• BIST 89.113
  • Altın 146,730
  • Dolar 3,6439
  • Euro 3,9308
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 13 °C

Özgürlük yolcusu 13 kişi

Oral Çalışlar

13 barışçı bir araya geldi. Bir otobüse binip ABD'de ırkçılığın güçlü olduğu Güney eyaletlerine doğru yola çıktılar. 

Amerika’da 13 barışçı ve ırkçılık karşıtı genç bir araya geldi. Siyah-beyaz karışık renklerdeydiler. Yıl 1961, aylardan mayıstı. Irk ayrımcılığı bütün şiddetiyle sürüyordu. Siyahların beyazlarla aynı otobüse binmeleri, aynı sınıfın sıralarında oturmaları, hatta aynı tuvalete girmeleri birçok Güney eyaletinde yasaktı, bazı eyaletlerde ise resmi yasak olmasa da ırkçı beyazlar siyahları buralara sokmuyorlardı.

Bir otobüse binip ırkçılığın güçlü olduğu Güney eyaletlerine doğru yola çıktılar. Hedefleri ırkçı yasaları çiğnemek ve toplumda yeni bir farkındalık yaratmaktı.

Saldırıya uğrayacaklarını biliyorlardı. Ölümü göze almışlardı. Neyle karşılaşırlarsa karşılaşsınlar hiçbir şekilde şiddete başvurmayacaklardı. Pasif bir direnişle hedeflerine ulaşmayı amaçlıyorlardı.

ABD’nin ünlü TV programcısı Oprah Winfrey önceki gece bir TV kanalında bu ‘Özgürlük Yürüyüşçüleri’ni konuk etti. İlk olarak 13 kişi başlamışlar, ama değişik etaplarda başka insanlar da yolculuğa katılmıştı.

Yolculuğun ilk durağı olan Alabama’da büyük bir saldırıya uğradılar. Otobüsleri ırkçı Ku Klux Klan örgütünün üyeleri tarafından ateşe verildi. Canlarını zor kurtardılar. O noktadan sonra yürüyüşün devam etmesi mümkün görünmüyordu.

Hayati tehlike

O sırada üniversite öğrencisi bir genç kadın olan Diane Nash sahneye çıktı ve yürüyüşü kaldığı yerden devam ettirmek amacıyla bir çağrıda bulundu. Çok sayıda genç, ABD’nin dört bir yanından yürüyüşe destek amacıyla Alabama’ya geldi.

İkinci hedef Mississippi’ydi. O eyalette ırkçı yasalar vardı. ABD Başkanı John Kennedy’nin kardeşi Adalet Bakanı Robert Kennedy, yürüyüşçüleri ‘hayati tehlike’ nedeniyle vazgeçirmek istediyse de başarılı olamadı. 400 yürüyüşçü Mississippi’de tutuklandı. Hücrelere konuldular.

Eylemciler, defalarca saldırıya uğramalarına rağmen hiç karşılık vermediler ve yollarına bütün olanlara ve tehditlere rağmen devam ettiler.

Oprah Winfrey’in programına çıkan 50 yıl öncesinin gençleri arasında bugün Temsilciler Meclisi üyeliğine seçilmiş olanlar da vardı. Bunlardan birisi John Lewis’ti. Lewis ve beyaz bir arkadaşı Güney Carolina’da otobüs terminalinde sadece beyazların girebildiği bekleme salonuna girdikleri için saldırıya uğramışlardı: “Bir grup genç beyaz erkeğin saldırısına uğradık ve yerde kanlar içinde bırakıldık. Polis gelip davacı olup olmadığımızı sordu. Biz de davacı olmadığımızı, barış, sevgi ve şiddetsizlikten yana olduğumuzu söyledik.”

Saldırganların ilk hedefi çoğu zaman beyaz eylemciler oluyordu. Jim Zwerg de saldırıya uğrayarak hastaneye kaldırılmıştı: “Bir çatırtı duydum, yüzüstü düştüm ve sırtımın üstüne döndüğümde biri suratıma tekme attı. Bayılmışım.”

Alabama’da bombalı saldırıda otobüs yandığında orada olan eylemci Hank Thomas yaşadığı korkuyu şöyle anlattı:

“Otobüs yanarken bir karar vermek zorundaydık. Otobüsten inip bizi dayaktan öldüreceklerini bildiğimiz halkın arasına mı karışmalıydık? Zor bir karardı.” (Mecburen dışarı kaçmışlar ve ölesiye dayak yemişlerdi.)

Sonsuza kadar dost

Saldırıyı yapanlardan birisi, dönemin Ku Klux Klan üyelerinden Elwin Wilson’dı. İki yıl önce saldırdığı Temsilciler Meclisi üyesi John Lewis’i aramış ve saldırganlardan birisi olduğunu itiraf etmiş, özür dilemişti. Oprah Winfrey’in programına ikisi de katıldılar. Wilson, saldırı sonrası Lewis’in kendilerine hiç karşılık vermemesinden ve şikâyetçi olmamasından çok etkilenmişti.

John Lewis, eski saldırganına programda sarıldı; ilk kez birisinin, yaptıkları için kendisinden özür dilediğini söyledi ve Wilson’la sonsuza kadar dost kalacağını ifade etti.

Özgürlük Yolcuları’nın çabaları sonuçsuz kalmadı. 1961 yılında Amerikan hükümeti eyaletler arası yolculuklarda siyah-beyaz ayrımını yasakladı.

Şimdi belgeseli çekilen bu öykünün birçoğumuza değişik perspektifler katabileceğini düşünüyorum. O tarihlerde Türkiye’de 27 Mayıs 1960 darbesinin acıları yaşanıyordu. Başbakan ve iki bakan idam sehpasına doğru götürülmekteydi. Köylerin adları değiştiriliyor, Kürtlerin önde gelen aileleri sürgünlere gönderiliyordu.

Oprah Winfrey’in programının sonunda eski saldırgan ve mağduru el ele tutuştular.

Yeni bir yolculuk, yeni bir tarih başlıyordu.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89