• BIST 83.161
  • Altın 147,145
  • Dolar 3,7693
  • Euro 4,0453
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin -3 °C

Paketin yeniden düzenlenmesi zorunlu görünüyor

Günay Aslan

Türkiye’nin önümüzdeki birkaç ayı Erdoğan’ın önceki gün açıkladığı‚ ‘demokratikleşme paketi’ni tartışmak ve uygulamaya çalışmakla geçireceği anlaşılıyor!

Kürtlerden, Alevilerden ve toplumsal muhalefetinin diğer dinamiklerinden yükselen tepkilere bakacak olursak paketin bu haliyle kalması mümkün görünmüyor.

Önceki günden bu yana yükselen tepkiler paketin yeniden ele alınmasını, en azından bazı beklentiler temelinde yeniden düzenlenmesini ve genişletilmesini kaçınılmaz kılıyor.

Hükümet bunu yapmak ister mi, istemez mi ayrı bir konu ama, bu haliyle paketten arzu ettiği sonuçları elde etmesi mümkün görünmüyor. O da bunun farkında olduğu için yeni paketlerin geleceğini tekrar edip duruyor.

Hem Kürt meselesinin bölgesel gelişimi hem içerideki muhalefetin yükselişi hem de uluslararası toplumun tepkisi nedeniyle AKP’nin demokrasi yolunda bazı adımları atmak zorunda kaldığı biliniyordu. Yine de bu kadar zayıf ve yetersiz adımlar beklenmiyordu.

Kürtler, Aleviler ve demokratik dinamiklerden bu yüzden tepkiler yükseliyor. Hükümetin bu tepkilerin önüne geçmek amacıyla paketini yeniden dizayn etmek zorunda kalacağı anlaşılıyor.

Bunu görmek; umutsuzluğa, kızgınlığa ve karamsarlığa kapılmadan mücadeleye devam etmek gerekiyor.

Öte yandan her ne kadar çözüm süreci AKP Hükümeti’ni bu adımlara atmaya zorlamış olsa da çözümün paketin dışında kaldığını da görmek gerekiyor.

Bu durum hükümetin Kürtlerin haklarını ve politikacılarını elini güçlendirmek amacıyla bir süre daha rehin tutacağı anlamına geliyor. Böyle bir yaklaşımla sorun çözülür mü çözülmez mi tartışması bir yana hükümetin son ana kadar elindeki kartları bırakmayacağı; şantaj ve baskı yapmaya çalışacağı anlaşılıyor.

AKP Hükümeti bu yüzden‚ ‘silahlar sussun, siyaset konuşsun’ demesine rağmen Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’nda gerekli değişiklikleri yapmıyor ve demokratik siyasetin önünü açmıyor.

Silahların susması için herşeyden önce düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün sağlanması, insanların demokratik haklarını özgürce kullanması ve bunun yasal güvenceye kavuşturulması gerekiyor.

Ne var ki hükümet hala bunun tersini yapıyor; Kürt halkının demokratik iradesini yansıtan belediye başkanları ve milletvekilleri başta olmak üzere bütün toplumsal kesimlerden Kürtleri rehin almaya devam ediyor.

Demokratik siyasetin önünü açacak; legal alanda demokrasi mücadelesi yürütmüş Kürtlerin özgürlüğünü sağlayacak yasal düzenlemeleri yapmıyor.

Yapmadığı için de hükümetin yargısı 80 yaşındaki nineden 15 yaşındaki çoçuğa kadar hala; bu süreçte dahi her yaştan Kürde ağır hapis cezaları yağdırmaya devam ediyor.

Diğer yandan düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün sağlanmasının yanı sıra çözüm sürecinin ilerlemesi için anadilde eğitime ve özyönetime giden yolun açılması, seçim barajının kaldırılması ve PKK lideri Öcalan’ın ‘stratejik konum’ talebinin karşılanması da gerekiyor.

Başbakan Erdoğan’ın açıkladığı pakette bunlardan ikisine kısmen yer veriliyor ama diğer ikisinden söz dahi edilmiyor.

Anadilde eğitim için anayasa değişikliği gerekiyor. Türkiye’nin bu konuda katı bir yasal ve anayasal mevzuatı olduğu da biliniyor. Dolayısıyla hükümetin yaptığı, ‘paranız kadar anadiliniz’ düzenlemesi bu açından bakıldığında ileri bir adım anlamına geliyor.

Fakat anadilin özel okullarda öğretilmesinin sorunu çözmeyeceği biliniyor. Buna rağmen önceki günden itibaren bu yol açılmış bulunuyor. Buradan ilerlemek ve yeni anayasada bunu kalıcı olarak çözmek için mücadelenin sürdürülmesi gerekiyor.

Özyönetim içinse; hükümet Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına koyduğu çekinceleri kaldıracağının güvencesini vermişti. Hem başbakan hem hükümet sözcüleri bunu birçok kez söylemişlerdi ama, bu konu pakette yer almıyor.

Bunun da Kürtlere karşı pazarlık unsuru olarak kullanıldığı anlaşılıyor.

Öcalan’ın talebinse elbette pakette yer alması gerekiyor zira, bunun için idari düzenlemeler gerekiyor. Fakat bu konuda da hükümet henüz net birşey söylemiyor.

Son olarak; Türkiye’nin Kürt sorunu başta olmak üzere yapısal sorunlarının karmaşık ve ağır olduğu biliniyor. Bunları bir paketle çözmenin imkanı da bulunmuyor.

Gelinen aşamada Türkiye bunları çözmek zorunda olduğunu görüyor. Çözüm süreçleri, demokrasi paketleri de zaten bunun sonucu olarak gündeme geliyor.

Dolayısıyla sinirleri sağlam tutmak ve uzun soluklu olmak, mücadelenin etrafında kenetlenmek ve yüklenmek gerekiyor.

***

Murat Çakır galiba kendini Almanya Sömürgeler Bakanı zannediyor. Bundan olsa gerek benim ve Cahit Mervan’ın Almanya seçimlerini ele aldığımız ve Sol Parti’nin Kürt politikasını eleştirdiğimiz yazılarımıza ağır hakaretlerle karşılık veriyor.

Bu adam bu yazdıklarından ötürü özeleştiri yapmalı ve özür dilemelidir. Aksi durumda burada değil ama başka yerde cevap hakkımı kullanacağımı ve hakaretlerini tek tek kendisine iade edeceğimi bilmelidir...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89