• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Ankara -5 °C
  • İzmir 6 °C
  • Berlin 3 °C

PKK'lı kadınlar

Gülay Göktürk

Dün Abdülkadir Selvi yazmış; PKK’nın yapılanmasında kadınların oranı yüzde 40’ları buluyormuş. Ben bu kadar olduğunu tahmin etmezdim; gerçekten çok yüksek bir oran.

Yıllarca silah tutan parmakların evlerine dönüp börek açmasını kimse beklemiyor; dağdan inen kadınların rehabilitasyonu ve topluma kazandırılması konusuna ayrı bir önem verilmesi gerekir” diyor Selvi.

Çok haklı... Bu kadınlar evlerine dönüp börek açmayacaklar ve onların “rehabilitasyonu” için bir şeyler yapılması gerekiyor olabilir ama bir de tersten düşünmek lazım. Bence onların da Kürt coğrafyasında geleneklerin, göreneklerin ezip un ufak ettiği kadınları rehabilite etme ihtimali var. Dağdaki kadınlar yaşadıkları farklı deneyim sayesinde, ezilen Kürt kadınlarına yeni ufuklar açabilir; kadınlığın başka türlü de yaşanabileceğini öğretebilirler.

Bunu biraz açalım.
 
İlk yaralanma kutlaması

 
Bundan kısa bir süre önce, Avrupa’dan Kandil’e gitmiş ve dönüşte Türkiye’ye uğramış eski bir arkadaşımdan Kandil’deki kadın PKK’lılar ile ilgili bir anekdot dinledim:

PKK’nın “erkek” yönetimi ilk zamanlarda kadın militanların çatışmalara girmesine izin vermiyor; daha çok geri hizmetlerde tutuyormuş. Bu ayrımcılık kadın militanların çok fazla kanına dokunuyor, onlar da sürekli olarak bu “ataerkil tutum”a itiraz ediyorlarmış. Sonunda kadınların da çatışmaya katılmasına izin çıkmış. Ve bir gün bir çatışmadan dönen ekip, ilk yaralı kadın militanı kampa getirmiş. Erkekler telaşla yaralıya yardım için koşuşurken bir bakmışlar, kadınlar sevinç içinde zılgıt çekerek, havaya ateş ederek, birbirlerine sarılarak ilk kadın yaralının gelişini kutluyor!

Yanlış anlaşılmak istemem. Siyasetin şiddet yoluyla yapılmasına her dönemde ve her şartta karşı çıktığımı beni izleyenler bilirler. Şiddet, ister kadın ister erkek tarafından uygulansın en ufak bir hoşgörüyü hak etmez.

Ama burada başka bir şeye dikkat çekmeye çalışıyorum:

PKK’lı kadınların dağdaki erkek yönetime karşı “ölümde eşitlik” için verdikleri bu mücadele, onların çok önemli bir başka duyarlılığını ortaya koyuyor.

Kürt kadınların PKK’ya katılmalarıyla erkeklerin katılması arasında her zaman bir fark oldu. Devletin zulmüne isyan elbette her iki cins için de ana motivasyondu ama genç kadınların dağa çıkmasının ardında çok güçlü bir itici güç daha vardı hep. Onlar sadece “Kürdistan’ın kurtuluşu” için değil aynı zamanda kendi bireysel “kurtuluşları” için dağa koştular. Dağ, onlar için içinde yaşadıkları feodal hapishaneden kurtulmanın, törelere kafa tutmanın bir yoluydu bir bakıma...
 
Şiddetle iç içeliğin tahribatından arınabilirlerse

 
Uzun yıllar boyunca şiddetle iç içe yaşamak her ruhta büyük tahribatlar yaratır, mutlaka PKK’lı kadınlarda da yaratmıştır.

Üstüne üstlük, onların “erkek egemen” bir örgütte, “ikinci cins”e mensup biri olarak, kendilerini kabul ettirebilmek, en az erkekler kadar gözü pek ve örgüte sadık olduklarını ispatlayabilmek için erkeklerden daha sekter, daha acımasız, daha fanatik hale gelmiş olmaları da ihtimal dahilindedir. (Bu durum birçok sol örgütte görülür.)

Dolayısıyla, eve dönüş sürecinin başlamasıyla birlikte, PKK’lı kadınların önünde iki yolun uzandığını söyleyebiliriz.

Birinci ihtimal, bu kadroların “savaşçı” geçmişlerini bir üstünlük haline getirerek, kendilerini Kürt toplumunun “ayrıcalıklı elitleri” olarak görmeleri; silahlı mücadele içinde edindikleri o sekter çizgiyi gündelik hayatta da devam ettirerek “kadın ağalar”a dönüşmeleri ve ‘bölge Kürtleri’nin başına despot kesilmeleridir.

Ya da başka bir şey olur... Yaşadıkları deneyimin olumsuz etkilerinden arınmayı ve barış dönemine ayak uydurmayı başarırlarsa, dağda edindikleri “özgürlük” ve “eşitlik” deneyimini bölgedeki hemcinslerine aktarabilir; Kürt kadınları için birer rol model haline gelebilirler.

Her biri, bulundukları yerde, partilerde, sivil toplum kuruluşlarında, kadın örgütlerinde, şehir meclislerinde yürüttükleri çalışmalarla, Kürt coğrafyasında yaşanacak bir “kadın aydınlanması”nın fenerleri olabilirler.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89