• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -4 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -5 °C

Paket diyor ki: ‘Refah’ ve ‘kardeşlik’ yetmiyor!

Alper Görmüş

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 30 Eylül’de açıkladığı Demokratikleşme Paketi, Müslümanlığı kimliklerinin başat unsuru sayan siyasetçilerin inşa ettiği siyasetin temel paradigmalarındaki değişiklikleri bir kez daha teyit etti.

Bu siyaset (Milli Görüş), Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) kuruluşuna kadar başlıca iki vurgu üzerinde yükseldi: Ekonomik refah ve kardeşlik (İslâm kardeşliği).

AK Parti’yi Milli Görüş geleneğinden ayıran temel noktalardan biri, yeni kadroların, bunların kendi başlarına “harç” vazifesini görmeye yetmeyeceğini, toplumdan gelen “hak eşitliği” ve “adalet” taleplerine kulak tıkanması durumunda refah ve kardeşliğin kendilerinden beklenen faydayı sağlayamayacağını hissetmeye başlamalarıydı.

***

Dikkat ederseniz başlangıç dönemleri için “hissetmek”ten söz ediyorum, “idrak”ten değil...

Çünkü başlangıçta geleneğin etkisi hâlâ çok güçlüydü.

AK Parti kadroları “İslam kardeşliği”nin her şeyi halledeceğini Milli Görüş’ten tevarüs etmişlerdi...

Ekonomik refahın her şeyi halledeceği ise yalnız Milli Görüş’ün değil, Cumhuriyet’in bir inancıydı... Prof. Süleyman Seyfi Öğün, Gezi olaylarının nedenleri üzerinde düşünürken, Tanzimat’la başlayıp bütün bir Cumhuriyet dönemini kapsayan bu “ana akım süreç”i “derin pozitivizm” diye adlandırmıştı.

Öğün’e göre, AK Parti’yi de etkisi altına alan bu derin süreçte “tüm hesaplar maddi dünyadaki zenginliklerin artışı nispetinde bu coğrafyada yaşayan insanların daha fazla mutlu olacağı gibi bir beklentinin üzerine yapılıyor”du ve bu “çok yanlış”tı.

***

Öğün’ün de vurguladığı gibi, aslında geleneğin etkileri gerek “İslam kardeşliği” gerekse de “ekonomik refah” boyutlarında hâlâ sürüyor.

Mesela Başbakan Erdoğan, Gezi olaylarını başlatan gençlere “neyiniz eksik?” diye sorarken samimi bir şaşkınlık sergiliyordu. Ona göre, olanakları eskisine göre çok daha iyi olan bu gençler mutlu olmalı, sokaklara dökülmemeliydi...

Bu tavır, maddi zenginleşmenin tek başına birleştirici ve sorun çözücü bir rol oynayabileceğini vaz’eden kadim yaklaşımın Başbakan üzerindeki etkisinin açık bir göstergesiydi.

Kardeşlik ve ekonomik refahla sonuç alınabileceğine dair geleneksel inancın duvara tosladığının bir başka örneğini de 2009 yerel seçimleri öncesinde yaşamıştık.

Başbakan ve AK Parti o seçimlere Kürt sorununa dair reformcu yaklaşımını terk ederek girip herkesi şaşırtmıştı. Seçimlerde propagandanın temelini “Güneydoğu’ya iş ve aş” vaadi ile “Türklerin ve Kürtlerin İslam kardeşliği” oluşturdu, bölge seçim öncesinde gerçek anlamda yatırıma boğuldu.

Ne var ki, sonuç hüsran oldu; AK Parti, bölgede 2007’deki başarısının yanına bile yaklaşamadı.

Kürtleri PKK’dan uzaklaştıracağı düşünülen bu taktik, sonraki yıllarda tam tersi sonuçlar doğurdu.

***

AK Parti toplumu “refah” ve “İslâm kardeşliği” vurgularıyla birleştirme umudunu hep zihninin bir yerinde tuttu; ancak zorlanınca “eşitlik” ve “adalet”i aklına getirdi.

Bu gitmeli-gelmeli dönemin Güneydoğu ve Gezi tecrübelerinden sonra sona erdiğini düşünüyorum.

Bence 30 Eylül’de ilan edilen Demokrasi Paketi, iktidarın, “refah” ve “kardeşlik” vurgularının toplumsal başkaldırıları (Güneydoğu ve Gezi) önleyemediğini bu defa kesin olarak gördüğünün ve gereğini (yani hak eşitliğini ve adaleti) eksik de olsa yerine getirmeye çalıştığının belgesidir.

İktidarın bundan sonra da böyle devam edeceği kanaatindeyim.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89