• BIST 82.252
  • Altın 148,354
  • Dolar 3,8176
  • Euro 4,0790
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin -1 °C

Peki sonra?

Mesut Yeğen

PKK’nin çatışmaya geri dönmesini de YDG-H’nin hendek siyasetini de yanlış bulanlardanım. Zannımca, PKK 7 Haziran öncesinde gösterdiği çatışmaya dönmemek basiretini, 7 Haziran’dan sonra da devam ettirebilirdi. İki de basit gerekçem var böyle düşünmek için. İlkin, çözüm süreci ve Türkiye siyaseti Kürd meselesinde bir şeyleri değiştirmeye halen imkan verir durumdaydı. Hele de 7 Haziran sonuçlarının ardından. İkincisi, Türkiye’nin Ortadoğu ve Suriye siyasetini NATO çizgisine çekmesinin ardından PKK Rojava’da başat aktör olmaya devam edebilirdi, nitekim bugüne kadar da olmaya devam etti. Ancak belli ki PKK durumu böyle okumadı ve devletin PKK’nin Türkiye ve Rojava’daki yerini sınırlamak amacıyla yaptığı büyük Suriye siyaseti değişikliğiyle ancak çatışmaya dönerek ve çatışmayı şehirlere taşıyarak baş edebileceğini düşündü. Oysa, yine zannımca, hem Rojava’da hem de Türkiye’de daha az PKK-merkezli bir pozisyon almak, Kürd meselesi siyaseti için mevcut çatışma durumundan daha fazla hareket alanı yaratabilirdi.

PKK’nin çatışmaya dönmesi ve hendek siyaseti yanlış(tı) ama devletin buna mukabele ediş biçimi ve bu mukabele ediş biçimine verilen örtülü, açık destek, yanlıştan öte, vahim. Hem Kürd meselesinin, hem de bu meselenin taşıyıcı aktörü olarak PKK’nin ve YDG-H’nin ‘niteliği’ hendek siyasetine bugünlerde Cizre, Silopi ve Sur’da yapıldığı gibi karşılık vermeyi yanlıştan da fazla bir şey kılıyor.

Sözünü ettiğim nitelikler şunlar: 1. Kürdlerin Irak ve Suriye’de tecrübe ettikleri hal artık Türkiye Kürdleri için esas referanslardan biri. Türkiye Kürdleri Kürd meselesine artık bu referanslar üzerinden kan taşıyorlar. Dolayısıyla da, Cizre, Silopi ve Sur’da yapılanlar ve bugünlerde yapılacak olanlar Kürdlerin büyük kısmı tarafından bu yeni referanslar üzerinden okunacak, bu bir. 2. PKK, çatışmaya dönüşünü askeri ve siyasi olarak gerekçelendirebilen ve bu gerekçelendirmeyi Kürdlerin hepsine olmasa da, epey bir takipçisine izah edebilen bir örgüt. Bu da şu demek: Türkiye’nin ve Rojava’nın imkanlarına PKK gibi bakan ve dolayısıyla duruma PKK’nin bugün yaptığı gibi mukabele etmek gerektiğini düşünen epey birileri var. Öyle ki, bu birileri Cizre’de, orada burada, ancak tank ve toplarla etkisizleştirilebileceğine karar verilmiş bir silahlı direniş gösteriyor. Aralarında, birlikte yaşadıkları epey sivil yurttaşla birlikte.

Devletin hendek siyasetine mukabele ediş biçimi ve buna verilen destek yanlıştan da öte, çünkü bu vasıflara sahip bir halle bugün yapıldığı gibi şehirlere tank ve toplarla girerek baş etmeye kalkışılırsa olacakları tahmin etmek zor değil.

Geçtiğimiz birkaç ayda yaşanandan daha fazla ölüm, daha çok yıkım. Hendek siyasetine daha fazla ölümle, daha fazla yıkımla mukabele edilirse ne olur peki? Ne olacağı belli: Daha fazla Kürd Türkiye devletine karşı bilenir, bilenmişlerin de bilenmişliği katlanır. Hem de Kürd meselesi artık yeni referanslarla çalışırken.

Ne yapmalı peki? Oturup düşünmeli tabii ki, bu ülkede ne oluyor da bu Kürd gençlerinin bir kısmı bu devletin egemenliğindeki bir yerleri ancak tankla topla girilebilir yerler kılıyor. Ne oluyor da, bir yerleri tankla topla girilebilir kılanların etrafında epey sayıda sivil yaşamaya devam ediyor? Yine, ne oluyor da devlet vatandaşlarınca meskun mahallelere, şehirlere tankla, topla girmek gerektiğine karar verebiliyor?

Bir yandan düşünürken bir yandan da acilen yapılacaklar var: Tankları, topları şehirlerden çekmek, çekilmesini talep etmek ve hendek siyasetine son verecek bir aklın oluşmasını teşvik etmek. Belki böylece hem hendek siyasetine son vermenin, hem de çözüm sürecine dönmenin bir yolu bulunabilir.

“Devlet üç beş militana, birkaç eşkıyaya pabuç mu bıraksın” ya da “e, PKK (Kürdler) de hak etti canım” diyenlere gelince... Kürd meselesinin bundan önceki seyrine iyi bakın. Bu laflar daha önce kaç kez edildi, bu laflar edildiğinde neler yaşandı bilmek zor değil. Bu sözler Dersim’de de, Ağrı’da da, 1990’larda da söylendi ve bütün bu zamanlarda neler olup bittiğini biliyoruz. Üstelik, bugün bu üç beş militan olduğuna hükmedilenleri etkisizleştirmek için orada olanlar Kürdlerin duvarlarına “kurdun dişine kan değdi” diye yazıp, öldürdükleri militanların cesetlerini sokaklarda gezdirenler.

Hendekler tanklarla kapatılır elbet, ama peki sonra deyip düşünmek lazım. (basnews)

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89