• BIST 89.844
  • Altın 145,078
  • Dolar 3,6250
  • Euro 3,9071
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin 4 °C

PKK, fena tufaya getirdi

Mümtaz er Türköne

Hükümet'i, AK Parti'yi ve Erdoğan'ı, hepsini -devleti dışarıda bırakarak- aynı torbanın içine koyabilirsiniz.

"Tufa" tabirini, tam da durumu olanca çarpıklığı ile resmettiği için kullanıyorum. Durum, "açmaza düşmek", "oyuna gelmek" gibi hafife alınacak bir durum değil; resmen kendi hırsınızın ve oyununuzun kurbanı olarak malayanî usullerle "tufaya düşmek" denir buna. Yalnız kaybeden sadece torbanın içindekiler değil.

İç Güvenlik Paketi, HDP'nin direnişi, Kandil'in keskin mesajları, Öcalan'ın on maddelik ajandası ve son olarak Dolmabahçe görüşmesi ile varılan "mutabakat" bu "tufaya gelme" durumunun safahatından ibaret. Bütün bu başlıkların hepsi sadece tek bir şeyle, 7 Haziran'da yapılacak olan seçimlerle alâkalı. Bugüne kadar her seçimde Erdoğan, ekibini ve Öcalan'ı sonuna kadar zorlayarak "ateşkes"i sağlamayı başarmıştı. İç Güvenlik Paketi ile krizi tırmandırarak tekrar aynı sonucu elde etmeye kalktılar. Kendi oyunu ile PKK'nın tuzağına, daha doğrusu tufaya düşmüş oldular. Çünkü ilk defa bu seçimde sakin ve huzurlu bir seçim ortamına, AK Parti'den çok PKK'nın ihtiyacı var.

PKK içinde bulunduğu şartlar gereği Türkiye Cumhuriyet Devleti'ne karşı stratejik üstünlüğü ele geçirmek için, önündeki alternatiflerin hepsini dikkate alan değişken politikalar izliyor. Şayet HDP barajı geçerse, 70 civarında milletvekili ile etkileyici bir meşruiyet kazanacak. Geçemezse, yine aynı şekilde mağdur sıfatıyla silahın hem uluslararası kamuoyunda hem de Kürtler arasında artan bir meşruiyeti olacak. Her iki durumda da kaybedecek hiçbir şeyi yok ve bu iki kademeli taktik hesaplar için seçimler sona erene kadar "güvercin" olarak kalması gerekiyor. Stratejik üstünlük ise 8 Haziran günü güvercinlerin şahine dönüşmesi ile kendini gösterecek. Uluslararası konjonktür ve IŞİD başta olmak üzere bölgesel ihtiyaçlar da güvercin görünümlü şahine yol veriyor.

AK Parti iktidarının provokatif eylemler ile Güneydoğu'da şiddeti tırmandırma kapasitesi yok. Onun yerine İç Güvenlik Paketi ile PKK'yı kışkırtmayı denediler. Erdoğan'ın valilere toplumsal olaylarda "sert davranın" mesajını, iktidar kanadının hesabının ve muradının işareti olarak okuyunca mesele netleşiyor. Dolmabahçe mutabakatı ise çok ince hesaplara dayanıyor görünmesine rağmen, "seçim avantajı" için, tıpkı Süleyman Şah operasyonunda olduğu gibi bir ricat durumundan ibaret. Öcalan'a on maddelik ajandayı hazırlatan devlet aklı ile Dolmabahçe'de ortak açıklama yapan siyaset aklı birbiriyle çelişiyor. Bu siyasî aklın dayandığı varsayım ise HDP'nin barajı geçemeyeceği hesabı olmalı. Gerçekten HDP barajı aşamazsa, bu siyasî hesap Türkiye'ye çok şey kaybettirmesine rağmen Erdoğan'ın hesaplarına uyabilir, ama tutmasının önünde bu sefer başka engeller var. Değil Dolmabahçe mutabakatı, Yalçın Akdoğan'ın Öcalan'ın açıklamasını önemli bulduğu ifadesi bile, seçim kampanyası boyunca AK Parti'nin başını ağrıtmaya yeterli. Öcalan'ın on maddesi içinde "silah bırakma çağrısı" yok; sadece diğer maddelere bağlı olarak bu çağrıyı yapacak bir kongrenin toplanmasından söz ediliyor. Selahattin Demirtaş'ın "silah bırakma hayal" lafı, bu yüzden herhangi bir çelişki oluşturmuyor.

Erdoğan, Arabistan dönüşü uçakta uzun uzun Öcalan ile Kandil arasındaki karşıtlıktan bahsettiğine göre hâlâ oyunun farkında değil. PKK gibi hiyerarşik, üstelik silahlı bir örgütün, en temel stratejik konularda devlet karşısında çatışıyor görünmesi, sadece iyi polis-kötü polis rolünün gereğidir. Dolmabahçe görüşmesi ve neticesi belli ki Erdoğan'ın talimatı ile gerçekleşmiş. KCK açıklaması, Erdoğan'ın "çözüm sürecini seçim kazanma süreci olarak gördüğünü" öne sürdüğüne göre, demek kimsenin okuduğunu yanlış anlama sorunu yok.

Başka bir açıdan ilk defa bu seçimde, Kürt sorunu konusunda Erdoğan'ın çıkarları ile ülke çıkarları aleni bir çelişki içinde bulunuyor ve PKK bu çelişkiyi sonuna kadar kullanıyor. Şunu öngörebiliriz: Erdoğan ve Hükümet, Dolmabahçe ofisini kısa zamanda beton bariyerlerle kapatacak ve Ankara'nın korunaklı dehlizlerine hızla geri çekilecek.

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89