• BIST 81.901
  • Altın 146,149
  • Dolar 3,7772
  • Euro 4,0057
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin -1 °C

PKK ve demokratik siyaset

Gülay Göktürk

Geçtiğimiz aylarda "PKK'nın transformasyonu" başlıklı yazımda PKK'nın silah bırakmasının demokratik siyasete geçebilmek için yeterli olmayacağının altını çizmiş ve köklü değişim yaşaması gereken iki alandan söz etmiştim.

Bunlardan biri, dünkü yazımda sözünü ettiğim alandı. PKK'nın yeni dönemde de örgütün bölgedeki prestijinden ve ağırlığında yararlanarak bölge halkı üzerindeki baskısını ve hegemonyasını sürdürmeyi umduğunu ama demokratik bir ülkede buna izin verilemeyeceğini yazmıştım.

İkinci alan ise örgütün kendi kadrolarına yönelik tutumuydu. PKK'nın yeni dönemde de Kürtler'in tek siyasi örgütü olma imtiyazını elinde tutacağını düşündüğünü; Kürt siyaseti üzerinde -geçmişte muhaliflerini öldürerek- sağladığı tekeli bugün de "Kürtler'i bu noktaya taşıyan örgüt olma" iddiasını kullanarak devam ettirmeye çalışacağını ama bunun da mümkün olamayacağını yazmış, "Özgür demokratik siyasi ortamın PKK'nın ne bölge halkı üzerindeki hot-zotuna ne de Kürt siyasi hareketi üzerinde tekel kurma girişimine izin vermesi düşünülemez" demiştim.

Ne var ki PKK henüz bu gerçeğin farkında değil.

Bir yandan bölgedeki Kürtler'i kontrol altına altında tutmak için bildiği bütün yöntemleri kullanırken, bir yandan da önümüzdeki süreçte siyasi tekelini tehdit edebilecek oluşumları ortadan kaldırmak için harekete geçti bile...

Örgütün eski yöneticilerinden Osman Öcalan ve Nizamettin Taş'a karşı tertiplenen suikast teşebbüsü bunun en açık göstergesi...

"Talimatı Cemil Bayık verdi"

Nizamettin Taş'tan gelen ilk açıklamalara göre, çoluk çocuk bütün ailesini yok etmeyi hedef alan ve MİT tarafından önlenen bu suikast emri bizzat Cemil Bayık tarafından verildi.

Taş, bunun gerekçesini söyle anlatıyor:

"Bize saldırmalarının özel nedeni Kürt Ulusal Kongresi değil. Bundan sonraki süreçte bizi, kendilerine rakip görüyorlar. Son saldırı, bunu önlemeye dönük bir çabadır. PKK, hiçbir Kürt örgütünü, kendisi açısından tehdit görmüyor, sadece bizim temel güç olmamızdan korkuyor. Çünkü savaşın bu düzeye getirilmesinde, biz birinci derecede sorumluluklar aldık. Halk, bizi tanıyor."

10 yıl sonra PKK'nın kendi çizgilerine geldiğine işaret eden Taş, "Diyoruz ki savaş dönemi bitti, Kürtler'in asıl ağırlık vermesi gereken siyasal sahadır. 10 yıl sonra PKK, bizim çizgimize geliyor. Siyaseti savunan, formüle eden, strateji düzeyine getiren biziz. PKK, sonradan bunu kabul etmek zorunda kaldı. Bu süreci, iyi tahmin edeceğimizi tahmin ederek, olası bir tehdidi ortadan kaldırmak istedi" diyor.

"Örgüt parti kurmamıza izin vermedi"

Taş'ın açıklamalarından PKK'dan ayrılan eski yöneticilerin geçmişte parti kurmak istediklerini ama PKK'nın buna izin vermeyerek şiddet uyguladığını da öğreniyoruz:

"Biz geçmişte parti kurmak istedik, fakat kurulur kurulmaz sadece Hikmet Fidan ve Gani Yılmaz değil, 8 arkadaşımızı vurdular. Siyasete kan bulaşınca şiddete karşı olduğumuz için misilleme yapmadık. Bundan dolayı çalışmalarımızı durdurmuştuk. Fakat yarın öbür gün siyasal ortam olgunlaştığında herkesin hakkıdır siyaset yapmak. Türkiye'de çoğulcu sistem var. BDP, Türkiye parlamentosunda Abdullah Öcalan'ın talimatlarını rahatlıkla okuyabiliyor.

Her tartışmayı Türk televizyonları veriyor. O zaman Kürtler'in içinde de bırakalım Hizbullah da olsun, İslamisi, liberali, cumhuriyetçisi olsun. Yani her düşünce, kendini ifade edebilsin. Tekelci zihniyetle, eski CHP mantığıyla tek parti dönemine benzer bir sürecin, illa Kürtler'in içinde yaşamasına gerek yok. PKK'nın, eski CHP zihniyetini, Kürtler'e dayatması doğru değil."


Şiddet siyasetinden her alanda vazgeçmek

Gördüğünüz gibi, PKK'nın işi kolay değil.

Zira silahı bırakmak, sadece dağdan inmek ve orduya karşı savaşa son vermek anlamı taşımıyor. Hayat PKK'nın şiddet siyasetinden her alanda vazgeçmesini; bölge halkının iradesine de, Kürt siyasetinde çok sesliliğe de rıza göstermesini dayatıyor. Tabii eğer çözüm sürecinde samimiyse...
Eğer bütün bunlar yeniden güç toplamak için bir zaman kazanma taktiği ise, o zaman zaten herhangi bir şey öğrenmesine gerek yok. Çok iyi bildiği eski yoldan devam eder gider.

Ama hangi yoldan giderse gitsin, "silahın miadını doldurduğu" gerçeğini değiştiremez.

  • Yorumlar 9
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89