• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin 12 °C

PKK ne zaman terörist olmaktan çıkar?

Şahin Alpay

Amerikan “Time” dergisi 29 Nisan–6 Mayıs 2013 tarihli sayısında, “dünyanın en etkili 100 kişisi” arasında PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan’ı da saydı. 

Nitekim, Öcalan’ın bu yıl 4 Nisan’da, doğum yeri olan Urfa’nın Halfeti kazasının Ömerli köyündeki binlerce kişinin katıldığı 64. doğum günü kutlamalarında görülen sahneler, doğduğu evin çevresinde yapılan dualar, toprağına sürülen eller, bir kısım Türkiye Kürtlerinin Öcalan’a “önderlik” ötesinde kutsallık atfetmeye başladıklarının delillerini veriyordu.

Peki, 14 yıldır İmralı’da hapis Öcalan nasıl oldu da Türkiye sınırlarını aşan, bütün Kürtlere yayılan bir etki kazandı? Bunun temel nedeni hiç kuşku yok ki Kemalist tek-kültürcülüğün Kürtleri inkar ve zorunlu asimilasyona tabi tutma, buna itirazları yasakla ve şiddetle bastırma politikalarıdır. Bu bağlamda 12 Eylül askerî rejiminin işkence ve infazlarının Öcalan’ın etkisinin yayılmasına özel katkıda bulunduğu da muhakkaktır. Kısacası, Öcalan nüfuzunu esas olarak Kemalist Türkiye’ye borçludur.

Kemalist Türkiye Öcalan’ın nüfuzunu yaymasına başka yollarla da katkıda bulunmuştur. “Derin devlet”in Kürtlerin kimlik hakları için verdikleri mücadeleyi gayri meşru, silahla bastırılmasını haklı göstermek için PKK’nın palazlanmasına göz yumduğuna dair görüşler temelsiz değildir. Bu görüşlere, PKK’nın Kürtlerin en değerli evlatlarının Kemalist devlet tarafından öldürülmesine, yurtlarının insansızlaştırılmasına yol açtığına inanan, şiddeti reddeden özgürlükçü Kürt aydınları arasında yaygın olarak görülmesi bir raslantı değildir.

Öcalan’ın 1970’lerde Kürtleri silahlı devrim yoluyla komünist bir bayrak altında toplama fikriyle yola çıkarken, bir ara mensubu olduğu Türkiye Marxist – Leninist hareketinden esinlendiği bilinen bir gerçektir. Öcalan’ın nüfuzunu yaymak ve otoritesini yerleştirmek için, rakip Kürt siyasi hareketlerine mensup aktivistleri ve kurduğu PKK içinde otoritesine karşı çıkanları öldürttüğü de bilinmeyen bir gerçek değildir. Bunun için PKK’ya uzak olmayan Kürtler arasında dahi bir gün 5 bin dolayında iç infazın hesabının verilmesinin gerekeceğinden söz ediliyor.

Şüphesiz ki PKK, esas mücadelesini, güvenlik güçlerine karşı gerilla savaşıyla yaptı. Ama terörizme başvurmaktan, sivilleri hedef almaktan da geri durmadı. Kendisine karşı çıkan Kürt aşiret mensuplarını, kadın çocuk demeden katletti; farklı düşünen Kürtleri silahla tehdit ederek, öldürerek susturdu. Bunun içindir ki Kürtlerin büyük çoğunluğu, seçimlerde PKK’nın siyasi uzantısı BDP’ye değil AKP’ye oy veriyor; KCK - PKK vesayeti altında özerkliğe hiç mi hiç sıcak bakmıyor.

Ben Öcalan’ın artık eski Öcalan olmadığına, bütün yanlışlarından arınmadıysa da en azından silahlı mücadele dönemini geride bırakmaya kararlı olduğuna inanıyorum. PKK’yı ateşkes yapıp, silahlı unsurlarını sınır dışına çekmeye çağırmasını takdirle karşılıyorum. Yakın bir gelecekte ev hapsine alınmasını ve iç barış yerleştiğinde affını da destekliyorum. PKK istesin veya istemesin yeni Türkiye Cumhuriyeti anayasasının Kürtlerin ortak, meşru, demokratik taleplerine yer vermesi gerektiğini yıllardır savunuyorum.

Ne var ki PKK, silahlara kesin olarak veda etmediği, silahları hele Kürtler üzerinde bir tehdit ve baskı unsuru olarak kullanmayı kesin olarak terk etmediği sürece “terörist” sıfatından kurtulamaz. Kuzey İrlanda barışının mimarlarından, Sinn Fein lideri Gerry Adams’ın “Time” dergisinde Öcalan hakkında yazdığı yazıda yukarıda değindiğim hususların hiç birine değinilmemiş olması, sırıtıyor.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89