• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 14 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 22 °C
  • Berlin 12 °C

PKK Kongresi ve Erdoğan

Muzaffer Ayata

Kürt sorununun çözümü için hükümetle süren görüşmeler Dolmabahçe deklerasyonu ile yeni bir sürece taşınacaktı. Taraflar belirlenen çerçevede mutabakat sağlamış ve bunu kamuoyuna deklere etmişlerdi. İki taraf da açık bir sorumluluk altına girmiş ve bunu ilan etmişlerdi. Ardından da Önder Apo’nun Newroz açıklaması gelmişti.

Türkiye’de barış ve demokrasi isteyen tüm kesimlerde çözüme dair umutlar artmış, genelde olumlu bir beklenti ortaya çıkmıştı. Başta Kürt politik çevrelerinde ve muhalif kesimlerde AKP’ye karşı ciddi bir güvensizlik vardı. AKP’nin ateşkesleri ve barış süreçlerini seçimler için bir araç olarak kullandıklarını, çözüm için ciddi bir projeleri olmadığını vurguluyorlardı. Bütün bu kaygı ve güvensizliklere rağmen Önder Apo inisiyatifi alarak bilinen açıklamaları yaptı, atılması gereken adımları attı. Devlet heyetiyle yapılan görüşmelerde bundan sonra izlenmesi gereken prosedür de belirlenmişti. Sürecin sağlıklı yürümesi ve denetlenmesi için bir izleme heyeti oluşturulacaktı. Bu konuda da mutabakat sağlanmıştı. Newroz açıklamasında da belirtildiği gibi bir niyet beyanı yapılmış ve PKK kongresini toplayarak silahlı mücadeleyi sonlandıracağını kararlaştıracaktı. PKK yönetimi Önderliğin bu çağrısını ve belirlemelerini esas aldığını açıkladı. PKK kendi içinde tartışarak kongre hazırlıklarına başlamayı kararlaştırdı. PKK tam sürece göre kendisini hazırlamaya ve kongreyi toplamak için çalışmalara başlamışken Erdoğan’ın açıklamaları geldi. Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı’nda hükümetle ortak açıklama yapılmasını yanlış bulduğunu ve izleme heyetini gibi oluşumlara karşı olduğunu ilan etti. Arkasından Kürt sorunu diye bir sorunun olmadığını, bunun bölücülüğe hizmet edeceğini vurguladı. Erdoğan bu açıklamalarıyla süreci askıya alırken, hükümetten süreci sahiplenme yönünde bir açıklama gelmedi. Tersine Cumhurbaşkanı’nın söylediklerinin kendileri için bir talimat olduğunu söylediler. Bu nedenle PKK yönetimi durumu yeniden değerlendirmek zorundaydı. Ortada Kürt sorunu yoksa, sürecin sağlıklı yürümesi için gereken mekanizmalar reddedilecekse neye dayanarak kongreyi toplayacaktı. Ortada güven artırıcı bir adım yok, tersine yıkmaya dayalı girişimler peşpeşe gelmeye başladı. Bütün bu olumsuz ve süreç karşıtı gelişmelerden sonra PKK kongreyi toplamaktan ve hazırlık yapmaktan vazgeçti.

Barış ve demokrasiden yana güçlerin bilmesi gerekir ki, Erdoğan, PKK’nin kongre toplamasını direkt engellemiştir. İmralı’yı yeni bir tecride alarak, devredışı bırakarak oradan da kongre çağrısı yapılmasını engellemiştir. Erdoğan sözde silahların gömülmesini istiyordu. Tam da iş bu yöne doğru evrilmeye başlamışken, kılıçla keser gibi süreci kesmiş ve saldırgan bir tutum almıştır. Barış isteyen, silahların gömülmesine çalışan birisi sürecin canını bu şekilde okur mu?

Erdoğan son günlerde savaş kışkırtıcılığı yaparak, açıkça ırkçı ve üstenci, sömürgeci bir karektere bürünerek “taraflar yok, kim bunu söylüyor? Kim oluyorsunuz? Devlet kimseyle görüşmez, bunu yaparsa yok olur, yıkılır” vb. demeye başladı. Bu laflara Kürt halkı ve kamuoyu hiç de yabancı değildir. Bu lafları Türkeş, Doğan Güreş, Tansu Çiller gibileri çok kullandı. Ancak bu kafa ve bu söylem Türkiye’yi Kürt sorunundan kurtarmadı. Türkiye’yi barışa, demokrasiye ve huzura kavuşturmadı. Sorunu doğru tanımlama, barış arayışları, bu yönlü girişimler Türkiye’ye nefes aldırdı. İki yıldır çatışmalar durmuş, toplumda belli bir rahatlama ortaya çıkmıştı. Anlaşılan Erdoğan Başkan olmak, tüm farklı sesleri ve muhalefeti bastırmak için barış sürecini feda etmeyi göze almıştır. Hükümeti ve Türkiye’yi de arkasından sürükleyerek kanlı bir sürece çekmektedir. Mevcut durumda hükümet buna karşı çıkacak bir durumda olmadığı gibi seçim meydanlarında Davutoğlu da HDP’yi düşman ilan ederek, barajın altında bırakmaya ve Erdoğan’la uyumlu olmaya çalışıyor.

Erdoğan’ın bu çıkışlarını, süreci zehirleyip tıkatmasını sıradan bir seçim taktiği olarak görmek son derece yanlıştır. Milliyetçi oylara göz dikmiş, onlara göz kırpıyor demek, kendini kandırmaktan başka bir anlama gelmez. Bölgedeki gelişmeleri de dikkate alarak bu çıkışları ele almak gerekiyor. Süreç son derece tehlikeli bir mecraya kayıyor. Kürt halkının, demokrasi güçlerinin buna göre hazırlıklarını yapması ve gaflete düşmemesi gerekiyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89