• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -3 °C
  • Ankara -4 °C
  • İzmir 2 °C
  • Berlin -2 °C

PKK'yla görüşme

Gülay Göktürk

Bu kez hiçbir şeyin Oslo gibi olmayacağı belli. Hükümet Oslo'dan çok önemli dersler çıkarmış görünüyor.

Bu defa görüşmenin hedefi daha belirgin, çerçeve çok daha net çizilmiş ve daha açık bir politika izlenecek gibi görünüyor. Başbakan Erdoğan geçen defaki gibi "Biz değil, devlet görüşüyor" gibi yararsız bulanıklıklar yaratmıyor. Artık önemli bir tabunun yıkıldığı, kamuoyunun görüşme yapılmasına soğuk bakmadığı iyice anlaşıldığından olacak, daha güvenli bir tutumla daha açık bir politika yürütüyor.

Ama tabii en önemlisi, görüşmenin hedefinin ve çerçevesinin net bir biçimde çizilmiş olması...

Hatırlayacağınız gibi, Oslo görüşmelerine en büyük tepki konuşulan konular arasında, PKK'nın deyişiyle "Kürtler'in statüsüne" ya da birtakım demokratik haklara ilişkin konuların da dahil edilmesiydi.

Bu yanlışların en büyüğü idi. Doğrusu, görüşen tarafların daha baştan Kürt sorunu ile terör sorununu birbirinden ayırması; "statü"nün belirleneceği yerin devletle yapılan gizli görüşmeler değil meşru zeminlerde cereyan eden açık tartışmalar olduğunu bilerek bu konuların hiçbir şekilde müzakere masasına getirilmemesiydi. PKK'yla görüşen hiçbir devlet görevlisi, esas olarak anayasal bir konu olan statü konusunda terör örgütü ile tartışmaya girmek, pazarlık etmek ya da söz vermek yetkisine sahip olamazdı.

Hükümet kanadından yapılan açıklamalar bu kez aynı yanlışın tekrarlanmayacağını; görüşmelerin doğrudan doğruya şiddetin son bulması için atılacak adımlar noktasında yoğunlaşacağını ortaya koyuyor. Daha somutlarsak, PKK'nın silahlı bir örgüt olarak tasfiye edilirken meşru siyaset yapma imkânlarına kavuşturulması için neler yapılabileceği, dağdakilerin nasıl indirilebileceği, topluma nasıl kazandırılabileceği, Öcalan ve lider kadronun ne olacağı, gündeme gelebilecek bir affın kapsamı ve niteliği gibi konular...

Evet, kapsamlı bir af... Telaffuzu bile zor gelse de, bu bir gerçek...

PKK'nın silah bırakmasıyla devletin kapsamlı bir affı gündeme getirmesinin bir arada ele alınması gerektiğini; bu iki süreç eşzamanlı bir biçimde planlanmadan şiddeti durdurmanın mümkün olmadığını artık kabul etmeliyiz. Dolayısıyla, savaşın bitmesini isteyen herkesin, kendi kamuoyunu atılacak bu adımlara psikolojik olarak hazırlamaya gayret etmesi gerekir.

Kürtler PKK'nın tasfiyesini içine sindirmek zorunda, Türkler de affı...
Biliyorum, şu anda bu sütunun okurlarının birçoğu da dahil milyonlarca insan suç varsa cezasının da olması gerektiğini, PKK'lıların affının adil olmadığını düşünüyor.
Daha önce de yazdığım gibi;

Terörü halka karşı işlenen bir suç olarak gören biri olarak ben de kendi payıma devletin bireylere karşı işlenen bir suçu affetmesine karşıyım. Ayrıca afların hukuk devletini zedelediğine ve adaletsizlik yarattığına da inanırım.

Ama bazen, barışın adaletten daha önemli olduğu tarihi anlar vardır. Eğer savaş ancak bu yolla bitirilebilecekse; daha fazla insan ölmemesi ancak böyle mümkünse adaletsizliği bir ölçüde sineye çekebileceğimiz anlar...

Sanırım şu anda öyle bir andayız.

Bunca ölümün katılaştırdığı yüreklerimizi yumuşatmanın zamanıdır. Karşılıklı hınçlarımızı, öfkelerimizi, intikam duygularımızı, zihnimize yer eden kırmızı çizgilerimizi, "asla"larımızı, "ilelebet"lerimizi bir tarafa bırakıp hayata bir şans versek diyorum.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89