• BIST 89.412
  • Altın 146,694
  • Dolar 3,6411
  • Euro 3,9163
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 19 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 12 °C

Pozisyon değiştirmeden asla

Ekrem Dumanlı

Devlet, pozisyon değiştirdi. Bu büyük değişim AK Parti iktidarıyla başlamadı. Çeyrek yüzyıllık bir tecrübe sonucunda bir noktaya varıldı.

Tam bu kavşakta hiç kimse "Ben 25 yıl önce neredeysem orada duracağım" diyemez. Bunu PKK da söyleyemez, DTP de söyleyemez, CHP de söyleyemez. Çünkü dünya değişiyor, Türkiye de değişiyor. Bu değişim ve gelişim çarklarının önüne Soğuk Savaş döneminden kalma söylemlerle çıkmak 'Don Kişot'ça bir yaklaşımdır. 'Sanço Panço'lardan alkış alınsa bile ne yel değirmenlerini devirmek mümkündür ne de tarihe muhteşem bir şövalye olarak geçmek...

Bir zamanlar devleti temsil eden zevat "Kürt yoktur; dağda yaşayanlar karda yürürken kart-kurt diye ses çıkardığı için Kürt diye anılırdı" dedi. Zaman içinde bu söylem terk edildi. Rahmetli Özal "Kürt sorunu"na çok kafa yordu. Demirel, Mesut Yılmaz, Tayyip Erdoğan gibi liderler "Kürt gerçeği"nden, "Kürt sorunu"ndan bahsetti.

12 Eylül yönetimi Kürtçeyi yasaklamıştı. Anadilini yasaklamak mümkün mü? Denendi. Olmadı. Ve emekli Org. Aytaç Yalman, "Kürt yoktur, diye eğitilmişiz. Sosyal istekleri bile yıkıcı faaliyetler kapsamında gördük. Biz olayın sosyal yönünü görmemişiz." itirafında bulundu. Bir zamanlar devlet temsilcileri, PKK militanları için "Bir avuç şaki" diyordu. Bir gün Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ortaya çıkarak bütün ezberleri bozdu. "Terörist de neticede insandır." diyen Genelkurmay Başkanı, "Terörist örgütün dağılışına ve silahları bırakışına kadar örgütle mücadele etmekte son derece kararlıyız." şartını ileri sürdü ve bugün terör örgütü silahı bırakıyor.

Devlet, Kürtçeye özgürlük kapısını açtı. Vakıa, Kürtçe dil kurslarına yeterince rağbet olmadı ama çok sayıda Kürtçe kursu açıldı. Yargı harekete geçti ve faili meçhul cinayetlerin peşine düştü. Devlet, TRT kanallarından birini Kürtçe yayınlara ayırdı...

Görüldüğü gibi herkes (hükümet, asker, sivil toplum örgütleri) pozisyon değiştirdi. Şimdi PKK'lılar silah bırakıp dağdan iniyor. Görünen o ki, pozisyon değiştirmek istemeyenler de var. Silah bırakmayı bir şova dönüştürme telaşıyla yanıp tutuşan DTP'liler gözden kaçmıyor. Yaptıkları bu aşırı hareketlerle toplumu karşı karşıya getirdiklerinin ya farkında değiller ya da zaten bunu arzuluyorlar. Tehlikeli bir süreç. Şımarıklığın manası yok. Örgüt lideri Öcalan, devleti adeta tehdit eden bir "yol haritası" yayınlamıştı. Hükümet sınır ötesi harekât için 'hazır ol' emri verdi. Bu, bir bakıma muhatap almamanın sinyaliydi. Bugün gelinen nokta PKK'nın çaresiz bir duruma düştüğünü de işaretliyor. Kaçacak yer yok. Suriye'de kamp kurmak, Irak'tan lojistik destek almak artık eski bir hayal. Amerika'nın ya da Avrupa'nın bu saatten sonra PKK'ya sempatiyle bakması da imkânsız. Zira Türkiye, kendine düşen bazı sorumlulukları yerine getirerek önemli bir hamle yaptı. Örgütün istismar ettiği bazı hatalar ortadan kaldırıldı. Bu noktadan sonra hâlâ silahla mücadele vermek isteyene ne Türkiye'nin tahammülü kaldı, ne dünyanın...

Demokratik açılıma ve o çalışma sonrasında yaşananlara hep Diyarbakır'dan bakmak yanlış. Konya'dan, Kayseri'den, Edirne'den, Çanakkale'den de bakmak gerekir. Kanın durması şart. Anadolu, otuz yıldır gördüğü al bayraklı tabutları artık görmek istemiyor.

"Her şey çok iyiydi, aynen devam etmeli" demek vicdanları yaralar. Aşırı milliyetçi söylemler kullanarak yangına benzin dökmek, büyük bir vebal altına girmektir. Türk milliyetçisi de bilmeli ki, silah bırakıp dağdan inmek devlet tarafından uzun bir zamandan beri istenen ve beklenen bir sonuçtur. Kürt milliyetçisi de bilmeli ki, bu ülkenin büyük çoğunluğunu tahrik ederek "barış"a kavuşmak imkânsızdır. Başta DTP (ve tabii ki Kürt aydınları) olmak üzere herkesin sorumlu davranması şart. Kürt aydınlar devlete karşı nasıl "cesur tavır" takınabiliyorsa aynı şekilde Stalinist metotlarla örgüte hükmeden liderlere karşı da aynı tavrı takınmalıdır. Aksi takdirde "özgürlük, şeffaflık, demokrasi, eşit haklar" gibi lafların hiçbir kıymeti kalmaz. Yani, pozisyon değiştirmek şart! Çünkü Türkiye eski Türkiye değil; herkesi samimiyet sınavından geçiren kamu vicdanıyla karşı karşıya olduğumuzun farkında mıyız acaba?

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89