• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 29 °C
  • Ankara 26 °C
  • İzmir 24 °C
  • Berlin 16 °C

Özerk İzmir

Hadi Uluengin

AYDIN EnginT24 sitesi sütunlarında “İzmir Demokratik Özerklik İstediğinde...” başlığıyla son derece hoş ve son derece düşündürücü bir makale kaleme aldı.

Hoş, çünkü bir tasavvur ve temenni olarak bütün söylediklerine istisnasız katılıyorum. 

Ve düşündürücü, zira sözkonusu tasavvurun önümüzdeki on yirmi senede Türkiye gündemine cidden oturması çok mümkündür. 

Ama bunun Engin’in hedeflediği ideale uygun biçimde hayata geçmesi yazık ki bana gerçekçi gözükmüyor. Mutlu sona ulaşılmaması ihtimalini hiç yabana atmamak gerekiyor. 

Önce kısaca içeriği özetleyeyim. 

*** 

T24yazarı salı günü kaleme aldığı satırlarda, Diyarbakır Belediye BaşkanıGültan Kışanak’ın Kürt coğrafyasına üretilen enerji gelirlerinin yine aynı bölgede dağıtılması çağrısından yola çıkmıştı. 

Sonra da, demokratik özerklik talebiyle bütünleşen bu olguyu bir de tersten irdeleyerek İzmir için de böyle bir demokratik özerklik perspektifini tahayyül ediyordu. 

Beyin jimnastiği yaparak çizdiği tabloda, vergi toplamaktan zaptiye devşirmeye, imar planı uygulamaktan iktisadi sektör belirlemeye, Ege metropolünün Ankara devreye girmeden kendi kendini yönettiğini varsayıyordu. 

Artı, İzmir’in o Ankara’ya karşı cömert davranacağına ve çarçur etmeden fukara illere dağıtması kaydıyla, fazla artı değeri devlet babaya aktaracağına dair taahhüde giriyordu. 

Başka bir deyişle, gölge etme başka ihsan istemem diyerek yüklü bir harçlığı da aynı devlet babanın cebine koyacağı taahhüdüyle yerel bir serbesti ve özgürleşmeden söz ediyordu. 

***

MÜKEMMEL! Mükemmelin de ötesinde, şahane!

Engin’in ilk planda İzmir’den yola çıkarak tasavvur ettiği ve tabii ki bütün Türkiye’yi kapsaması gereken bu adem-i merkeziyetçi tarz teorik olarak idealin ta kendisidir! 

Fakat burada hemen dikkatinizi çekerim:

Yarın tekrar döneceğim, teorik kelimesinin altını bilhassa çizdim.

*** 

EVET, vaftiz adı ister federasyon, ister konfederasyon, ister otonomi, isterse de özyönetim olsun; yahut fincancı katırlarını ürkütmemek için hiçbir şey olmasın, önemli değil! 

Yurttaşı Yunani anlamdaki siteye en çok yakın kılan, dolayısıyla da demokrasi sözcüğünü en gerçek anlamda hayata geçiren sistem, yineideal olarak, T24 yazarının farazileştirdiği bu modeldir. 

Çünkü birim küçüldükçe birey büyür! 

Birey büyüdükçe de modern zamanların temel zaafını oluşturan insan yabancılaşması ve anonimleşmesi tedricen küçülür. 

O bireyin somutlaşması ise o birimin, yani devletin soyutluğunu nispeten törpüler. 

Katılımcılık ve sorumluluk sayesinde de sitenin işleri daha tıkırında gider. 

***

NİTEKİM AB’de Bölgeler Avrupası tanımı altında yıllardır kızağa konmaya çalışılan ve ulus-devleti aşarak süpra-nasyonal bir yekparelik hedefleyen projenin ilk ve mutlak adımı da en azından yukarıdaki türden bir adem-i merkeziyetçilik öngörmüyor mu? 

Brüksel, sübvansiyonları kasten başkentlere değil de yerel otoritelere dağıtmıyor mu? 

O hâlde çok rahatlıkla Diyarbakır’ı, İzmir’i, Erzurum’u yahut Yozgat’ı demokratik özerklikle donatacak bir sistemin hem şu aşamadaki tarihî akışa,hem de politik ideale sonsuz uygun düştüğünü söyleyebiliriz ki, zaten teorik olarak bundan daha iyisi icat edilmedi!

Lâkin dediğim gibi, heyhat bu ideal teori yine şu aşamada bir tasavvur, bir temenni ve bir tahayyül olmaktan fazla öteye gidemiyor ki, pratik nedenlerine yarın geleceğim.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89