• BIST 97.314
  • Altın 145,314
  • Dolar 3,5633
  • Euro 3,9989
  • İstanbul 23 °C
  • Diyarbakır 25 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 19 °C

'Paralel yapı'nın gölgesinde demokratlık

Oral Çalışlar

12 Eylül 2010 anayasa değişikliği referandumunda 'yetmez ama evet' diyen solcularla demokratların içinde, henüz oy sandığına gitmeden pişman olduklarını söyleyenler vardı. Bu pişmanlık; zamanla kronik düşmanlığa dönüşecek bir ruhsal yolculuğun başlangıcıydı. 

2010 anayasa referandumu, bir kritik eşikti. Bu eşik biraz sorunlu aşıldı. Çünkü, HSYK seçimindeki 'bir oy bir adaya' maddesi; CHP’nin itirazı üzerine, AYM tarafından iptal edilmişti. CHP ve dönemin Anayasa Mahkemesi, HSYK üyelerinin liste halinde seçilmesini istiyordu. Bu şekilde, ulusalcıların YARSAV listesinin toptan seçileceğini düşündüler. Tersi oldu, karşı kesimin listesi, açık farkla kazandı. 

2010 referandumu ve bu değişiklik; 'paralel yapı'nın istediği doğrultuda bir durum yaratmıştı. HSYK değişti. O günden itibaren; 'yargı ve polis merkezli bir iktidar çekirdeği', eskisinden de çok daha hızlı bir şekilde, yoğunlaşmaya ve sertleşmeye başladı. 

CHP muhalefeti dahil, tüm siyasi güçler, 2010 Referandumu’ndan önce ve sonra, 'iktidar erkinin bütünüyle Erdoğan’ın eline geçmesi' denklemi üzerinden siyaset ürettiler. Kampanyalar, bu matematiğe göre gelişti. Tayyip Erdoğan’ın kendisi de muhtemelen, böyle bir psikolojiye yaklaşmaya başlamıştı. 

Halbuki, daha önceki vesayet dönemlerinde olduğu gibi; bürokrasi içine yerleşmiş bir 'vesayet çekirdeği' olarak, 'paralel yapı'; devletin önemli merkezlerinde ilerlemekteydi. HSYK da buna eklenmiş oldu. 

Şimdi baktığımız zaman anlıyoruz ki köklü bir iktidar değişikliği, söz konusu değildi. Bir vesayetin yerini, başka bir vesayet alıyordu. Hükümet bu kez iktidarı 'paralel yapı'yla paylaşmak zorunda kalmıştı. 

MİT krizi

Başbakan, ilk şaşkınlığını, 7 Şubat 2012’de, MİT Başkanı’nın ve Oslo görüşmelerinin hedef alınmasıyla yaşadı. Ergenekon davaları sırasında da İlker Başbuğ’un tutuklanmasına karşı çıkmasına rağmen, onu dinlemediler.

Başbakan, 7 Şubat’ta yaşanan 'paralel hücumu'nu; -gücü sarsıntı geçirse de- yaptığı bir yasal değişiklikle bertaraf etmeyi başarabildi.

Mayıs 2010’da, Mavi Marmara gemisine İsrail’in yaptığı saldırı ve katliam noktasında, Fethullah Hoca’nın kullandığı üslup; iki taraf arasında bir büyük kopuşun bir diğer tırmanış noktasıydı. 

Gerilim, Gezi olayları ve ardından 17 Aralık 2013 operasyonuna kadar, değişen yoğunluklarla devam etti. Hükümetin 'cemaat’le ilişkisi, sonunda, bir varlık-yokluk kavgasına dönüştü. 

'Endişeli modernler'den ötesi

Bu kavganın 'yetmez ama evet'çilere olan etkisine bakarsak…

'Yetmez ama evetçiler'le 'endişeli modernler'in arası; Ergenekon davası ve anayasa değişikliğindeki tutum farkı nedeniyle açılmıştı. (Buna, Kıbrıs’ta çözüm ve AB süreci konusundaki ayrılıkları da ekleyebiliriz.) Şimdi ise Başbakan Erdoğan’a olan (bence sınıfsal nitelikli) öfke; bu iki kesimi, yeniden, 'bir aradayız' havasına getiriyor. Bazı 'yetmez ama evetçiler', 'endişeli modernler'e dönüşüyor. 

Ergenekon davası sırasında cemaat ile 'endişeli modernler' arasında oluşan derin çatlak, yavaş yavaş küçülürken daha önce 'yetmez ama evet' diyenler içinde yer alan bir kesim de 'Erdoğan karşıtı cephe'nin, parçası haline geliyor. 

Bazı isimler, biraz daha ileri giderek, 'paralel yapı'nın birer savunucusu gibi davranmaya, onların sözcüsü gibi konuşup yazmaya başladılar. 

Yerel seçimler, bu bağlamda, birkaç farklı 'kesim'in birbirine yaklaşmasına yol açtı: CHP etrafında birleşerek, yeni bir umut yaratabileceklerini, yeni bir başarı öyküsünün kahramanları olabileceklerini düşünenler, yeni bir fotoğraf oluşturdu. 

30 Mart’tan bu yana, 'paralel yapı'yla birlikte, 'endişeli modern' kesimleri de bir umutsuzluk sarmalı içinde görüyoruz. 

Bazıları, oy kullanmadı. Bazıları, CHP’ye oy vereceğini açıkladı. Bazıları, "Bundan sonra Erdoğan’la nasıl mücadele edebiliriz" psikolojisiyle yeni denklemler kurgulamaya başladı. 

Sanırım, 'paralel yapı'nın gölgesinde demokrasi aramak, yeni bir çıkmazı ifade ediyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89