• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 13 °C
  • Berlin 2 °C

PKK’nin öz-yönetimden anladığı öz-terörizm mi

Mücahit Bilici

Geçen gün Silvan’dan bir akrabayla konuştum. Halk şehri terkediyor; gidebilenler başka şehirlere gidiyor dedi. Yaşlı amca ve halalar da şehri terketmişler. Bunun sadece Silvan’a mahsus bir durum olmadığını biliyoruz.

Birkaç gün önce HDP milletvekili Adem Geveri’nin babasının evinin önünde patlayan bomba evin içini oturulamaz hâle getirmişti. Kürd illerinde normal vatandaşın hayatını zehir eden bir siyasi hamakat sözkonusu. Hergün masum insanlar, sekiz yaşında çocuklar kurşunlara hedef oluyor. HDP’ye oy veren Kürdler başta olmak üzere Kürdlerde büyük bir burukluk ve kızgınlık var. Şehirleri yaşanamaz çatışma hurdalıklarına çevirme kararı hangi akla hizmettir?

Bunun adını çok net koyalım: Mevcut şartlarda sivil olmayan ve başıbozuk silahlı şehir milisleri ilegüya uygulanacak bir öz-yönetim kararı terörizme davetiyeden başka birşey değildir. Yani bu yaşananlar kendi kendine sahip çıkma anlamındaki öz-yönetim değil bir kendi kendini paralama vehalkı panzerin önüne atma anlamında öz-terörizmdir.

Öz-yönetim mi istiyorsun? Devleti tanımıyorum diyeceksin ve kendi sivil hayatını kuracaksın. Vicdani ret yoluyla meşru dairede, senin rızan alınmadan senin tepene kurulmuş bir devletin kurumlarını kabul etmeyerek, sivil olarak tabandan yeni bir toplum inşa edeceksin. Okula çocuğunu göndermeyip,askere gitmeyi reddedeceksin. Toplumu bununla tehdit değil buna ikna edeceksin ve ikna olanlarla eşitlikçi, sivil, hür bir yeni insan cemaatini inşaya çalışacaksın. Bunun şeriatta yeri var. Bu kendi olma hakkıbaşkasının tahakkümünü reddetme hakkıdır. Türkiye toplumuna da dünya ahalisine de bunu anlatabilirsin. Ama silahlı milislerle özyönetim ilan etmek demek şehirlerde savaş deklare etmek demektir. Sivilleri savaşta kalkan olarak kullanmak savaş suçudur.

Eğer PKK, bir anlaşma ve kapsamlı barış oluncaya kadar silah bırakmayacağım ve savaşacağım diyorsa bu kendi kararıdır, hakkıdır ve sonuçlarına askerî olarak katlanır. Bu kendi içinde tutarlı bir pozisyondur. Ancak Kürdistan’daki sivil halkı zorla ve fiilî bir çatışma ortamının barikatı yapmak, vatandaşı şehir savaşının mevzisi ve nesnesi yapmak terörizmdir.

PKK meşruiyetini artırma arayışına devam etmek yerine, siyaset arenası gibi oluşmaya başlayan meşruiyet sahalarına silah sevkıyatı yaptıkça ve sokak gençleri eliyle sivilliği havaya uçurdukçaKürdlerin eşitlik ve egemenlik davasına büyük zarar vermektedir.

PKK merkezli Kürd hareketinin aklı (İmralı) hapistekasları (Qandil) gerginsözü (HDP) ise belirsiz bir hâldedir. Bedeninin önemli bir kısmı meşruiyet sahasının dışında; kuvvetli duygularına hükmedeninsicamlı bir aklı yok; vicdanı, konuşma imkânı bulduğunda bile hür değilNe istediğini kendisi de bilmiyor. Hazmedilmemiş teorilerin pratik kurbanı olarak kendisini ve muhataplarını feda etmeye amade hâlde.

Geçmişten geleceğe, çatışmadan sivil mücadeleye uzanması gereken bu hareketin büyük cüssesini bir yerden bir yere sevketme işleminin, bir tarzdan yeni bir tarza geçirme çabasının kolay olmayacağını teslim edelim. Bu iş kolay bir iş değil. Ve Kürdlerin meşru eşitlik ve egemenlik mücadelesinin ayağa kalkmasında PKK’nin tarihe geçen bir katkısı var. Ancak bugün gelinen nokta PKK için yeni bir çizgiyi gerektiriyorPKK’yi aşan bir kitleselliğin ve mücadelenin eşiğindeyiz. PKK bunu görmeli. Tekrar kayda geçirelim: Kürdlerin en büyük gücü PKK değil haklılıklarıdır. PKK bu haklılığa dayandıkça bugüne kadar tekeline aldığı siyaset ve liderliğe liyakat kazanır ve geçmiş yanlışlarını bütün Kürd milletine affettirir. Bu da PKK’nin meşruiyeti arzulamasına ve silah dâhil ağırlığını mevcut gayri-adil statükoyu demokrasi istikametinde değiştirmek için ortaya koymasına bağlıdır. Yoksa Kürd siyasetinde tekpartili bir askerî rejim despotizmini Kürdler de kabul etmeyecek.

HDP’ye kitlesel destek veren Kürdler PKK’nin dönüşüm vaadine ve sivil mücadeleye destek verdiler ve bunda ısrar etmeliler. PKK’ye rağmen HDP’ye destek vermeye devam etmeli ta ki hem HDPözerkleşme cesareti göstersin hem de PKK sivil siyasetin gücü karşısında silahı layık olduğu ortamlar için geri çeksin. Kürd kamuoyu, İmralı- Qandil- HDP üçgeninde ağırlığını sivil mücadele ve meşruiyetten yana kullanarak bu konudaki aktörleri müsbet harekete teşvik etmeli. AK Parti de PKK de kendikurumsal menfaatlerini ülke menfaatlerinden daha öncelikli gördüğü sürece, her iki aktörün dedemokrasi ile terbiye edilmeye ihtiyacı olacak.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89