• BIST 97.533
  • Altın 145,791
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 26 °C

Putin-Medvedev formülü

Aslı Aydıntaşbaş

Dün Başbakan’ın en önemli açıklaması, bir süredir siyaset kulislerinde ‘en muhtemel senaryo’ olarak anlatılan tablonun Erdoğan tarafından ilk kez telaffuz edilmesiydi.

Erdoğan yerel medya temsilcileriyle yaptığı toplantıda “Üçüncü dönemin sonunda devam etmeyi düşünüyor musunuz?” sorusuna, “Benim böyle bir talebim yok. Ancak parti isterse kongreye giderim” yanıtını verdi.

Hemen ardından gelen “Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olacak mısınız?” sorusuna ise, lafı eveleyip gevelemeden “Şu anda gündemimizde öyle bir şey yok. Mevcut Cumhurbaşkanımız devam edebilir“ dedi.

Gerçi Hüseyin Çelik bu ifadeleri yalanladı ama siyaseten tablo net. Olağanüstü bir durum olmazsa, Erdoğan 30 Mart sonrası Cumhurbaşkanı adayı değil. Bunu zaten biliyorduk ama kendisi ilk kez söylüyor. Eski planlar, Gezi olayları ve 17 Aralık süreciyle rafa kalktı. Ak Parti hala Türkiye’nin en popüler partisi; ancak Erdoğan’ın halkoylamasından başarıyla çıkmama ihtimali her geçen gün artıyor. Bu yüzden iki yıl önce ‘Başkanlık sistemi’ diye yola çıkan Erdoğan, zaman içinde planlarını önce ‘partili cumhurbaşkanı,’ sonra mevcut kanunlara göre ‘cumhurbaşkanı’ olarak revize etmek durumunda kaldı. Belli ki artık Çankaya’dan da vazgeçip 4. dönem başbakanlık seçeneğini gündemine aldı.

30 Mart’ta Ak Parti sandıkta olağanüstü bir başarı göstermezse, Erdoğan’ın Ağustos 2014’te cumhurbaşkanı seçilmesi zor. (‘Olağanüstü’ derken, yüzde 44’ün altındaki her rakamın, Erdoğan’ın iki turlu halkoylamasıyla cumhurbaşkanı seçilmesini zora sokacağını hatırlatalım.)

Bu durumda Ak Parti açısından en rasyonel formül, Abdullah Gül’ün ikinci dönem cumhurbaşkanlığına destek vermek olacak. Allah’tan Ak Parti zamanında Abdullah Gül’ün ikinci kez Çankaya adayı olmasına set çeken yasa taslağını geri çekmiş!

Mevcut ortamda en muhtemel senaryo, Erdoğan ve Gül’ün yer değiştirmesi yerine, Gül’ün 2014’te yeniden Cumhurbaşkanı olması, Erdoğan’ın 2015’te Başbakan adayı olması.

Böylece yıllardır söz edilen Putin-Medvedev formülü değil, önümüzdeki dönemde Medvedev-Medvedev Türkiye’sine bakıyor olacağız...

Polis beni durdursa...

Mesela trafik polisi beni durdursa, ceza keseceğini söylese, benim ”Hayır kesemezsin çünkü sizin trafik bölge müdürlüğünün binası kaçak yapı” demeye hakkım var mı?

Kanunların çiğnenmesinin hiçbir mazereti yoktur. O ayrı, o ayrı. Modern devlet, kimsenin imtiyaz sahibi olmadığı, eşit vatandaşlık kavramı üzerine kurulu bir kurallar bütünüdür. Bu tanımı uzatabiliriz ama modern devletin püf noktası, olmazsa olmaz iki kaidesi, hukuk devleti ve herkesin kanunlar önünde eşit olduğu prensibidir.

Diyeceğim, elmalarla armutları karıştırmayalım. Başbakan ve Ak Partililer, 17 Aralık sonrası ortaya çıkan fezlekeleri, tapeleri hiç konuşmayalım, sabah akşam sadece telefon dinleme rezaletinden, Paralel Devlet’in ne kadar tehlikeli olduğundan dem vuralım istiyor. Erdoğan da mitinglerde genel anlamda ‘Beni paralel devlet dinledi ve bunlar çok tehlikeli’ temasını işliyor. ”Kriptolu telefonumu bile dinlemişler” diyor; ama o konuşmada neler dendiğine dokunmuyor.

Peki o dinlemelerde neler konuşulduğunun hiç mi önemi yok? Kanun önünde işlenen bir suç varsa, ihaleye fesat karıştırma, nüfuz kullanımı ya da yargıya müdahale söz konusuysa, bunu dikkate almayacak mıyız?

Bir eylem vatandaş yaptığında suç ise, telefonu dinlenen Başbakan yaptığında, o telefon illegal dinlendiği için, suç sayılmayacak mı?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89