• BIST 107.206
  • Altın 142,796
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 28 °C
  • Diyarbakır 31 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 30 °C
  • Berlin 16 °C

Post-Kemalist laiklik yahut İslam içi siyaset

Mücahit Bilici

Cumhurbaşkanlığı seçimi için iki muhalefet partisinin ortak adayının Ekmeleddin İhsanoğlu olması ne anlama geliyor? Geçen seneki bir yazıma şu soruyla başlamıştım: “Türkiye’de yeni dönemin siyaseti nasıl bir şey olacak? Artık doğal sınırlarına ulaşan devrim sonrası siyasetin İslam’la ilişkisi acaba nasıl bir seyir izleyecek?”

Cevap olarak da İslam içi siyaset argümanını ileri sürmüştüm: 

“Aktörler kurumsal siyasette varolabilmek için İslamlardan İslam, dindarlardan dindar beğenmek durumunda kalacaklar. Çünkü Türkiye’de artık [Kemalist] laik siyaset bitti. Yani siyasetin belirleyici eksenlerinden biri olan ve onyıllardır bir azınlık tahakkümüne imkân tanıyan İslam- laik kutupsallığı büyük ölçüde bitti diye düşünüyorum. Müstakil oyuncu olma özelliklerini kaybetmiş bulunan laikler, eğer sisteme küsmeyi tercih etmezlerse, bundan sonra kendilerinden büyük dindar aktörler arasında tercih yaparak demokratik koalisyonlarla siyaset yapabilecekler.” 

Vesayet gidince herkes İslam’ın dışından İslam’ın içine düştü ve düşecek.” 

“İslam’dan daha çok bir konuşma nesnesi olarak söz etmeyeceğiz artık. Bilakis İslam’ın temel değer olarak toplumsal tasavvuru şekillendirdiği ama İslam’ı nesneleştiren bir kimlik siyasetine müsaade etmeyecek şekilde görünmezleşeceği bir ortam doğacak diyebiliriz.” 

Bu normalleşme, sırf dindar olmayı, siyasi başarı veya toplumsal destek için yeterli olmayan bir özellik hâline getirecek. Salahat ve maharet dengesi yeniden oluşacak. Laiklik üzerinden siyaset kadar, din üzerinden siyaset de tükenecek. Dindarlar arası bir siyasette hürriyet, adalet, doğruluk, hizmet gibi faktörlerle İslam’ın doğal değerleri siyasi rekabetin eleği hâline gelecek... Belki bugüne kadar birarada durmuş olan Adalet ve Kalkınma Partileri birbirleri ile yarışacaklar.” (“İslam içi Siyaset”, Taraf, 31 Ağustos 2013) 

Evet, İhsanoğlu tercihinin kurnaz siyasetin popülist labirentinde nasıl bir karşılık bulacağını tahmin etmek güç ancak kesin olan bazı şeyler var: 

AK Parti devrimi ile bir dönem kapandı. Dindar Cumhuriyet dönemi başladı. 

Siyaset, İslam’ın dışından İslam’ın içine taşınıyor. Muhalefetin bu gerçeğe uyanmasıyla birlikte İslam normalleşirken aslında laiklik de normalleşiyor. Kemalist laiklik tükenmişti. Şimdi Post-Kemalist bir laikliğe uyanıyoruz. İslam’ın siyasete alet edilmesi zorlaşacak. Yani din üzerinden siyaset de tükenecek. Bu hem laikliği onun suiistimalinden, hem de İslam’ı onun siyasetteki suiistimalinden kurtaracak sağlıklı bir gelişmedir. 

Demokratikleşmeve İslam’la barışma arasındaki ilişkinin bir versiyonu daKürt siyasetinde yaşanıyor. Abdullah Öcalan’ın Newroz deklarasyonu ile başlayan ve PKK’yı dindarlaştırmasa da İslam’la barışmaya zorlayan (Misak-ı Millici) süreci de böyle paralel bir süreçtir. 

Muhalefetin adayının politik performansı bir soru olarak cevabını beklerken, bu adayın ortaya çıkışında imasını bulan ilginç bir soru şudur: Tayyip Erdoğan’dan Ekmeleddin İhsanoğlu’nu (örtüşen unsurları) çıkarsanız geriye ne kalır? Bu soru seçmenleri düşündürecek bir sorudur. Tercihleri değişmese bile siyasete bakışları değişmek zorunda kalacak 

Çünkü, “‘halife’ olmak kadar ‘Ömer’ olmak da önemli hâle geliyor.”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89