• BIST 89.282
  • Altın 145,428
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 16 °C

Pakette ne var?

Abdülkadir Selvi

Türkiye, paket paket

demokratikleşiyor.

Ama aslında Türkiye için demokratikleşme bir paket sorunu değil. Aslında bir süreç sorunu da değil. Çünkü süreçlerin başı ve sonu olur.

Türkiye gibi yasaklar ve korkular üzerine inşa edilmiş, 'paralel devlet' için demokratikleşme sonu olmayan bir başlangıç.

Her adım yeni bir

başlangıç.

Bugün yeni başlangıçlardan birine daha tanıklık edeceğiz.

Başbakan Erdoğan uzun süredir üzerinde çalışılan, demokratikleşme paketini açıklayacak.

Başbakan, demokratikleşme paketine çok önem veriyor.

'Tarihi bir dönüm noktası olacak' demesi boşuna değil.

Başbakan'ın demokratikleşme paketini açıklayacağı basın toplantısına kabine üyelerinin tamamı katılacak.

Gazetelerin genel yayın yönetmenleri ve Ankara temsilcileri de tek tek aranarak davet edildi.

Peki pakette ne var?

Öncelikle olarak bir cevap var.

Demokratikleşme unutuldu,

Başbakan diktatörlüğe yöneldi diyenlere verilmiş bir cevap bu.

Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin kadim sorunu askeri vesayeti geriletirken, Yüksek Askeri Şura ve Milli Güvenlik Kurulu'nun yapısını değiştirirken, Ergenekon'la, çetelerle mücadele ederken, Cumhurbaşkanlığı seçimini doğrudan halka götürürken, darbelere dayanak teşkil eden TSK İç Hizmet Kanunu'nun 31. maddesini kaldırıp, EMASYA'yı tarihin çöp sepetine gömerken destek vermeyenler ağızlarını her açtıklarında ona ya diktatör dediler ya da en hafif deyimle demokratikleşmenin unutulduğunu savundular.

Yetmedi.

Recep Tayyip Erdoğan, çapı küçük ama demokratikleşme açısından büyük bir adım olan Anayasa değişikliğini gerçekleştirirken 'hayır' kampanyası yürütenler, bunlar darbecileri yargılayamaz deyip, 12 Eylül paşaları ve 28 Şubat'ın mimarları yargılanırken, darbecilere kol kanat gerenler, çözüm sürecine muhalefet edenler, çözüm değil çatışma dönemi diye Kandil'e mesaj gönderip, Gezi'den darbe çıkarmaya çalışıp, Türkiye'yi ABD'ye ve AB'ye şikayet edenler her zaman demokratikleşmenin karşısında yer alıp, vesayet muhafızlığına soyundular.

Türkiye demokratikleştikçe onlar kaybetti, onlar kaybettikçe Türkiye kazandı.

Diktatör dedikleri adam demokratikleşme açısından tarihi bir adım daha atıyor.

Hiç şüphem yok ki, buna da karşı çıkacaklar. Kimi ihanet, kimi felaket belgesi olarak tanımlayacak. Burun kıvırıp küçük görecekler.

Aynen geçmişte yaptıkları gibi.

Kürtçenin seçmeli dil olması, Kürtçe propagandanın serbest bırakılması, yaşayan diller bölümlerinin açılması, anadilde savunmaya imkan sağlanması sırasında yaptıkları gibi.

Türkiye bir kez daha sorunlarının çözümünü demokraside gören bir tercih yapıyor.

OHAL dönemlerine alkış tutup, faili meçhullere kılıf arayanlar bundan rahatsız olacak elbette ki. Fakat sabah akşam demokrasi diyen, özgürlükleri ağzından bırakmayanlara ne demeli.

Şimdiye kadar gerçekleştirilen demokratikleşme hamlelerine destek vermediler. Bugün açıklanacak pakete burun kıvıracaklarından şüphem yoktur.

Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı gözlerini öylesine karartmış ki, 'Yetmez ama evet' bile diyemeyecekler.

Tüm bunları tarihe kayıt düşme adına yazdım.

Demokratikleşmenin bu zihniyete rağmen yapıldığı bilinsin istedim.

Bu paketin her bir maddesi, inci bir gerdanlığa dizilmiş bir mücevheri andırıyor.

Türkiye gibi tek parti döneminden, İstiklal Mahkemeleri'nden, Takrir-i Sükun kanunlarından, darbelerden, darbe dönemlerinde yapılan anayasalardan, sıkıyönetim ve OHAL düzenlerinden gelen bir vesayet rejiminden geldiğimiz için, Türkiye'nin boynuna adı demokrasi olan yeni pırlantalar takmaya ihtiyaç var.

Çünkü bu ülkede yasaklar, Anayasa, yasalar, devrim kanunları, yönetmelikler ve genelgeler ve bunları düzenleyip denetleyen kurumlarıyla bir 'paralel devlet'.

O nedenle demokratikleşme bu ülke için başı olan ama sonu olmayan bir yürüyüş. Sadece gidiş bileti olan ama dönüşü olmayan bir yolculuk.

JANDARMA, İÇİŞLERİNE BAĞLANACAK

Şimdi sıra geldi bugün açıklanacak olan paketin ayrıntılarına.

Bence paketin flaş unsurlarından biri olacak. Yıllardır tartıştığımız Jandarma'nın İçişleri Bakanlığı'na bağlanması düzenlemesi bu paketle birlikte getiriliyor.

Jandarma, rütbe, sicil ve kadro olarak Genelkurmay'dan ayrılıp, demokrasilerde olduğu gibi rütbe, sicil ve kadrosuyla birlikte İçişleri Bakanlığı'na bağlanıyor. Adı konulmadı ama 'kır polisi' şeklinde bir düzenleme.

ANADİLDE EĞİTİM

Başbakan Erdoğan'ın, resmi dil üzerinde baskı oluşturur gerekçesiyle itiraz ettiği, 'anadilde eğitim' demokratikleşme paketinde yer alıyor.

Anadilde eğitim için Anayasa'nın 42. Maddesi'nin değiştirilmesi gerekiyor. Tek başına Anayasa değiştirecek sayıya sahip olmadığı için 5580 sayılı Özel Öğretim Yasası değiştirilerek, özel okullarda başta Kürtçe olmak üzere anadilde eğitimin önü açılacak.

KAMUDA BAŞÖRTÜSÜ

Demokratikleşme paketiyle birlikte, 'kamuda başörtüsü' engeli kaldırılıyor. Kamuda başörtüsünü yasaklayan kanuni bir düzenleme yok. Sadece 12 Eylül'de Kenan Evren'in talimatıyla hazırlanmış 16.07.1982 tarihli kılık kıyafet genelgesi sözkonusu. Kenan Evren'i yargılayan irade, demokratikleşme paketiyle, onun getirdiği yasağı da tarihin tozlu sayfalarının arasına gönderiyor.

MOR GABRİEL KİLİSESİ SÜRYANİLERE

Mardin Midyat'ta bulunan Mor Gabriel Ortodoks Kilisesi statüye kavuşturulup, Süryani cemaatine devredilecek.

Lozan anlaşması kapsamında yer alıp azınlık kapsamında olmadıkları ve devam eden hukuki süreçler nedeniyle Mor Gabriel Süryani Kilisesi'nin statüsüyle ilgili belirsizlik sürüyordu. Bu duruma son verilerek Mor Gabriel'in Süryani cemaatine devredilmesi sağlanacak.

W, Q, X YASAĞINI KALDIRAN FORMÜL

Demokratikleşme paketiyle birlikte W, Q ve X yasağı da kaldırılıyor. Türkçe dışında görüldüğü için kullanımı yasak olan W, Q, X'in kullanımının önündeki yasak kaldırılırken, bu harflerin alfabeye girmesi beklenmiyor.

Arapçadan Latin Alfabesi'ne geçilmesini sağlayan ve 1928 yılında çıkarılan, 'Türk harflerinin kabul ve tatbiki hakkındaki kanun'a göre bu harfler Türkçe sayılmadığı için kullanımı da yasaktı. Başbakan Erdoğan tarafından açıklanacak olan pakette, W, Q, X'in kullanımı için getirilen formül şöyle: Devrim kanunları Anayasa değişikliği gerektirdiği için bu konuda yeterli milletvekili sayısı olmayan iktidar, bunun yerine yasadaki cezaları kaldırmak suretiyle adım atıyor. TCK'nın 222. Maddesi'ne göre, bu harflerin kullanılması 2-6 ay arasında hapis cezasını gerektiriyordu.

Hapis cezası kaldırılmak suretiyle bu harflerin kullanılmasının da önü açılacak.

SEÇİM BARAJINA ÜÇ SEÇENEK

Seçim sistemiyle ilgili düzenleme ile üç ayrı seçenekten oluşuyor. Kamuoyundan ve diğer siyasi partilerden gelecek desteğe göre, bunlardan biri tercih edilecek.

Buna göre,

1-Dar bölge sistemi. Türkiye'nin 550 seçim bölgesine ayrılmasını öngörüyor. Sistemle, seçim barajı sıfırlanıyor. Dar bölge sistemine Başbakan Erdoğan'ın sıcak baktığı söyleniyor.

2-Daraltılmış bölge. Milletvekili sayısına göre seçim bölgelerini 3-5 milletvekiline göre bölünmesini esas alıyor. Yüzde 10 seçim barajı yüzde 5'e çekiliyor.

3-Her iki seçenek kabul görmediği takdirde mevcut sistemle seçimlere gidilmesi öngörülüyor.

YÜZDE 3 OY ALAN PARTİYE YARDIM

Demokratikleşme paketinde siyasi partilere hazine yardımı yeniden düzenleniyor. Genel seçimlerde yüzde 7 oy alan partilere sağlanan hazine yardımının oranı düşürülüyor. Paketle birlikte yüzde 3 oy alan partiye hazine yardımı geliyor.

DERSİM, NÖRŞİN VE TİLLO YASASI

Tunceli'nin isminin Dersim olarak değiştirilmesine imkan verecek olan yasa, 'eski yerleşim yerlerinin isimlerinin iadesi' kapsamında getiriliyor. Böylece Dersim'le birlikte Nörşin ve Tillo da eski ismine kavuşabilecek.

AZINLIK VAKIFLARI

1936 yılında CHP tarafından çıkarılan kararname ile Rum ve Ermeni azınlıkların mallarına el konulmuştu. Azınlık mallarının iadesi 2011 yılında çıkarılan bir kararname ile sağlanmıştı. Şimdiye kadar 2.5 milyar dolarlık iade sağlanırken, Vakıflar Yasası'ndan kaynaklanan kısıtlamalar nedeniyle istenilen rakama ulaşılamamıştı.

Demokratikleşme paketinde azınlık mallarının iadesinin önündeki engellerin kaldırılması öngörülüyor.

NEFRET SUÇLARI

Demokratikleşme paketiyle birlikte nefret suçlarına da ceza getiriliyor. Kişilerin din, mezhep ve etnik köken nedeniyle ayrımcılığa tabi tutulmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor. Başta çingene vatandaşlarımızı ilgilendiren ve yasalarda ayrımcı bir düzenleme olarak yer alan hükümler kaldırılacak.

MÜKERRER SUÇ GİDİYOR TEK SUÇ GELİYOR

Öte yandan toplumsal eylemlerle ilgili, 'mükerrer suç' yeniden düzenlenerek, 'tek suç' kapsamına alınıyor. Eylemlerle ilgili olarak Türk Ceza Yasası, Terörle Mücadele Yasası ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'nda yer alan, sanığın aynı suçtan mükerrer cezaya çarptırılmasını sağlayan düzenleme yeniden ele alınıyor. Özellikle KCK sanıklarını ilgilendiren mükerrer suç yerine tek suçtan ceza sistemi getiriliyor.

Heybeliada yok

- Yapılan son dakika değişikliğiyle Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması Demokratikleşme Paketi'nden çıkarıldı. Heybeliada Ruhban Okulu'yla ilgili kararın daha sonra ele alınacağı öğrenildi.

- Demokratikleşme paketinin, daha önce çıkarılan yargı paketleri gibi bir defada yasalaşması beklenmiyor. Paketin bir süreç içerisinde ve muhalefet partileri ile sivil toplum kuruluşlarından gelecek tepkiler ışığında yasalaşacağı öğrenildi.

Alevilerle ilgili ayrı paket

Alevilerle ilgili düzenlemelerin demokratikleşme paketinde yer almayacağı öğrenildi. Cemevlerinin statüsü ve dedelere maaş konusunun bu pakette yer almayacağı ifade ediliyor. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın başkanlığında Alevilerle ilgili kapsamlı çalışmanın yapıldığı ve bu konunun demokratikleşme paketinden sonra hükümetin gündemine geleceği öğrenildi.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89