• BIST 82.252
  • Altın 148,354
  • Dolar 3,8176
  • Euro 4,0790
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin -1 °C

PKK yeni sürece geçti

Abdülkadir Selvi

Gündem Başbakan Erdoğan'ın ABD Başkanı Obama ile görüşmesine kilitlendiği için, çözüm sürecine ilişkin gelişmeler birkaç günlüğüne de olsa, gölgede kaldı.

Oysa çözüm sürecine yeni bir ivme kazandıracak bir haftaya giriyoruz.

Sürecin başlarında ABD Büyükelçisi Ricciardone ile yaptığım görüşmede, izleme sürecinde olduklarını belirterek, Başbakan Erdoğan'ın ABD ziyareti sırasında Başkan Obama'nın sürece güçlü bir destek vereceğini belirtmişti.

Obama, ikili görüşmenin ardından Başbakan Erdoğan ile birlikte kameraların karşısına geçtikten sonra, 'PKK şiddetine yönelik tarihi ve barışçıl çözüm arayışları konusunda siz ve Türk halkının cesaretine yönelik takdirlerimi iletmek istiyorum' demişti.

Başbakan Erdoğan, ABD dönüşü uçakta kendisine izleyen gazetecilere yaptığı açıklamada görüşmeler sırasında çözüm sürecinin de gündeme geldiğini belirterek, 'Takdir ettiklerini ve dikkatlice izlediklerini ve bunu ancak AK Parti'nin gerçekleştirebileceğini söylediler' dedi.

Bu tür beyanlara rağmen yine de ABD'nin çözüm sürecine güçlü bir şekilde destek verdiğini söyleyemeyiz.

Ancak uluslar arası kredi derecelendirme kuruluşlarının literatürüne göre tanımlayacak olursak, bu beyanlar ABD'nin izlemeden B'ye geçişi olarak görülebilir. Süreç çözüme yaklaştıkça, ABD'nin desteği de B artıya geçecek.

İçeride ise biz çözüm sürecini tartışırken, bölgede çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Bunları doğru okumamız ve barış sürecini hızla inşa etmemiz gerekiyor.

Hangi irade barış sürecine göre kendini daha iyi hazırlarsa, en azından bölgede yeni sürecin parametrelerini de o belirlemiş olacak.

Bir adım daha ileri gidecek olursak, barış sürecine devlet hazırlıklı girerse yeni sürecin parametrelerini devlet belirleyecek, PKK hazırlıklı girerse örgüt…

Bu kadar net.

PKK ile mücadele konusunda OHAL düzeninin ileri sürdüğü çözüm yöntemlerinin kafama yatmadığı ve çözüm için arayış içinde olduğu dönemde, Cem Ersever'in, Ahmet Aydın müstear ismiyle yazdığı, 'Kürtler, PKK ve Abdullah Öcalan' kitabındaki tespitleri dikkatimi çekmişti.

'Siz PKK'yı dağda aramayın. PKK akademik kariyerini Diyarbakır cezaevinde yaptı' diyordu Cem Ersever.

Benim için daha çarpıcı olan nokta ise, 'Siz Lolipop şekeri ya da top dağıtarak PKK ile mücadele edemezsiniz' şeklindeki uyarısıydı.

OHAL valilerinin ya da komutanların bir köye gidip, çocuklara çikolata dağıtmasıyla halkla kaynaştığımızı gösterip, 'resmi yalanlarla' kendimizi kandırdık.

Cem Ersever de yalın bir şekilde bu gerçeği yüzümüze çarpıyordu.

Kürt sorununu inkar konusunda girdiğimiz 1 asırlık derin uykudan, PKK ile mücadele ediyoruz şeklindeki kandırmacadan nihayet ayıldık ve bir çözüm sürecinin içine girdik.

Bu süreç, Kürt sorununun çözüm süreci değil. Türkiye'nin kendi yalanlarından arınıp, gerçeklerle yüzleşme süreci. Bir başka açıdan ise, Türkiye'nin kendi geleceğine yürümesi. Eski deyimle Kürdün sorunu değil, Türkün ati sorunu…

Tartışmayı Kürt sorununu anlama noktasına kadar taşımayacağım. Ama çözüm sürecini geride bırakıp, çözüm sonrası barışı inşa aşamasına odaklanmamız gerektiği şu günlerde, bazı eksikliklere dikkat çekmek istiyorum.

PKK, 15 Ağustos 1984 tarihinde silahlı mücadeleyi başlattığında biz yeni süreci anlamadık. Olayı bir zabıta vakıası olarak görüp, derme çatma güvenlik yöntemleriyle sonuç alacağımızı zannettik.

Şemdinli ve Eruh'ta mahalle bekçisi ile çatışan PKK, 29 yıl içinde düzenli orduların mücadele ettiği ama bir türlü bitiremediği bir varlığa ulaştı.

Silahlı mücadeleyi anlayamadık. Bu tartışmayı çok uzatmak istemiyorum. Çünkü asıl söylemek istediğim yeni sürece ilişkin.

30 yıl boyunca silahlı mücadeleyi doğru yöntemlerle yapamadık. Şimdi geldik barışı inşa sürecine.

Gördüğüm kadarıyla PKK yeni süreçte de devletten önde.

Biz yeni süreci inşa aşamasına geçene kadar örgüt çoktan kendisini yeni sürece adapte ediyor.

PKK, barış sürecine bizden önce geçerse şaşırmayın.

Bunun için çözüm sürecinden öteye geçip, barış sürecine odaklanmamız gerekiyor.

Bölgeye yapılan ziyaretler bu açıdan yararlı. Ama lolipop şekeri dağıtmaya benziyor. Saman alevi gibi sönüp gidiyor.

Kendimizi aldatmaya dönük değil, bölgenin kılcal damarlarına kadar inecek çalışmalara ihtiyaç var.

Şimdiye kadar barışı sağlamak önemliydi, bundan sonra barışı inşa sürecine geçmeliyiz.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89