• BIST 97.533
  • Altın 145,647
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 16 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 22 °C

PKK ile konuşmaya devam

Yasemin Çongar

Londra’da sonbahardı. 1993 kasımının başlarında bir gün, tam üç yıldır Downing Street 10 Numara’da ikamet eden elli yaşındaki Muhafazakâr başbakan, Avam Kamarası’nın ortasında dikildi ve İşçi Partili muhaliflerinin gözlerinin içine bakarak, göreve geldiği ilk aylardan itibaren yaptığı en önemli iş konusunda düpedüz yalan söyledi:

“Bay Adams’la ve İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu’yla oturup konuşmak mı? Bunun düşüncesi bile midemi bulandırıyor!”

John Major bunu söylerken aklı, Shankill Yolu’ndaki balıkçı dükkânındaydı. 23 Ekim 1993’te İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu (IRA) mensubu bir saldırgan, Belfast’ın IRA karşıtı Protestan mahallelerinden birindeki bu balıkçı dükkânını kendisiyle birlikte havaya uçurmuş ve tümü sivil olan dokuz kişinin ölümüne yol açmıştı. IRA’nın kanlı eylemler tarihinde, tek seferde verdirdiği en büyük kayıplardan biriydi bu. Londra’da infial doruktaydı. Ulster’ın cumhuriyetçi militanları, bir yandan sivilleri hedef alan şiddet eylemlerini kesintisiz sürdürürken, onların askerî komutanlarıyla siyasi hamilerinin Britanya hükümeti tarafından muhatap alındıkları bilgisi, o günün koşullarında, gerek siyaset erkanı gerekse toplumun geneli açısından kolay sindirilebilecek bir bilgi değildi.

Major’ın mumu birkaç hafta içinde söndü. 28 Kasım 1993’te Observer gazetesinde yayımlanan özel haber, “Major’ın IRA liderliğiyle gizli bağlantıları ortaya çıktı” başlığını taşıyordu. Habere göre, bizzat Başbakan’ın verdiği onayla, hükümetle IRA arasında bir iletişim hattı kurulmuştu. Bu hatta, karşılıklı mesajlaşma ve müzakere yürütenler arasında rahipler, işadamları ve Britanya İstihbarat Örgütü MI5’ın yöneticileri vardı. Haber, aynı gün Londra’daki yetkililerce doğrulandı. Hükümet, özetle, “Evet, görüşmeler yapıldı ama IRA liderliği, bu görüşmelerin başlamasına zemin hazırlayan eylemsizlik taahhüdüne sadık kalmadı” dedi. Sinn Fein ise haberi teyit etmekle kalmadı, “günlük bazda süren görüşmelere kimlerin katıldığını Major’ın bildiğini” açıkladı. Haberini “Britanyalı bir kaynağa” dayandıran Observer’a, ilk bilgiyi Sinn Fein’in sızdırdığı, bunu yaparken, Şubat-Kasım 1993 dönemindeki temasların bir dökümünü verdiği de anlaşıldı. Artık cin şişeden çıkmış, Britanya hükümetinin “Teröristlerle muhatap olmayız” söylemi çökmüş, Başbakan’ın burnu uzamıştı.

Sonra ne oldu, biliyor musunuz?

Kuzey İrlanda Barış Süreci biraz da bu ifşaat sayesinde ivme kazandı. İngilizleri, Gallileri, İskoçları, göçmenleri ve tabii her mezhep ve siyasetten İrlandalılarıyla Britanya toplumu, çok önemli bir şeyin farkına vardı: Konuşmaktan zarar gelmez!
Evet, IRA ve Sinn Fein ile Londra arasındaki temaslardan belki hemen “yarar” sağlanamamış, şiddet sonlandırılmamıştı ama “konuşulduğu müddetçe” bunun yapılabilmesi ihtimali çok daha kuvvetliydi.

Hükümet geri adım atmadı; Major iki hafta sonra İrlanda Başbakanı Albert Reynolds’la buluştu. İki lider, “Downing Street Bildirgesi” olarak tarihe geçen açıklamada, Ulster sorununa anayasal çözüm aranırken, “şiddete son vermeleri kaydıyla, Sinn Fein ve benzeri paramiliter-bağlantılı partilerin müzakerenin parçası olabileceğini” ilan etti.

Sekiz buçuk ay sonra, 31 Ağustos 1994’te, IRA “askerî faaliyetini durduğunu” açıkladı: “Mevcut durumun ihtiva ettiği potansiyeli gözönünde tutarak, demokratik süreci ilerletmek ve bu sürecin başarısına olan kesin bağlılığımızı vurgulamak için, IRA liderliği 31 ağustos geceyarısından itibaren askerî operasyonlarını tamamen durdurma kararı almıştır. Bütün birimlerimize bu yönde talimat verilmiştir. Adil ve kalıcı bir çözümü sağlamak için bir fırsat yaratıldığına inanıyoruz.”

IRA’nın açıklaması böyleydi. Bugün artık biliyoruz ki, barışa doğru ilk büyük adım olan bu açıklama, akan kanı durdurmadı. Kuzey İrlanda Barış Süreci sonraki on bir yıl boyunca yarıda kesilip tekrar ilan edilen ateşkeslerle inişli çıkışlı bir seyirde devam etti. IRA’nın silah bırakması 26 Eylül 2005’te tamamlanabildi.

Ama bugün şunu da biliyoruz: Britanya hükümetleri, bu zor süreçte hiç “Sözün bittiği yerdeyiz” demediler; müzakereler aksadı, molalar yaşandı ama konuşmaktan vazgeçilmedi.

Şimdi Ankara, 1993 Londrası’ndakine benzer bir ifşaatla karşı karşıya. İşin ilginci, PKK-MİT görüşmesinin sızdırılması –amaç tam tersi de olsa– hükümetten ziyade örgütü zor durumda bıraktı. Zira hükümet ve bürokrasinin tahminlerden daha cesur, daha reformcu; örgütün müzakere süreci konusunda söylediklerinin ise “kof” hatta “yalan” olduğu ortaya çıktı. Öte yandan, PKK’nın gözüdönmüş bir “halı saha teröristi” profili çizmeye başladığı bu kanlı günlerde böyle bir ifşaattan siyasi medet uman Türk milliyetçilerinin de, tahminlerin aksine, hayalkırıklığına uğraması mümkün. Yeter ki hükümet, Kemal Kılıçdaroğlu gibilerinin sorumsuz fırsatçılığına da, Ertuğrul Özkök gibilerinin “Çabalar çöpe gitti” kötümserliğine de yenilmesin, paniklemesin ve konuşmanın getireceği “yarar” zaman alsa bile, bu ülkenin insanlarına konuşmaktan bir “zarar” gelmeyeceğini bilerek yoluna devam etsin. Çocuklarımızı öldüren silahtır zira, söz değil.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89