• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -4 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -5 °C

PKK-KDP mutabakatı

Günay Aslan

Geçen haftanın kuşkusuz en önemli gelişmesi PKK ile KDP arasında sağlanan Rojava mutabakatıydı.

Bir süredir devam eden ve zorlu geçen görüşmelerde varılan mutabakatın gereği olarak önceki gün KDP- PYD toplantısı yapıldı.

KDP-PYD görüşmelerinin ilerlemesiyle sıra Mesud Barzani- Salih Muslim görüşmesine gelecek. Görüşmelerin seyrine bağlı olarak Muslim’in Hewlêr’e gitmesi bekleniyor.

PKK ve KDP’nin Rojava konusunda uzlaşmış olmaları elbette çok önemli ve sevindiricidir. Önemlidir zira, bu gelişme Kürt halkının özgürlük mücadelesini birçok açıdan olumlu etkileyecektir. Sevindiricidir çünkü, Kürdistan Ulusal Kongresi’nin ertelenmesinden bu yana Kürt kamuoyu deyim yerindeyse diken üzerinde oturmaktaydı. Halk huzursuz, üzgün ve kaygılıydı.

Aslında Rojava'ya kadar Kürdistan kamuoyunda Kürtlerin en büyük zaafı olan bölünmüşlüğün artık aşıldığı kanısı yaygındı.

Fakat Rojava'nın tarih sahnesine çıkmasıyla birlikte Kürt partileri arasındaki ilişkilerin uzun erimli ve kalıcı değil, inişli çıkışlı bir seyir izlediği görülmüş oldu.

Semalka sınır kapısının kapatılması, iki kez ertelenen Ulusal Kongre’nin belirsizliğe bırakılması ve KDP'yle PYD arasında iplerin tamamen kopması halk arasında bölünmüşlüğün yeniden hortlayacağı endişesi yaratmıştı.

Parti çıkarlarının ülke ve ulus çıkarlarının önüne geçeceği, siyasi rekabetin ve kısır çekişmelerin olumsuz sonuçlar üreteceği ve tarihi bir fırsatın daha yiteceği korkusu halkın umutlarını kırmaya başlamıştı.

Bu yüzden Kandil ve Hewlêr'den gelen açıklamalar kamuoyunda çoşkuyla karşılandı. Kürt halkının bölünme korkusunun ne kadar derin, birliğe olan özleminin ne kadar güçlü olduğu bu vesileyle bir kez daha anlaşıldı.

Ancak bu iş artık burada kalmamalıdır. Bundan sonraki adım bu mutabakatı halkın beklentilerine uygun biçimde kalıcılaştırmak olmalıdır. Kürt siyaseti buradan hareketle yeni siyasal hamleler yapmalıdır.

Önce Cenevre Konferansı’ndan Kürtlere uluslararası statü sağlamalı, ardından Ulusal Kongre’yi toplamalıdır.

Aradan geçen iki aylık gerilimli dönemde Kürt partilerinin birbirlerine mecbur oldukları, aralarında birlik sağlamadan olumlu sonuç alamayacakları anlaşılmıştır.

Kürdistan’da parçaya dayalı siyaset dönemi artık geride kalmıştır. Şimdi ortada Kürt siyasetinin ya birlikte kazanacağı ya da birlikte kaybedeceği nesnel bir süreç vardır.

Son olayların da gösterdiği gibi hiçbir Kürt partisi tarihi bu sorumluluktan kaçamamaktadır.

Yeri gelmişken belirtmek isterimki; Güney Kürdistan liderliği ve KDP’nin, Rojava Kürtlerinin Kürt Yüksek Konseyi (Destaya Bilind) çatısı altında toplanmalarını kabul etmesi ve sürecin Yüksek Konsey üzerinde yönetilmesine destek vermesi önemlidir.

Mutabakat konseyin tarihi misyonuna uygun olarak güçlenmesini ve Rojava Kürtlerinin tek muhatabı haline gelmesini öngörmektedir.

Kürtlerin Cenevre Konferansı’na konsey üzerinden bağımsız bir güç olarak katılmaları sadece Rojava’nın değil elbette, bütün Kürdistan’ın kaderini olumlu etkileyecektir.

Yüksek Konsey’in güçlenmesi demek sadece PKK ve PYD'nin değil, bütün Kürtlerin güçlenmesi demektir. Bu gerçeğin görülmüş olduğunu umuyorum. Kaldı ki mutabakat herkes gibi Güney hükümeti ve Barzani'yi de güçlendirmiştir.

Sayın Barzani PKK’yle yapılan mutabakat neticesinde Suriye denklemine güçlü bir biçimde dahil edilmiştir. Mutabakat içeride ve dışarıda onun elini güçlendirmiştir. Dolayısıyla Barzani’nin şimdi Rojava şehitlerinin hakkını teslim etmesi gerekir.

Hem Rojava’nın savunulması hem de Ortadoğu’nun geleceğinde Kürtlerin ve Kürdistan’ın saygın bir yerinin olması amacıyla hayatını kaybeden YPG savaşçılarının hakkını teslim etmesi; kırılan kalpleri içten bir yaklaşımla tamir etmesi gerekir.

Böylesi bir davranış hem Kürtlerarası birliği daha da güçlendirecek hem de iç sorunları kaşıyan istismar simsarlarının önünü kesecektir…

*

Kürt siyasetçilerinin rehin alındığı KCK Davası gelinen aşamada cemaatin elindeki silaha dönüşmüş bulunuyor! Cemaat ise, barış ve özgürlük umuduyla hükümete ateş açmayan Kürtlere ateş etmeye devam ediyor. Hükümetin bu silahı onun elinden alması gerekiyor. Zira, gidişat hayra alamet görünmüyor...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89