaşmanın Arap milletçiliğiyle bilinen Mısır’da imzalanmasına işaret eden Halil, bu simgeselliğin de “federalizmin bölünme ve ayrılmanın girizgâhı olduğu yönündeki tüm iddiaları çürüttüğünü” belirtti. Halil “Bizim istediğimiz coğrafi federalizm birliği sağlamanın, (Araplarla Kürtler arasında) bölünmeyi ortadan kaldırmanın en etkili yoludur.” dedi.

Şakir ise sivil devlet kavramına ve İslamlaşmanın Suriye toplumuna dayatılmaması gereğine vurgu yaptı. Öte yandan laik ilkeler özerk yönetim ve Suriye’nin Yarını hareketi için ortak bir payda oluşturuyor ve iki taraf da radikal düşünceleri ve terörizmi açıkça reddediyor.

Anlaşma, Suriye muhalefetinden net bir destek alamadı. Zira muhalif grupların çoğu, imzacı taraf PYD’ye Suriye devrimine karşı rejimi desteklediği gerekçesiyle karşı çıkıyor. Buna rağmen Şakir, mevcut bağımlılık, bölünme ve felç durumundan bir çıkış yolu bulmak adına muhalif gruplar içinden bir ortak bulmanın önemli olduğunu düşünüyor.

Peki, ABD ve Rusya’nın bu anlaşmada herhangi bir rolü oldu mu? Halil bu soruya cevaben ABD ve Rusya’nın Kürtlerin müzakerelerde temsil edilmesi gerektiği yönündeki tutumunun saygıdeğer olduğunu söylemekle yetindi ve “Özerk yönetimin siyasi ve askeri kanatları yoksa müzakerelerin çözüme ulaşabileceğine inanmıyoruz.” dedi.

Halil, Mısır’ın anlaşmaya verdiği desteği överken Körfez ülkelerinin Suriyeli grupların uzlaşısı için çalışmamasını ise bu ülkelerin karnesinde “kara bir leke” olduğunu söyledi.

Anlaşmayı Kürtler ile Suriye muhalefeti arasında “buzları eritmenin bir yolu” olarak niteleyen Halil, şubatta Moskova’da açılan büronun ardından özerk yönetimin Washington’da da büro açmasının “muhtemel” olduğunu belirtti.

Yorumcular ve muhalif isimler Rusya’nın Kürtlere verdiği desteğe dikkat çekiyor. Suriye’nin Yarını hareketi de Rus Dışişleri Bakanlığı’nın daveti üzerine Suriye krizinde siyasi çözümü görüşmek için 26 Haziran’da Moskova’yı ziyaret etmişti.

Ancak Şakir, Rusya’nın anlaşmada herhangi bir rolü olmadığını belirtti. Anlaşmayı Suriyeli iki tarafın ulusal duruşu olarak gören Şakir şöyle konuştu: “Anlaşma bizim milliyetçi duruşumuz ve azmimizle sağlandı. Bu anlaşmadan önce, Ocak 2014’teki Cenevre toplantısından itibaren Suriye rejimini ciddi bir siyasi sürece sevk etmesi için Rusya’nın baskı uygulamasına güvenmiştik.”

Şakir Suriye muhalefetinin müzakere sürecindeki önemini de şöyle vurguladı: “Önemli olan grupların veya şahısların temsili değildir. Önemli olan tüm Suriyeli muhalif grupların benimsediği felsefelerin görüşmelerde temsil edilmesidir.”

Tarafların kapanış açıklamasında ABD ve Rusya’ya Suriye’deki çabalarını daha iyi koordine etme çağrısı yapılıyor. Ayrıca Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden Suriye krizinin çözümüne aktif şekilde katılması isteniyor.

ABD ve Rusya’nın eylül başında uygulamaya koyduğu ateşkes anlaşması Arap devletleri, Türkiye ve Avrupa Birliği tarafından olumlu karşılanmış, rejimin de onayını almıştı. Suriye muhalefeti ise ateşkese açık destek vermemişti. Rejim ve muhalefetin karşılıklı ihlal suçlamalarıyla ateşkes çökmeye başlamış ve rejim Halep’e yönelik taarruz başlatmıştı.

Suriye muhalefetinin Kürt savaşçılarına yönelik tutumundan farklı olarak Şakir, Kürtlerin silahlı gücü Halk Savunma Birlikleri’nin Suriye savaşının bir ürünü olduğunu ve “tıpkı Özgür Suriye Ordusu ve diğer gruplar gibi Suriye devriminin rahminden doğduğunu” belirtti. Şakir devamında şöyle dedi: “Suriye’nin Yarını hareketi, savaş kültürünü günlük gerçeklikten çıkarmak ve çatışmanın olumsuzluklarını olumlu bir yeniden inşa sürecine dönüştürmek için çalışıyor.”

Burada Carba’nın Irak’taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KBY) müttefiki olarak görüldüğünü belirtmek lazım. Bunun nedeni, Carba’nın mensubu olduğu Şammar aşiretinin Kürtlerle tarihsel bağlara sahip olması ve geçen yüzyılda Suriye’nin Cizire bölgesindeki başka aşiretlere karşı Kürtlerle ittifak etmesidir. Öte yandan Suriye’deki Rojava yönetiminin KBY ve KBY Başkanı Mesud Barzani’yle ilişkilerine gerilim hâkim. Özerk yönetim, yani PYD Abdullah Öcalan’ın PKK’si ile bağlantılı olmakla suçlanıyor. PKK ve Iraklı Kürtler 1990’larda çatışmışlardı.

Şakir, anlaşmanın bir unsurunun da karşılıklı saygı ve Suriye’nin ulusal menfaatleri temelinde Suriyeli, Arap ve bölgesel tüm aktörlerle ilişkilerin geliştirilmesi olduğunu belirtti. Halil ise Carba için “Irak Kürdistanı’nın müttefiki olarak Irak’taki kardeşlerimizin müttefiki olarak görülüyor.” dedi.

Halil, Suriyeli gruplar tarafından atılan adımların ve Suriye’deki genel durumun dış baskılarla belirlendiği görüşünü de reddetti: “Belli çözümlerin Suriyelilere dayatıldığına inananlar ciddi şekilde yanılıyor. Suriyeli gruplar arasında varılan anlaşmalar gerekli desteği alacaktır.” (Al Monitor)


Sardar Mlla Drwish is a Syrian journalist working in written, audio and electronic media. He holds a degree in media from Damascus University.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89