• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 17 °C

Pilotlar için Ortadoğu satrancı

Aslı Aydıntaşbaş

Gecikmiş bir bayram müjdesi olarak cumartesi Türkiye’ye gelen iki THY pilotu Murat Akpınar ve Murat Ağca’nın 71 günlük esaretinin bitmesi, Suriye’nin kuzeyindeki ufak köylerden Bekaa Vadisi’ne kadar uzanan farklı olaylar zincirinin, Katar’ın da yardımıyla uluslararası bir operasyona dönüştürülmesi sayesinde oldu.

Operasyonel boyutu MİT, diplomatik lobi faaliyetlerinin ise Dışişleri tarafından yürütüldüğü 71 günlük macera sonunda gelen rehine takası, beklenmedik bir biçimde Ortadoğu’da farklı siyasi kamplardaki aktörleri aynı hedef uğruna bir araya getirmiş oldu.

THY pilotlarının 9 Ağustos’ta Beyrut’ta kaçırılmasından kısa bir süre sonra Lübnan’a giden MİT Müsteşar Yardımcısı Abdurrahman Bilgiç, öncelikle oradaki istihbarat ve güvenlik kurumlarıyla bir araya geldi.

Lübnan yetmedi

Bu arada Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da MİT’in temaslarını destekleyen bir diplomatik çabaya girerek, Lübnan Başbakanı Necip Mikati, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Dışişleri Bakanı Adnan Mansur’u arayarak pilotların serbest kalması yönünde talepte bulundu. Davutoğlu’nun Lübnanlı muadilleriyle yaptığı 11 telefon görüşmesi, Lübnan İçişleri Bakanlığı’nı (göstermelik de olsa) harekete geçirse de, olayın boyutu kısa zamanda ikili ilişkileri aştı.

Pilotları kaçıran Lübnanlı Şii grubun, pilotlara karşılık Suriye’de kaçırılan Lübnanlı hacıların serbest kalmasını talep etmesiyle, operasyonun kolay olmayacağı, sadece Lübnan’la ikili ilişkiler üzerinden halledilemeyecek ölçüde uzun soluklu bir sürece dönüşeceği de ortaya çıktı.

Ve Katar devrede...

Bunun üzerine Ankara Katar’ı devreye soktu. Aslında MİT, geçmişte de Suriye’de Mayıs 2012’de kaçırılan 9 Lübnanlı hacının serbest bırakılması için çabalamış, ancak hacıların farklı gruplar arasında el değiştirmesi ve Ankara’nın bu gruplar üzerinde etkisinin sınırlı olması nedeniyle başarılı olamamıştı.

Olayın Suriye ayağı, sanıldığından daha karmaşık çıktı. Hacıları ilk kaçıran grup, bir süre Türkiye’den 6 km ötedeki Azaz’da tuttuktan sonra para karşılığı başka bir gruba satmıştı. İkinci grup, Ahrar el-Şam isimli radikal grupla savaşmaya başlayınca, hacılar Türkiye sınırından uzaklaştırılarak daha içerilere götürülmüş, en son da Kuzey Kasırgası isimli Sünni gruba verilmişti.

Neden Katar?

1000’in üzerinde irili ufaklı farklı grubun savaştığı Suriye’de, muhalefet cephesi her geçen gün daha dağınık ve umutsuz bir görüntü sergiliyor. Hacıları elinde tutan grup ise, İslamcı özelliğinin yanında Katar sermayesinin desteklediği gruplarla ilintili hareket ettiği için, hem MİT hem de Dışişleri Katar’ın devreye girmesine sıcak baktı.

Ancak Ankara açısından bütün bu operasyonda Katar’ın devreye girmesi, hatta ön plana çıkmasının bir başka mantığı daha vardı. En son Başbakan Tayyip Erdoğan’ın mayıs ayındaki Washington gezisinde, ABD yönetimi Suriye’nin kuzeyinde savaşan radikal gruplarla ilgili kaygılarını, Beyaz Saray’da ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın da katıldığı dar çerçeveli bir akşam yemeğinde dile getirmişti. Ankara, son 6 aydır bu grupların Suriye’ye giriş-çıkışı ve Türkiye’deki faaliyetlerini kısıtlamaya çalışsa da uluslararası medyada bu grupları Türkiye ile ilişkilendiren yazıların ardı arkası kesilmedi. Böyle bir ortamda Ankara, MİT’in Suriye’deki radikal grupları yönetiyor, talimatla istediğini yaptırıyor gibi yanlış bir algının yerleşmesini de istemedi. Katar’ın arabuluculuğu, sonrasında çıkan başarıyı sahiplenmesi, hatta pilotları İstanbul’a getiren uçağı bile sağlıyor oluşuna, bu yüzden sıcak bakıldı. Ahmet Davutoğlu, Katar Dışişleri Bakanı ile 12 defa hacılar konusunda görüşürken, Başbakanlık ve MİT de bu yoldaki çabaları ikili toplantılarda gündeme getirdi.

Arada hem MİT, hem de Dışişleri üzerinden Hizbullah ve İran makamları ile de temasa geçildi. Filistin lideri Mahmut Abbas dahi son Türkiye gezisi sonrasında pilotlar için devreye girdi. Bu süreçte Lübnan ve Katar istihbarat şefleri Türkiye’ye gelip gitti.

En son Bekaa

Bu arada THY pilotları, Lübnan içinde yer değiştirmekteydi. İlk kaçırıldıklarında Beyrut’un güneyinde Hizbullah kontrolünde bir bölgede tutulan pilotlar, daha sonra Beyrut dışında Bekaa Vadisi’ne yakın bir yere götürüldü.

Katar’ın Kuzey Kasırgası’nı ikna etmesi, Suriye’nin ise kendi hapishanesindeki 200 kadın esiri bırakmaya yanaşması sonrasında, THY pilotlarının serbest kalmasına yönelik nihai anlaşma sağlandı.

Mutlu son

Dönüş yolu perşembe günü başladı. Lübnanlı hacılar, Türkiye sınırına, ardından Kilis’e getirildi, cuma günü Türkiye’ye giriş yaptıktan sonra cumartesi İstanbul’dan Beyrut’a uçtu.

THY pilotları ise benzer bir takvimle önce bulundukları yerde Lübnan İçişleri Bakanlığı makamlarına teslim edildi. Oradan helikopterle Beyrut Havaalanı’na getirilerek orada bekleyen Türkiye Büyükelçisi İnan Özyıldız’a teslim edildi.

Cumartesi gecesi de THY yerine Katar’ın yolladığı bir uçakla İstanbul’a gelerek ailelerine kavuşmalarıyla, 71 günlük esaret son buldu.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89