• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 11 °C
  • Berlin 11 °C

PKK'nin içindeki paraleller

Hamid Omeri

İstanbul 10. Ceza Mahkemesinde molotof atmak gibi eylemlerden dolayı "terör örgütü üyeliğinden" yargılanan A.S.'nin aslında MİT'e çalıştığı ortaya çıktı. Mahkemeye bir yazı gönderen MİT, sanığın kendilerine çalıştığını itiraf etti.” Bir zamanlar koridorlarında keyifle ve gururla çalıştığım Gündem Gazetesi’nin, 27/01/2014 tarihli “MİT: Molotofçu bizim eleman ”başlıklı haberinden alıntıladım yukarıdaki satırları. Malumunuz, gündem paralel yapılardan geçmeye fırsat vermeyince insan ister istemez kendine ve yakınına bakma isteği duyuyor. 

Paris suikastında da Sara ve arkadaşlarına ilişmenin(bkz. “Kürde İlişmek ”yazımız) bu haberle öyle ya da böyle ciddi bir değerlendirmesini yapmak mümkün. Belki daha eskiye Pilot Necati'ye uzanmak lazım. Ya da biraz daha yakına Doğu Perinçek'in bir gül-karanfil naifliğinde içimize sızdırılmasından ve derin derin kanatılmamızdan. Ya da Yalçın Küçük'ün bir zamanlar Kürd'ün 'hikmet' makamına konumlandırılışını tahlil etmek lazım. Son dönemde Kürt siyasetinin daraldığını iddia ederek Kürdü, Türk solu ile Türkiyelileştirmek çabası da bu yönlü bir okumaya ve değerlendirmeye son derece açıktır. Kürdün Perinçek ve Küçük ile yaşadığı hayal kırıklığı yeni isimlerle ne yazık ki kendini yinelemekle karşı karşıyadır.  

Muhakkaktır bu denli büyük hareketlere sızmaların olacağı. Ben nasıl kuruldu-şu kurdu bu kurdu- senaryolarından ziyade bugün ile ilgiliyim. Elbette kuruluşa dair söylenenleri ya da bu iddialara karşı verilen cevapları da yabana atmamak lazım. Kürt özgürlük hareketi ya da karşı bir ifadeyle Kürt özgürlük hareketlerini sindiren hareket bu denli güçlü, büyük ve uzun ömürlü olunca bu yapıyı kontrol etme, yönlendirme girişimlerinin olması son derece doğaldır. Açık söylemek gerekirse örgütler kimi zaman bunun farkında olmasa da çoğu zaman özellikle üst kadrolar bu ilişkilerden haberdardır. Bazı iddialara göre kendileri de ordandır ancak bunlar birer iddia olduğu için salt yoruma dayalı kanaatler söylemek mümkündür. Ben bu çerçevede örgütlerin tıpkı alanlarda görev yapan istihbaratçılar gibi kendilerini kullanmak ve yönlendirmek isteyenler gibi onlar da bir karşı hamle ile onları kullanma ve kendilerini kullanmak isteyenlerin ilişki ve imkanlarından yararlanma yoluna gidebileceklerini; gittiklerini düşünüyorum. 

PKK için gelinen noktada zaman zaman ortaya çıkanlardan yola çıkarak bu iki yönlü değerlendirme- yararlanmayı da görmek mümkündür. Ancak salt PKK eleştirisi ile yola çıkarak 40 yıla yakın bir zamandır mücadele veren bir hareketin olumlu yanlarını ya da katkılarını görmemek de bana kalırsa öncelikle zamanın beraberinde getirdiği değişim ve dönüşüme haksızlık olur. Sosyolojik olarak topluma etkisinin bütünüyle negatif olduğunu iddia etmeyi de bu şekilde değerlendirmek mümkündür. Zira Kürtlerde yaşanılan bilinçlenme yeknesak bir yönde yoğunlaşsa da hareket ile ya da hareketin gelişimiyle doğru orantılı bir bilinçlenmenin olduğu da bir gerçektir. 

Bu bilinçlenme halindendir ki bugün sadece PKK dışındaki yapılardan değil PKK'ye yakınlık duyanların da zaman zaman harekete dönük eleştirileri olmaktadır. Yapılan her şeyi kabul etmeyişleri bu bilincin bir tezahürüdür. Kimi zaman zarar verir düşüncesiyle rahatsızlıklarını dile getirmeseler de aslında birebir konuşulduğunda kendilerinin de oldukça eleştirel yaklaşımlara sahip olduklarını görürsünüz. Bu bilinçlenmede okumaya erişme ve kitle iletişim araçlarının sağladığı bilgi kaynaklarına ulaşmanın da etkisi son derece belirgindir. Yani bu bilince eriş, sadece hareket ile ilgili değil bizatihi zamanın ruhu ile de ilgilidir. Fakat hareketin etkisini de mutlaka görmek gerekir.  

Benim çevremde de PKK'nin başladığı yer ile geldiği yer arasında hiçbir fark görmeyenler var. Kişisel görüşüm, PKK'yi bütünüyle olumsuzlarsanız dahi PKK ile birlikte toplumda yaşanan değişim bile tek başına PKK'nin sizin bahsettiğiniz PKK olmadığı ya da bahsettiğiniz PKK olarak kalmadığı hakikatini görmeye yeterli olduğu yönündedir. Ben bir bütün olarak her şeyi olumsuz görme yanlısı değilim. Çünkü sonuçta o hareketi büyütenler bir ölçüde de bizlerdik; akrabalarımız, komşularımız, arkadaşlarımızdı hareketin içindekiler. Bugün de böyle. Buradan yola çıktığımızda bu hareketin iç dinamiklerinin son derece doğal, saf ve samimi olduğunu yabana atmamak zorunluluğumuz vardır. Bu arılığı görmemek kendimize, mezarlarını ziyaret edip selamladığımız, fatiha okuduğumuz şehitlere, arkadaşlarımıza haksızlık olur. 

Bu bakış, hareketin kendisini ya da siyasetini değerlendirmemek ya da eleştirmemek değildir. Eleştirelim, ki kendi adıma bunu yapıyorum ve işittiğim okuduğum mesajlardan yola çıkarak eleştiriyor olduğumun da farkındayım. Cevap veriliyor olması dahi yol aldığımızı gösteriyor. Çünkü eskiden cevap da verilmezdi ve direkt karar verilirdi. Oysa şimdi okunuyor ve cevap yazılıyor. Bu hem hareketin kendisi hem de Kürt siyaseti için son derece olumlu bir gelişmedir.

Üzerinde durmaya çalıştığım şey şudur. Eleştiri, Kürtleri kutuplaşmaya itmemeli. Kürtler arasındaki boşlukları derinleştirerek uçuruma dönüştürmemeli. Aksine yakınlaştırmalı ve bütünleştirme noktasında faydalı olmalı. Bir tarafın bu konuda sert olması diğer tarafın daha sert olmasını gerektirmez. Israrla inandıklarımız söylemeli ve yazmalıyız ancak eleştirdiğimizin sadece bir örgüt olmadığını hemen yanımızdaki kardeşimiz, arkadaşımız, komşumuz ve akrabamız olduğunu da hesaba katarak söylemlerimize ve sözlerimize de dikkat etmeliyiz. Bugün Türkiye'de yaşanan kutuplaşmanın toplumda yarattığının sadece bir kırgınlık olmadığını ve bir kırgınlık olarak kalmayacağını unutmamalıyız. Cemaat ve İktidar çatışması ya da savaşımının yarattığı algı tahribatı öyle birkaç yılda toparlanabilecek bir tahribat değildir. Kürtlerin örgütleri ve yürüttükleri siyasetler arasında farklı düşünceler olabilir ancak yürüttükleri mücadele ve fikir savaşları Kürt halkı arasında kutuplaşmaların derinleşmesine sebebiyet vermemelidir.

Ancak en büyük Kürt hareketi olan PKK kendi içinde Kürde ilişen ve yönlendiren paralel yapı ya da yapıları açığa çıkarmalı ve Kürt halkı adına bu yapılarla daha etraflıca mücadele vermelidir. Agidleri ve Saraları Kürde ilişen iç ve dış paralel yapılardan korumak Kürdün sorumluluğundadır. Bunu sağlamanın en kestirme yolu da bu yapıları açık etmekten geçer.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89