• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Ankara -4 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin 2 °C

Parti içi demokrasiyi kurumsallaştırmalıyız

Ömer Ağın

Yaşamın toz dumana karıştığı, politik durumun giderek karmaşıklaştığı bir Ortadoğu’ya tanıklık ediyoruz. Bu hain, nankör, fırsatçı, kendi çocuğunun sırtına binmekten bile çekinmeyen anlayış ne yazık ki Türkiye’yi de sarmış durumda. Kimse bunu görmezden gelmesin. “Tatlı” rüyalar görmesin. En somut biçimiyle Cumhurbaşkanı seçim kampanyasında sayısız kez bu nankör yaşama tanık olduk. Çelişkilerin bu kadar iç içe geçtiği, ani değişikliklerin bu kadar sık yaşandığı, aldatma ve kaypaklığın bu kadar sıradanlaştığı bir zamandan geçiyoruz. Kürt halkının mücadele yöntemini tek bir biçime sıkıştırıp, içini boşaltmaya çalışılan bir politika almış başını yürümek istiyor.

Kürt halkı ve demokrasi güçleri bütün eksiklerine karşın her türlü mücadeleyi kullanmak istiyor... HDP’nin önemli atağı, Türkiye’nin gündemine oturmuş durumda. Cumhurbaşkanı seçimlerinde HDP’nin ve ittifaklarının dışında kalan “sol” büyük bir hezimete uğradı. Kürt “solu” da bunlardan farklı değildir. Bu zatlar şimdiye kadar en küçük bir olayda, “biz Barzani çizgisini doğru buluyoruz” deyip mücadeleden kaçmak ya da koltuklarına aldıkları “dosyalar”ı savcılara götürüp PKK’yi ispiyonlamaktan başka iş yapmadılar. IŞİD’nin Êzidî Kürtlere saldırısı karşısında takındıkları tutum ve Cumhurbaşkanı seçimlerinde yaptıkları gevezelikler bu tipler tamamen bitmiş hale getirdi.

Bugün politik yaşam önemli dönemeçlerden geçiyor. Her dönemeç tuzaklar ve düşman barikatlarıyla sarılmış durumdadır. Buna rağmen Demirtaş’ın adaylığı üzerinden ortaya çıkan yüzde 9.8’lik sonucun yabana atılamayacağını biliyoruz. Bu küçümsenemez bir kazanım ve birikimdir. Kuşku yok ki, yüzde 10’u çok aşan bir ilginin sandığa yansımadığını da biliyoruz. HDP’nin yükselen bir trend yakaladığı açıktır. Ama etki alanının ne kadar olduğunu net olarak söylemek zordur. En önemlisi, AKP de dahil olmak üzere rejim partilerinde parti için demokrasinin olmayışı onları “partisel kriz”e sokmuştur. Boğuşmalarının temel nedeni buradan gelmektedir. HDP, bu partilerden çok farklı olmasına rağmen bizim için de parti içi demokrasiyi kurumsallaştırmak ve demokratik yönetimi yaygınlaştırmak gibi temel bir görevimiz ne yazık ki halen önümüzde durmaktadır. Unutmayalım, Kürt Özgürlük Hareketi sadece Kürt halkının savunma gücü değildir. Aynı zamanda halkımızın ulusal yapısında ve dilinin çeşitliliğinde olan çoğulcu nitelik Sayın Öcalan’ın geliştirdiği politik hat sayesinde reel bir hale aldı. Bu kazanımın kurumlaşmasının bir yolu da legal siyasetin içinde olması gereken demokratik ilkelerin mutlaka parti içi demokrasiyle bütünleştirilmesidir.

Her şeye karşın şimdi Kürt Özgürlük Hareketi’nin geliştireceği demokratik bir hattı legal siyasete sunması, HDP’nin parti içi demokrasiyi geliştirmesi kaçınılmaz hal almıştır. Legal siyasi hareketin yalnız parlamenter çizgi için uğraş vermesi yetmez. Halkla bağlarını güçlendirmesi ve grupçu davranışlardan tamamen kurtulması başta gelen görevlerindendir. Daha şimdiden kimilerinin parlamentoya girme hesapları yapmaları, parti içi demokrasinin gelişmesini öldürmektedir. Halkımızın Kürt Özgürlük Hareketi’ne ilgisi sanıldığından daha fazladır. HDP, zaman kaybetmeden önümüzdeki seçimlere nasıl hazırlanmalıdır. Bunun için etkin yasal bir parti olmanın çalışma yöntemlerini geliştirmeli ve parti içi demokrasiyi kurumlaştıracağı kararını almalıdır. HDP’nin, cumhurbaşkanlığı seçiminde yükselen bir trend yakalamış olsa da, bir çok konuda daha işin başında olduğunu unutmayalım. HDP’nin derlenip toparlanması için bir gün bile kaybetmeye hakkı yoktur. En kısa zamanda seçimlere nasıl katılacağına hemen karar vermeli ve yoğun bir şekilde çalışmalara koyulmalıdır. Bana göre, genel seçimlere HDP olarak katılmak en doğru karar olacaktır. Böylece demokrasi güçleriyle bağları geliştirmek, parlamentoya girmek için oluşturulan grupçukları kitle içinde eritmek, parti içi demokrasiyi yerleştirebilmek ve hem de Cumhurbaşkanı seçimlerinde elde edilen kazanımları korumak için buna gereksinim olduğuna inanmaktayım. Kuşkusuz bunun da riski var. Zaten politika risk alma sanatı değil midir? APO’ya özgürlük, PKK terör listesinden çıkarılsın ve yasal çalışma hakkına kavuşsun. Bu demokratik davet bizim.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89