• BIST 82.166
  • Altın 147,844
  • Dolar 3,8195
  • Euro 4,0719
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 0 °C

PKK yönetimindeki değişim üzerine notlar ve kendi sözleriyle Cemil Bayık

Hasan Cemal

Tüzükte iki dönemle sınırlandırılan KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı'nda Murat Karayılan için, tabii Öcalan'ın onayıyla, ek bir dönemlik istisna yapılmıştı. Karayılan, bu istisnai durumu Kandil'de bana söylemişti. PKK'nın askeri kanadı HPG'nin başına döndüğü belirtilen Karayılan, gelen haberlere bakılırsa, başkanlığını Bayık'a bıraktığı KCK Yürütme Konseyi'nde üyeliğini sürdürecek.

Abdullah Öcalan'ı oybirliği ile tekrar KCK Genel Başkanlığı'na seçen örgüt, 30 Haziran – 5 Temmuz günleri arasındaki kongresinde eş başkanlık sistemine de geçti. Cemil Bayık’la birlikte eş başkanlığa seçilen Dersimli Bese Hozat’ın 20 yıldır dağda olduğu, kendisi gibi gerilla olan bir kız kardeşini dağda yitirdiği ve örgütün genç kuşağından olduğu belirtiliyor.

Çözüm sürecinde yeni bir yapılanmaya gideceği konuşulsa da, örgüt beklenenden erken mi adım attı? Öcalan'a rağmen bir görev değişiminden söz edilebilir mi? Bayık örgütte nasıl biliniyor, çözüm süreci için ne düşünüyor, 'şahin' kanadı temsil ettiği ve 'İran yanlısı' olduğu iddialarına ne diyor? Kandil'de görüştüğüm Bayık'ın sözlerini de hatırlatarak vermeye çalıştığım cevaplar aşağıda.

46510

Sözü fazla uzatmadan ya da basite indirgeyerek şöyle denebilir:

Kandil’de görev değişimi oldu; Murat Karayılan’ın yerine Cemil Bayık geldi PKK’nın tepesine...

Devamı şöyle gelebilir:

Murat Karayılan üç dönemdir KCK Yürütme Konseyi Başkanı’ydı. Tüzük uyarınca en çok iki dönem yapılan bu görev, Karayılan için -tabii Öcalan’ın onayıyla- istisnai olarak uzatılmıştı. Bu istisnai durumu da, Murat Karayılan Kandil’deki görüşmelerimizden birinde bana söylemişti.

Örgütün 30 Haziran-5 Temmuz günleri arasındaki genel kurulunda alınan bir başka kararla, KCK’da Karayılan sonrası eş başkanlık sistemine geçilmiş.

Cemil Bayık’la birlikte eş başkanlığa seçilen Dersimli Bese Hozat’ın 20 yıldır dağda olduğu, yine gerilla olan bir kız kardeşini dağda yitirdiği ve örgütün genç kuşağından olduğu belirtiliyor.

Gelen bazı haberler öyle ki, Murat Karayılan yine altı üyeden oluşan KCK Yürütme Konseyi'nde üye olarak kalırken, aynı zamanda daha önce yaptığı bir görevi devralıyor ve PKK’nın askeri kolu olan HPG’nin başına geçiyor.

KCK Genel Başkanlığı’na da yine örgütün diliyle “Önder Apo”, yani Öcalan oybirliği ile seçiliyor.

PKK'daki seçime ilişkin izlenimler

Önce PKK’da gelinmiş olan bu noktaya ilişkin bazı izlenimlerim şöyle özetlenebilir:

(1) Öcalan’ın geçen 21 Mart’ta, Newroz’da yaptığı “Artık silahlar değil fikirler konuşsun!” çağrısıyla birlikte ivme kazanan ‘çözüm süreci’nin, yani yeni dönemin PKK’da da ‘yeni bir yapılanma’ya yol açabileceği kulislerde kulaklara çalınıyordu. Ama yeniden yapılanma kongresi, anlaşılan o ki, beklenenden erken geldi.

(2) Cemal kod isimli Murat Karayılan’ın yerine, kod adı Cuma olan Cemil Bayık’ın örgütün tepesine seçilmesi Öcalan’a rağmen olabilir mi? Buna ihtimal verilmiyor. Seçimin İmralı’nın onayıyla yapıldığı konusunda herhangi bir kuşku yok. Değişikliğin daha çok bir nöbet değişimi olarak nitelendiği genel kabul görüyor.

(3) Cemil Bayık, PKK’nın kurucu çekirdek kadrosu içinde yer alan bir isim ve Öcalan’la birlikte örgütün en eskilerinden. PKK’nın Öcalan’la birlikte Ankara grubu diye anılan kurucu kadrosunda Duran Kalkan, Mustafa Karasu, Ali Haydar Kaytan ve Rıza Altun’la ismi bir arada anılan Cemil Bayık'ın, Öcalan’dan sonra PKK’nın en etkili, en ağırlıklı iki üç isminden biri olduğu tespiti genel kabul görüyor.

(4) Türkiye’nin ana akım medyasında Cemil Bayık adı genellikle PKK’nın şahin kanadından ve İran yanlısı olarak geçer. Öyle midir? Bu iddiaların PKK içinde çatlak yaratmak için ortaya atıldığını, gerçekle ilgisini olmadığını, bunlara gülüp geçtiğini Cemil Bayık’ın kendi ağzından dinledim Kandil’de, geçen 23 Mayıs’ta...

(5) Cemil Bayık da, Murat Karayılan gibi, ‘çözüm süreci’ne bağlı olduğunu, bu açıdan Öcalan’ın çizmiş olduğu yol haritasını benimsediklerini söylerken, demokrasi açısından topun Ankara’da olduğunun altını çizmişti.

(6) Kandil’deki sohbetler sırasında Cemil Bayık bir ara kendi çocukluğundan da söz etmişti. Babasının çocukken kendisini gönderdiği Kuran kursunda Nurcu olmuş. Ankara’daki üniversite döneminde ‘devrimci’ oluncaya kadar Nurculuğu devam etmiş. Hatta Ramazan’da yemek yiyenleri engelleyici ‘eylemleri’ de olmuş. Devrimci olarak ilk eylemini ise 1973’te koymuş...

KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanlığı’na geçen hafta seçilen Cemil Bayık’la geçen 23 Mayıs 2013 tarihinde Kandil’de ilk defa tanışmış ve görüşmüştüm.

O tarihte, KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, KCK Yürütme Konseyi üyeleri ve Başkan yardımcıları Cemil Bayık ve Sabri Ok, ilk kez üçü birlikte Türk medyasında T24’e konuştular. Kandil'de bana verdikleri ilk ortak mesaj şu cümlede düğümlenmişti:

“Türk analarının acılarını paylaşıyoruz.”

Toplam beş saat süren görüşmeye KCK Yürütme Konseyi Üyesi ve Başkan Yardımcısı Ronahi Serhat ve PKK’nın kadın hareketi olan KJD’nin Koordinasyon Üyesi Sozdar Avesta da katılmışlardı.

Kandil’de, dağların tepesinde, bir uçurumun kıyısında, adı Şehit Sara (Paris suikastında hayatını kaybeden Sakine Cansız) konan akademide beş saat sürmüştü bu görüşme. 23 yılını hapiste geçirmiş olan Sabri Ok ve Sozdar Avesta, PKK temsilcileri olarak ‘Oslo süreci’nde Ankara’nın, Başbakan Erdoğan’ın temsilsilcileriyle müzakerelere katılan isimlerdi.

Türk anaları ve Bayık…

Cemil Bayık, 23 Mayıs 2013’deki görüşmemiz sırasında şunları söylemişti:

“Tabii ki Türk analarının da acılarını paylaşıyoruz. Biz savaşmak zorunda kaldık. Kimse isteyerek savaşmaz. Savaşta istenmeyen durumlar da yaşandı. Barış tesis edilmeden, acıları da tam olarak paylaşmak mümkün değildir. Barışı esas analar gerçekleştirecektir. Türk anaları da bunun için, barış için mücadelede öncülük etmeliler.”

Bayık ve çözüm…

“Hükümet kısa zamanda bir yol temizliği yapabilirdi. Bunların arasında KCK’lıların serbest bırakılması var. Çıkanlar henüz çok az. Ayrıca hapiste hasta olanlar var. Onlar bırakılabilirdi. Ama nedense devlet kendini sıkmış bekliyor. Neden acaba? Yine Terörle Mücadele Kanunu öne alınabilirdi. Çünkü bu kanun Kürtler için bir tür sıkıyönetimdir. Paketler açıldı, örneğin 4. yargı paketi. Ama bunlar yetersiz. Sonra Seçim Kanunu değiştirilebilir, baraj düşürülebilirdi. Yine Siyasi Partiler Kanunu değiştirilebilir, örneğin hâlâ ceza konusu olan, Kürtçe siyasi propaganda yasağı kaldırılabilirdi. Bunların hiçbiri yapılmadı şimdiye kadar.”

Bayık ve hükümetin dili…

“Bir taraftan barış geliyor ama Kürtlerin inkârına dayanan algı, üslup ve dil hâlâ değişmiyor. Bülent Arınç’ın 'Kürtçe medeniyet dili değildir' demesi… 'Cehennemin dibine gitsinler' deyişi… 'Eşkıya', 'terörist' bütün bunlar yaratılmış Kürt algısıdır. Kürtlere bakışın yanlışlığını ve bakışın düşmanlığını yaratan bugüne kadar izlenmiş olan devlet politikasıdır… Ulus-devlet çözüm olmadı Türkiye'de. Kürtleri asimile etmek olmadı, bu dikişler tutmadı. Bugüne kadar yaşanan çatışma ve acılar da bu inattan kaynaklandı. Yeni bir anayasa ile işte bunlara son vermek gerekir ve bu anayasada sadece bir etnisiteyi değil, sadece Türklüğü değil, toplum içindeki bütün çeşitliliği görmek gerekir. Bunun için de hem anayasanın, hem yalnız anayasanın ve yasaların değil, zihniyetin de değişmesi şart.”

Bayık ve Öcalan’ın özgürlüğü…

Kandil’deki uzun sohbet sırasında Cemil Bayık, yol haritasının ikinci aşamasıyla ilgili olarak değerlendirme yaparken, bu çerçevede “önderliğin özgürlük konusu”nun ele alınması gerektiğini söylemişti. Karayılan “önderliğin özgürlük konusu”nun kendi içinde aşamalı olarak ele alınmasının doğru olacağını belirttikten sonra, “Önderliğin hapishane koşullarının düzeltilmesi ve dışarıyla daha rahat ilişki kurması, çözüm sürecinin derinleştirilmesi açısından önem taşıyor. Önderlik bizlerle daha kolay ilişki kurabilmeli” deyince, bu noktada Cemil Bayık, Öcalan’ın sadece Kandil’le değil, çözüm için tüm ilgili kesimlerle görüşebilmesi gerektiğini söylemiş ve “Güney Kürdistan'dan da bir heyetin, Alevilerin de İmralı’ya gidebilmesinin” taşıdığı öneme işaret etmişti.

Bayık ve başkanlık sistemi

Cemil Bayık, başkanlık sistemi konusunda da şunları söylemişti:

“Türkiye madem yeniden yapılandırılacak, o zaman neden başkanlık sistemi de tartışılmasın ki? Bu ülkede parlamenter sistemle sanki demokrasi mi oldu? Şimdi başkanlık sistemi gelince mi demokrasi gidecek? Türkiye yeniden yapılandırılırken, demokrasi açısından tüm alternatifler tartışılabilir. Nihai karar ise halkın olacak tabii...”

Bayık ve silahlı alternatif…

Şehit Sara Akademisi’ndeki sohbet sırasında şu soruyu ortaya atmıştım:

“Öngördüğünüz ‘yol haritası’nın ikinci aşaması yeni anayasa ve demokratik düzenlemelerden, sizin deyişinizle ‘yol temizliği’nden oluşuyor. Ama aynı zamanda yakınıyorsunuz hükümetin bugünkü hareketsizliğinden... Ya böyle devam ederse, Ankara sizin asgari beklentilerinizi de yapmaktan geri kalırsa, geç kalırsa ne olacak?”

Ve sorumu açmıştım:

“Alternatif yine silah mı olacak? Çatışma dönemi geri mi gelecek?”

Karayılan, Bayık ve Ok yine birbirleriyle bakışmışlardı, önce kim sözü alacak gibisinden. Önce Murat Karayılan konuşmuştu:

“Ankara’da hiçbir şey olmaması ihtimalini de gözardı etmeden yürüyoruz. Çünkü PKK tecrübeli bir örgüttür. Şunu iyi biliriz: Tarihin her döneminde devletler Kürtleri kandırmıştır. Onun için yeterince tecrübeliyiz. Böyle bir oyuna imkân vermeyecek kadar tecrübeli...”

Sonra Cemil Bayık söz almıştı:

“Amaç Kürt sorununu çözmekse, buna uygun davranmak zorunluluğu vardır. Gereken ciddiyeti ve sorumluluğu göstermek gerekiyor. İcap eden riskleri almak gerekiyor.”

Bayık ve Erdoğan’ın cesareti

Şöyle devam etmişti Bayık:

“Biz çözüm için riskleri alıyoruz. AKP çok daha cesur davranmalı, eğer hakikaten sorunu çözmek ve helalleşmek istiyorsa Erdoğan... Önder Apo, cesur adımlar attı. Askerlerin bırakılması... Ateşkes... En cesuru da, geri çekilme süreci... Erdoğan da cesur davranmalı! Cesur davrandığı takdirde, geriye dönüş olmaz!”

Karayılan sözü AKP’nin üslubuna getirmişti:

“AKP’nin üslubu çok rahatsız edici. Barışçı bir dili bir türlü tam benimseyemiyor. 'Teröristler', 'Teröristbaşı', 'Cehenneme kadar…'”

Sabri Ok:

“Evet öyle. AKP hâlâ Kürt sorunu da diyemiyor doğru dürüst. Tayyip Erdoğan Kürt sorunu demeyi 2005’te, Diyarbakır konuşmasıyla bıraktı gibi... AKP, kendi çözüm projesi nedir Kürt sorunu konusunda, hâlâ net olarak ortaya koyabilmiş değil.”

Cemil Bayık araya girmişti:

“AKP’nin bu tavrı, çözüme direnenleri güçlendiriyor.”

Bayık ve geçmişin yanlışları…

Cemil Bayık’a hatalarla yüzleşmek konusunu da hatırlatmıştım. Şunları söylemişti:

“Hatalarla yüzleşmek gerekiyor! Gerçekten yaşam anlamlı kılınacaksa, hatalarla yaşanamaz. Hatalarla yüzleşmek gerekiyor. Bu konuda biz işi yokuşa sürmeyiz. Yüzleşme açısından bütün Cumhuriyet tarihi farklıdır, PKK’nin 30 yılı farklıdır. Ama tabii bütün Cumhuriyet tarihiyle yüzleşme gündeme gelirse, korkarım, Türkiye altında kalabilir bu yüzleşmenin...”

Şunu da eklemişti Bayık:

“Türkiye’nin kendi ayağına vurulmuş prangalardan kurtulması lazım. Geçmişin hatalarıyla yüzleşmek bunun için de lazım.”

PKK ve örgüt içi demokrasi…

Ronahi Serhat’la Sozdar Avesta birkaç kez erkek egemen zihniyetten yakındıklarını belirtmişlerdi. Ben de konuyu PKK’da,‘örgüt içi demokrasi’ye ve bu konuda PKK’ya dönük eleştirilere getirmiştim.

Cemil Bayık, PKK ile ilgili bu algının devlet tarafından, ‘psikolojik savaş’ın bir ürünü olarak bilinçli bir şekilde yaratıldığını söylemiş, bunun bir çarpıtma olduğunu belirtmiş, biraz duraksadığımı fark edince şöyle devam etmişti:

“PKK totaliter bir örgütmüş, çok katı bir örgütmüş... Bunlar çarpıtmadır.”

Savaş zamanı PKK’sı ile barış zamanı PKK’sı arasında hiç mi fark olmayacak, diye sorunca, Cemil Bayık, “Evet, tabii olacak” yanıtını vermişti.

Bayık ve Aleviler…

Cemil Bayık Aleviler konusunda şöyle konuşmuştu:

“Mazlumlar, ezilenler hareketi olarak Alevileri en iyi biz anlarız, PKK anlar. Alevi sorununa ilk el atan da PKK’dir. Alevi toplumunu da uyandıran bir hareket oldu PKK... Sanki bizimle Aleviler arasında mesele varmış propagandalarını özel savaş mekanizmaları harekete geçiriyor.”

Kandil’de voleybol…

Kandil’deki akademide bir voleybol maçı izlemiştik. Bir tarafı uçuruma bakan ve aşağıya top kaçmaması için ağaçların arasına da ağ gerilmiş sahada sıkı bir maçın izleyicileri arasında Cemil Bayık’la ben de vardım.

Karayılan da fena oynamamıştı. Ama Sabri Ok uzun boyuyla gayet iyi, sayı üstüne sayı alan çıkışlar yapmıştı. “Uzun zaman hapishanede yatanlar iyi oynar voleybolu” demişti Cemil Bayık, “Bunlardan biri 22 yılla Sabri arkadaş... Diğeri de şu gözlüklü olan, Fuat, tam 20 yıl 6 ay 6 gün yattı hapiste...”

Bayık ve çekilen gerilla…

Cemil Bayık, bir sorum üzerine, ‘çekilen gerilla’nın bölgede başka güçlere karşı seferber edilmesi konusunda şunları söylemişti:

“Güçlerimizi savaş alanından çekerken, bir başka güce karşı kullanmak için çekiyor değiliz. Böylesine söylemler yanlış. PKK savaşacak olsa, temel savaş alanından çekilmezdi. Biz barış için çekiyoruz güçlerimizi...

Cemil Bayık’ın 23 Mayıs 2013 tarihinde bana Kandil’de söylediklerinin özeti böyleydi.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89