• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin -1 °C

Parti, Cemaat, Örgüt

Mücahit Bilici

Yeni Türkiye’de en önemli üç aktör var. Bunlar “önderlik”leriyle özdeşleşmiş olan Parti, Cemaat ve Örgüt’tür. Parti’nin şeyhi Erdoğan, Cemaat’in başkanı Gülen ve Örgüt’ün agafendisi Öcalan’dır. (Bunların dışındakiler artık müstakil aktör olmaktan çıkmıştır.) Her üç aktör de Kemalist bastırma ve imkânlarla şekillenmiştir. Yakın tarih ikisinin bir olup üçüncüyü dövme nöbetleriyle doludur.

PARTİ

En açıktan ve açıkta olanı Parti’dir. Fakat kendisini bir cemaat gibi algılamaktan, muhatabından bir mürit itaati talep etmekten imtina etmez. İhtiyaç hâlinde iyi gömlek çıkartır fakat hükümet iken bile bir Parti gibi davranır. Başlattığı kalkınmacı devrimle ve çoğunlukçu demokratlığı ile Türk demokrasisine sınıf atlatmıştır. Ama bu seçilmiş öğrenci öğrenilmesi gereken her şeyi yüksek nottan ibaret sanıyor. Parti arkasına geniş kitleler alsa da nihayetinde kalkınmacı, pay dağıtıcı, zeki ve başarılı bir dindar bencilliği seviyesinde kalma intibaı veriyor. On yıllık alkıştan sonra hâlâ alkış istemekte mazur değildir. Mevcut evrimi milliyetçi- mukaddesatçılık istikametindedir.

CEMAAT

En gizli ve gizemli olanı Cemaat’tir. Fakat gerektiğinde bir iktidar partisi gibi hareket etmekten çekinmez. Gizemi ona gizil güçler atfedilmesine yol açar. Siyaseten bir lobi olarak görülebilir. Cemaat olarak normal bir demokraside sahip olacağı meşruiyeti (hâlâ anormal ortamda) elde etmek için takla atar: kendine camia der, İslami değil insaniyiz der, dinî değil milliyiz der ila ahir. İyi niyetin üstüne bu kadar hassasiyetli tedbir güven sorunu doğurur. Cemaat dünyanın en bencil cemaatlerinden biridir. Sivil ve vicdani açıdan buna hakkı vardır. Fakat umumun hukuku sözkonusu olduğunda kendisinin bir çocuk gibi farkında olmadığı bu bencilliği muhataplarını çileden çıkartır. Muhataplarının bu denli ya dost ya da düşman olarak ayrışmasının arkasındaki bu gerçeği Parti ile olan kavga vesilesiyle inşallah farkeder. Cemaat şu anda mecburiyetten ziyadesiyle liberal ve demokrattır. Bunun kalıcılaşması herkesin hayrına olacaktır.

ÖRGÜT

En ürkünç ve korkunç olanı Örgüt’tür. Resmî adı bir parti olmakla birlikte ekseriyetle silahlı bir tarikat gibi hareket eder. Şiddetten siyasete geçiş yapan örgüt henüz sivillikle tanışmış değildir. Haklı bir davanın haksız ama muztar bir temsilcisi gibidir. Rakipleri olan Parti ve Cemaat gibi Misak-ı Milli’ye bağlılık yeminini ederek Türkiye siyasetindeki yeni görevine başlasa da neticede Örgüt Kürt’tür. Bölücülükten büyütmeciliğe terfi etti diye Türk ağabeylerinin Örgüte itimat edeceği beklenmemeli. Ama örgüt de baştan beri iyi bir Türk siyasi partisidir, kurnazdır.

Parti yerin üstündedir, Örgüt yerin altında, Cemaat ise ikisi arası bir berzahta.

Yani “yer”i itibariyle en müphem olanı ve en tedirginlik yaratanı Cemaat’tir. Cemaat’e ne yerin altına işleyen dış düşman silahı işliyor, ne de yerin üstünde el ense çekerek sırtını yere getirecek kurnaz minder davetleri kâr ediyor. Devrim için yerin altındaki gücünü yerin üstüne çıkaran Cemaat şimdi, yoldaşının vefasızlık olarak gördüğü hışmına karşı bu kaynaklarını tekrar görünmezleştirmenin telaşı içinde görünüyor. Yani Örgüt yerin altından yerin üstüne (daha yenilerde “devlet”in müşteriliğinden sahipliğine geçiş yapan Parti’nin) “resmî” eliyle çıkartılırken, Cemaat canını kurtarmak için fazlaca yerin politik üstüne çıkardığı bürokratik gücünü tekrar yerin sivil altına indirmek zorunda gibi. Ne zaman ki yerin üstü ve altı, kaderin tesviyesi ile bir olur o zaman siyaset meydanındaki bu üç aktörün demokrasi için lazım olduğunu ama her birinin de medenileşmek zorunda olduğunu görebileceğiz.

Cemaat, Parti ve Örgüt’ün başındaki üç lider de siyaset sanatının virtüöz, usta ve hostalarıdır. Üçünün de önlerinde siyaseten çıkaracağımız şapkayı, hak ve adalet noktasında demokratça önümüze koymak zorundayız.

Bu üç aktörün de demokrasi konusundaki iyi niyetlerine rağmen demokratlıklarının neden hep konjonktürel yahut eksik kaldığını iyi düşünmesi ve demokrasinin tek oyuncu ile oynanan bir oyun olmadığını anlaması Türkiye’de demokrasinin yerleşmesi anlamına gelecektir. İnşallah her üçü de birbirlerini insaflı ve demokrat olmaya zorlarlar.

  • Yorumlar 5
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89