• BIST 82.779
  • Altın 147,316
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin -4 °C

Öznenin söz ve ses etkisi

Hamid Omeri

Tarih dediğimiz şey hem sığınağımız hem uğrağımız hem yaşadığımız. Ondan başka da çaremiz yok.

Özne olarak bizzat kendimizin yaşadığı ve gördükleri uzun bir zamana yayılmış olmasalar da inanılmaz büyük bir etki gücüne sahipler. Bu etki durumu da çoğu zaman sadece bizim hayatımızla da sınırlı kalmayabiliyor. Bahse konu etkinin hayatımızın ne kadarına işlediğini ve ne derece nüfuz ettiğini yine en iyi bir tarih dilimine dönüşen hayatımıza dönerek ve inceleyerek görebiliriz.

Temel manada yaşadıklarımız, bizi (özne olarak kendimiz, annemiz, babamız, kardeşlerimiz, referans çerçevemiz) çok derinden etkilemektedir. Bu yönüyle kapalı olma halimiz ya da açık olma durumumuz kaygı ile birlikte bir sığınma durumunu da hesaba katmamızı gerektiriyor. Demem o ki;

Hayatımızın açılmayı bekleyen, suskun kalan ‘an’ları var.

Hayatımız dediğimiz ve bir dönemsellik olarak da değerlendirebileceğimiz sürekliliğin dilimlerine anlam vermek için, düşünmek ve irdelemek gibi inanılmaz bir yeteneğimiz var. Dil melekemiz sayesinde kendimiz ve yaşam gerçekliğimizle iletişim kurma ve bu yaşam süresinin dilimlerini özümseme imkanımız var. Bunun adı kendi hayatımızla, kendi tarihimizle kişisel okumalarımız çerçevesinde kuracağımız iletişimdir. Bu yönlü bir yaklaşım bize kendi düşüncemizin ve sesimizin varlığını duyumsatacaktır.

Hayatımızın sessiz kalan ‘an’ları var.

Hayatımızın suskun kalan ‘an’larına dair çözümlemelerimiz bize kendi sesimizi bulma imkanı da sağlayacaktır. Aslında bir metne bakmak gibidir bu. Evimize dönme isteği gibidir. Bir rüya halinde konuşmak ya da konuşamamak gibidir.

Hayatımızın sessiz kalan ‘an’larından her birini yaşadıkça zihnime söz geçirmekte zorlanırım. Duygularıma yenilmemek ve yürek burkuları yaşamamak için dikkat ederim. Bu son uzun ‘an’ın üzerime dolanan etkisi mucizevi bir şey değildi. Doğaldı ve sahiciydi. Sadece ulaşmak istediklerime ulaşabiliyor değildim. Kısmeti kapalı olma hali gibi bilgiye ve gerçek olana yaklaşma, uzanma gücü ve yolu yoktu. Bir şeyler işlevini görmüyordu ve bu bir bulanık olma hali yaratıyordu.

Yaşadığım(ız) son ‘an’ zaman ve mekan olarak genişleme özelliklerine bürünen bir ‘an’ oldu. Uzadı. Etraflıcaydı aslında. An’ın süreklileşmesi olarak tanımlayabileceğimiz bir aşk halinden söz etmiyorum tabi. Ancak bu çerçevede de üzerinde durulabilir. Zihnimizden ziyade duygularımızı/n harekete geçtiğini/geçirdiğini saklamaya gerek yok. Bu duygulanım elbette vicdani ve ahlaki sorumluluklarımız bağlamında vuku buldu. Ancak tehlikeliydi de. Çünkü demokratik olma bağlamından çıkma(k) ciddi bir problemdir.

Kastedilen ile duyurulan/duyulan çerçevesinde etkisi altına girdiğimiz haber/bilgi saldırısı yönümüzü bulmada her zaman için faydalı sonuçlar doğurmaz. Bizim hem zihinsel olarak hem de duygusal açıdan sukunete de ihtiyacımız var. Yeteri kadar kendimizi dinleme imkanı bulamadığımız sürece ‘özne’ olma ve dolayısıyla kendi ses ve sözümüze sahip olma fırsatlarını yakalayamayız.

Duyduklarımızın ne kadarının sahici olduğunu bilmiyoruz. Bilgilerimiz eksik. Çünkü gözlerimizle gördüklerimiz bir başka gözün ölçüp, biçip, biçimlendirdiği göstergeden ibaret.

Aslında bizim direkt olarak gördüğümüz bir şey yok. Karşılaşmalarımızın göz ile kurulanı ve bir de kulak ile sağlananı var. Kulağımızla duyduklarımızın bir kısmı göz ile de izlediklerimizdir. Ki bu ‘izleme’ bir izlettiriciyi de gerekli kılıyor. Artık bu izlettiren bize ne kadarını gösteriyor, nerelere makas atıyor, nerede ara veriyor bilemiyoruz. Ara arasında bizim bilmediğimiz, görmediğimiz, duymadığımız neler gerçekleşiyor onu da bilme gücüne sahip değiliz.

Hayatımızın sessiz kalan ve derin analizlere ihtiyaç duyan ve epeyce uzayan ‘an’larından biri daha geride kaldı.

Sesimiz ve sözümüz var mı? Şimdi düşünme zamanıdır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89