• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • İstanbul 26 °C
  • Diyarbakır 25 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 24 °C
  • Berlin 16 °C

Peki, sakallı Che’nin Bolivya’da ne işi vardı

Yıldıray Oğur

“Konuşmalar yapılırken kalabalık içinden ‘Allah, Beşşar’ sloganları atılıyor.”

Kalabalığın attığı slogan, Suriye Baas Partisi’nin resmî sloganı “Allah, Suriye, Beşşar, o kadar”ın bir versiyonu. Şam’daki Esed’e destek gösterilerinin bir nevi “Türkiye laiktir laik kalacak” sloganı bu. Peki, kim konuşuyor, bahsedilen kalabalık nerede bu sloganı atıyor?

Burası Şam’ın Emevi Meydanı’ndaki artık pek yapılamayan bir Esed’e destek gösterisi değil. Sloganının atıldığı yer Türkiye. Yer, Hatay’ın Yeşilpınar Belediyesi’nin düzenlediği “Barışa Çığlık” festivali kapsamında geçen cumartesi yapılan forum. Forumu izleyen kalabalıktan atılan “Allah, Beşşar” sloganları eşliğinde konuşma yapan isimler arasında CHP Milletvekilleri Süleyman Çelebi, Hurşit Güneş ve Mehmet Ali Edipoğlu da var.

Süleyman Çelebi Suriyeli mültecilerin kaldığı Apaydın Kampı’na sokulmadıkları için kızgın. “Apaydın değil kapkaranlık bir kamp orası” diyor. Esed zulmünden kaçmış askerlerin kaldığı kampa, Allah, Beşşar sloganlarının atıldığı toplantılarda konuşan milletvekillerinin alınmamasının makul gayet anlaşılır bir açıklaması var hâlbuki: Güvenlik.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu “Güvenliklerinden kaygı duyulan kişiler orada kalıyor” diyor. Daha açık nasıl anlatılabilir. Siz o kampta kalan insanların kaçtıkları düşmanlarıyla dayanışma içindesiniz. Kadın sığınma evine Maço Erkeklerle Dayanışma Derneği’ni de almazlar mesela. (O sloganlardan anlıyoruz ki Hatay’da sadece muhalif mülteciler yok, Esedciler de var. O mültecilerden şikâyetçi olan o Esedciler olmasın?)

Babası Türkiye’nin eğittiği, silahlandırdığı Kıbrıs mücahitlerinin kahramanlarından olan Hurşit Güneş’in şaşkınlığı iyice anlaşılamaz. Ama vekillerin içinde en şaşırmışı kesinlikle CHP Hatay Milletvekili Edipoğlu. Sendika.org sitesinden okuyalım: “Bir suç duyurusu yapıyorum. Bu kentin sokakları silahlı insanlarla doldu. Bunlar Suriyeli değil. Libyalı, Çeçenistanlı.. diğer ülkelerden gelen paralı askerler. Bir sorun yaşanırsa sorumlusu Başbakan’dır, Dışişleri Bakanı’dır.” Ediboğlu emperyalizme karşı direnenlerden söz ederken Che’yi, Lenin’i, Mao’yu, Ho amcayı andı. Alandan alkışlar yükseldi.

Başka ülkelerden gelen askerler için suç duyusu yap, ardından da Bolivya’da savaşırken öldürülen Arjantinli Che Guevara’ya selam gönder.

Böylesine bir baş çelişki ancak Türkiye soluna yakışır.

Enver Aysever’in yönettiği forumun diğer konuşmacıları arasında DİSK Genel Başkanı, TKP Genel Sekreteri, Alevi Derneği başkanları da var. Başka forumlarda konuşacak ÖDP Genel Başkanı, EMEP Genel Başkanı, Halkevleri Genel Başkanı, Cahit Berkay’dan, Orhan Alkaya’ya bütün sol orada yani. Aynı günlerde İşçi Partisi de başka bir toplantıyla Hatay’dan Esed’e desteklerini gönderiyor. Anlaşılan kendi şehirlerini bombalayan Esed’i, kendi vatandaşlarına en fazla organik gaz sıkan AKP’den daha yakın buluyor Türk solu.

Hepsinin ağzında Suriye’ye savaş için gelmiş yabancı sakallılar hikâyeleri var. Acaba Che Kongo’ya savaşmaya gittiğinde sakallı değil miydi diye merak ediyor insan. Sorun yoksa bu devrimciler için sakaldan başka ne olabilir ki?

İspanyol İç Savaşı’nda faşizme karşı cumhuriyetçileri destek için savaşa giden Uluslararası Tugaylar’ı da bilmiyor olamazlar. Haydi onu bilmiyorlar. En azından Yunan İç Savaşı’nda komünistlere desteğe giden Mihri Belli’yi hatırlıyorlardır. Hem, o günlerde sakallı da olabilir.

Suriye’ye desteğe giden sakallı uluslararası askerlerden şikâyet eden mesela EMEP’liler, Mustafa Yalçıner’in Filistin’e savaşmaya gitmesini nasıl açıklıyorlar? Onun sakalları yoktu diye mi? Ya dokuz arkadaşları Filistinlilerle savaşırken İsrail bombardımanında ölen Aydınlıkçılar?

Suriye’de bir rejim kendi şehirlerini savaş uçaklarıyla bombalarken sakala takılan bir tek Türk solcuları da değil, gide gele onlara benzeyen Alman Yeşiller Partisi’nin en az Türk Metal Sendikası başkanıyla yarışacak kadar uzun süredir başkanlık koltuğunda oturan Claude Roth da Hatay’a kadar gelip “Bu sakallılar Suriye’de demokrasi getiremez” demişti. Roth iyi ki Esma Esed’i hiç görmemiş. Görse herhalde Suriye’yi Baas değil, Yeşiller yönetiyor zannederdi. Bu berber işi siyasi analize göre Mısır’ın başkanı Mursi’nin sakallarını kesene kadar cuntaya karşı o hamleleri yapamıyor olması gerekirdi. Peki, ya sakalsız Alman istihbaratçıların dokuz Türk’ü öldüren Nazi çetelerini himayesini nasıl açıklayacak bu siyasi tıraş?

Suriye konusunda Türk solu, Alman Yeşilleri yalnız değil. Irak işgalinin en büyük destekçilerinden Ertuğrul Özkök de “en azından Esed sakalsız” çizgisinde. Ama bu anti-emperyalizm adı altındaki İslamofobik “Esed İslamcılardan iyidir” cephesine esas büyük destek okyanus ötesinden geldi geçen haftalarda. Irak’ı işgal ettiren Amerikan neo-conlarının merkez üssü Washington Enstitüsü de “ABD Türkiye’yi Suriye’ye sokmaya çalışıyor”cu komplocuları büyük hayal kırıklığına uğratarak Suriye’ye müdahaleye “Sakallı İslamcılar gelir yoksa” diyerek karşı çıktı. O neo-concuların en şahin, en İsrail lobisinin adamı ismi Daniel Pipes da Birgün’e, Yurt gazetesine köşe yazarı yapılacak bir kıvamdan “Suriye bataklığından uzak duralım, sakallı muhaliflere dikkat” diye alarm vermekte haftalardır.

Bu arada yazının girişinde forumda atılan “Allah , Beşşar” sloganlarını Twitter’dan bildiren de bu sloganı yerinde duymuş, manasını en iyi bilebilecek bir isim. Aynı forumda konuşmacı olan Fehim Taştekin. Bu tweet’inden üç beş tweet önce de Şam’daki kaynaklarına dayanarak Esed’in başbakanı Hicab’ın 50 milyon dolara muhaliflerin saflarına geçtiğini yazmış.

“Parayla satılmışlar”, bir sol forumda gördüğüm “Suriye’deki çapulcular”, “dış güçlerin adamları”. Neredeyse 90’ların Türk devleti jargonu, Suriye devletini savunmaya koşmuş Türk solunun imdadına yetişmiş. 90’ların Türk devlet jargonu deyince Hürriyet boş durur mu? Herhalde kaynakları Hatay’daki forumlarda “Allah, Beşşar” sloganı atanlar olan Hürriyet’in Esed’den kaçtınız ama bizden kaçamazsınız manşetleriyle hedef gösterdiği Suriyeli mülteciler için Ankara temsilcisi çakal bile dedi.

Peki, Suriye’de neler oluyor? Bu sakallılar da kim? Hür Suriye Ordusu kimlerden oluşuyor? Onu da kendisinden haber alınamayan Washington Post adına savaşı izleyen gazeteci Austin Tice’ın son tweet’inden öğrenelim:

“Günümü Hür Suriye Ordusu’nun bir havuz partisinde, Taylor Swift’in müziğini dinleyerek geçirdim. Bana viski bile getirdiler. Tartışmasız en iyi doğum günüm.”

Yazının ana mesajını da o versin. Neden Suriye’ye gittiğini soran arkadaşlarına Facebook’tan şöyle yazmış kayıp gazeteci:

“Lütfen bana kendine dikkat et demeyin. Burada yaşamanın ölümden daha çok anlam ifade ettiği insanlarla birlikteyim. Daha büyük tutku ve hayallerle yaşıyorlar çünkü ölümden korkmuyorlar. Suriye’ye gelmek hayatta yaptığım en güzel şey.”

Sürekli Suriye bataklığından bahsedenler; önce siz kendi ideolojik bataklıklarınızdan bir kurtulun...

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89