• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara -6 °C
  • İzmir 3 °C
  • Berlin -1 °C

‘Paket’in içi kundura avê gibi boş

Ömer Ağın

Paketin içeriği ile ilgili tahminlerimizin ne yazık ki hepsi doğru çıktı. Paketin içi kundura avê (su kabağı) gibi boş çıkmıştır. Gerek paketi açıklayan Başbakan’ın konuşması olsun, gerekse ondan sonra paketin bir “demokrasi belgesi” olduğunu izah etmeye çalışan yalaka kimi “aydınların” duruşları olsun beni çok eskilere, ortaokul yıllarına götürdü. 1963 yılında Lice ortaokulu son sınıfında okuyordum. O zamanlar Kürtçe konuşmak yasaktı. Konuşan hem dayak yiyor, hem de para cezasına çarptırılıyordu. Malatyalı Bekir Karahan adında ırkçı bir edebiyat öğretmenimiz vardı. O zat gönüllü olarak “yasağın” takipçiliğini yapıyordu. Bir gün beni de Kürtçe konuşurken yakaladı. Deyim yerinde ise eşek sudan gelinceye kadar dövdü ve 25 kuruş para cezası kesti. Beni en çok acıtan para cezası olmuştu. O zaman sarı renkte 25 kuruşlar vardı. Hiç unutmam o parayla yarım kg badem şekeri alınabiliyordu. Badem şekerini çok seviyordum. Anadilimle konuştuğum için “ceza” olarak verdiğim paraya çok üzülmüştüm. O gün bu “paket” çıkmış olsaydı benim gibi sayısız Kürt çocuğu sevinirdi. Ama gün geçti devran döndü. Ne Kürtler eski Kürtlerdi ne de özgürlük talepleri küçük kırıntılardır. Herakleitos’un söylediği gibi “bir nehirde iki kez yıkanmaz.” Artık AKP hükümetinin çıkardığı “demokratikleşme paketi” toplumun hiçbir kesiminin sorununa çözüm olacak nitelikte değil. İçi boş kabaktan başka bir özelliği yok. Paketin içinin boş olduğunu hükümet çevreleri de bildikleri için bu “paket statik bir paket değil, dinamik bir paket” vb diyorlar. Kürtler açısından ise bu paket üç harften ibaret “boş”... Başka bir şey değil...

Paketi eleştiren kimi güçler haklı olarak bu paketin seçimlere yönelik bir yatırım olduğunu söylemektedirler. Bu çok doğru bir tespittir. Ama Kürtler açısından olay daha da vahimdir. Paket, Kürtlerin yıllardır yürüttüğü serhildanlar sonucu elde ettikleri kazanımlarını ve en önemlisi mücadele sürecinde elde ettikleri “korku tanımaz” ruh halini kırmayı, geri almayı, sindirmeyi ve dağıtmayı amaçlamaktadır. Paketin açıklanmasından hemen sonra “cemaatin” Türkiye’deki bir numaralı zatı televizyonlarda boy göstererek, “ hükümet Öcalan’ı Mandela yapmak istemediği için paketi yalnız başına ve gizli hazırlamıştır... BDP’nin pakete yönelik yaptığı eleştiriler bundandır” demesi bu düşüncenin açıkça ifadesinden başka bir şey değildir. Bir başka ırkçı zatın ise kendisine tahsis edilen köşesinde “Kürtler ne azınlıktır, ne çoğunluktur” diye zırvalaması Kürtlerin varlığının inkarının devam edeceğini gösteriyor.

Anadilde eğitim hakkının pakette yer almamasının nedeni şimdi daha da anlaşılmış durumdadır. Deniliyor ki, “Kürtler özel okullarda dillerini öğrensinler”. Öncelikle söyleyelim, Kürtçe bu toprakların dilidir ve en az Türkçe’nin sahip olduğu haklara sahip olma hakkına sahiptir. Bu nedenle Kürt dili özgür olmadıkça ne Türkiye devleti demokratik bir devlet olabilir ne de demokratik bir Kürdistan’dan söz edilebilinir. Bütün kadim diller gibi Kürtçe de üretim sürecinde doğmuştur ve üretim çeşitlenip geliştikçe yeni nitelik kazanmıştır. Üretimden, istihdamdan kopartılan bir dil ölmeye mahkumdur. Diyelim Kürtçe’yi özel okullarda öğrendik, hatta Kürtçe eğitim yapan bir üniversiteyi de bitirdik. Sonrası ne olacak, nerede istihdam edilecek, Kürtçe okuduğu için bir kişi kamu kurumlarında iş bulabilecek mi? Bulamayacaksa o eğitimin ne anlamı kalır? İstihdamla ilişkisi olmayan bir dilin önemi yoktur.

En önemlisi toplumsal olarak kendi diliyle öğrenim gören bir halk kendini yeniden üretme şansına kavuşamaz. Dille birlikte insan beyninin geliştiği ve bilgi birikimini sağlayan belleğin ortaya çıktığını biliyoruz. Ayrıca dilin zeka gelişmesi üzerinde belirleyici yanı vardır. Anadilde eğitim gören kişi ve toplum, yaşamı daha iyi öğrenir ve mensup olduğu kültüre daha bağlı hale gelir. Anadiliyle eğitim insana analitik düşünme yeteneği kazandırır ve edinilen deneyimleri başkasına daha kolay aktarır. Bu nedenle güçlü bir dile sahip olmakla (ki bu da anadilden başkası değildir) gelişmiş bir toplum sağlanmış olur. Anadille eğitim, toplumsal bilincin oluşumuna kaynaklık eder. Bir insan, ancak toplumsal üretim içindeyse ve toplumsal üretimden besleniyorsa vardır. İnsan, her maddi varlık gibi, çevresiyle maddi alışveriş içindedir. İçinde olduğu maddi üretimin deneyimlerini ve mensup olduğu kültürü en iyi biçimde ancak anadilde eğitimle öğrenir. Eğer bir insan anadiliyle eğitim göremiyorsa söz konusu değerleri insanlığın ortak belleğine taşıyamaz. Bu, hem toplumsal bilincin gelişmesini engeller, hem de bireyin özgüvenini sarsar. Anadilleriyle eğitim görmeyen topluluklarda “birey olma” yetisinin yeterince gelişmemesi bundan kaynaklanmaktadır. Anadilde eğitim, diller arasında eşitliği sağladığı, toplumda ortak bir psikoloji yarattığı için, sorunların demokratik ve barışçı yollardan çözümünü kolaylaştırır.

Otuz yılı aşkındır her yerde verilen dişe diş mücadelede Kürtleri yenemeyen egemen güçler atalarının “tecrübelerine” dayanarak entrika ve dolaplarla Kürtleri yenik konuma getirme peşindeler. Kürt Özgürlük Hareketi’ne saldırmaları, Kürt Halk Önderi’ni karalamaya devam etmeleri ve BDP’ye çamur atmalarının arkasındaki amaç Kürtleri ruhen çökertme girişiminden başka bir şey değil. İşte tam da bu yüzden her Kürt’ün gözünü dört açması gereken bir politik ortamdan geçiyoruz. Kürtler de tarihten ders almasını bilmelidir. Bu paket çözüm sürecine hiçbir katkı yapamayacaktır. Şimdi Kürt halkının kazanımlarını titizlikle koruması, serhildan alanlarından geri adım atmadan, yaratılan değerleri ve elde edilen psikolojik iklimi koruması zamanıdır.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89