• BIST 89.764
  • Altın 145,339
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 7 °C

Öyle bir 'örnek olay'

Güneri Cıvaoğlu

Türkiye’deki “çözüm süreci” siyasal bilim kürsülerine “case study (örnek olay)“ diye anlatılabilir.

Şu görünüşle...

“Nasıl yapılmalı” değil “nasıl yapılmamalı...”

Baştan alın...

Oslo’da PKK’nın temsilcileriyle “üçüncü devlet (İngiltere olabilir)” organizasyonu -güya- “çok gizli” çözüm görüşmeleri başlatıldı.

İskandinav fiyortlarında bir balıkçı köyü...

3 yıl boyunca İsrail ile Filistin temsilcileri arasında her hafta sonu “çok gizli, ama gerçekten gizli” çözüm görüşmeleri yapıldı.

Sonunda, Beyaz Saray’da iki tarafın liderlerinin el sıkışmasıyla barış ilan edildi.

3 yıl boyunca kimsenin haberi olmadı.

Kimsenin ruhu bile duymadı.

İki taraftan da sızıntı yapılmadı.

“Fiyortlardaki balıkçı köyü görüşmeleri” Beyaz Saray’daki el sıkışma sonrası öğrenilebildi. Hem de aradan bir süre geçtikten sonra...

Bu barış çok sürmedi ama “görüşmenin gizliliğini” vurguluyorum.

Bizim sözüm ona “çok gizli” Oslo çözüm görüşmeleri ise daha sürerken “patladı.”

Öyle böyle değil.

Tutanaklarıyla.

.........................

Sonra...

“Araya üçüncü aktör girmesin” denildi.

“Birinci İmralı görüşmeleri” başladı.

Sözüm ona gene “çok gizliydi!”

O da “sızma” falan değil “patladı.”

Medyada “İmralı tutanakları” olarak noktasıyla virgülüyle ve tümüyle yayımlandı.

Ortalık toz duman oldu.

Koptu...

.........................

Hadi baştan...

Bu kez “yarı gizli” formata geçildi.

Devletin temsilcileri (MİT) Öcalan’la görüşüyor...

Çerçeve çiziliyor.

Müzakere aşamasına geçiş, yol haritası, -pek sevmesem de bu sözcüğü kullanmak durumundayım- “tarafların” karşılıklı atacağı adımlar belirleniyor.

Siyasi iktidarın onayı alınarak HDP tarafından Öcalan’ın bu aşamalar için yazısı Kandil’e ve PKK’nın Avrupa kanadına götürülüyor.

Onların da oluru ile hayata geçer hale geliyor.

Ki...

Öcalan’ın kardeşi üzerinden verdiği “Kobani için direniş” mesajı ve HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın çağrısıyla on binler sokağa dökülüyor.

6-7 Ekim olayları ile bilinen vahim günler geçiriyoruz.

Ardından Öcalan’ın “Sokaktakiler evlerine dönsün” yazısı, HDP’ye “Gösteriler bitsin” çağrısı geliyor.

Fakat...

Süreç bir kez daha kopmuş oluyor.

.........................

Şimdi...

Koptuğu yerden “düğüm” atarak yeni bir başlangıç.

Bu kez Ankara’nın da devrede olduğu İmralı’da çerçevenin yeniden çizilmesi, yol haritasının belirlenmesi, HDP’nin Öcalan tarafından bilgilendirilmesi... HDP’lilerin Kandil’e ulaştırıp “Bu plana uyarız” oluruyla dönüşü.

Sanki...

Geçmişten dersler alarak artık ip “düğümünü atmayacak, kopmayacak” izlenimleri alınırken zurnanın bazı delikleri gene -hadi zart dediği söylemini kullanmayayım- “akort dışı” sesler verdi.

HDP, sürecin patronu Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’la görüştükten sonra “Çözüm için özerkliği ve genel affı da konuştuk” açıklamasını yapıverdi.

Akdoğan yalanladı...

Ki... “Genel af” zaten çözümü sonlarının takvim yapraklarında olduğu için geçiyorum ama “özerklik” kelimesi üzerinde Ankara’nın duyarlığını biliyorum.

Sırf içinde “özerklik” sözcüğü geçtiği için AB yerel yönetimler şartına rezerv (ihtiyati kayıt engeli) konulduğunu ve sırf bu nedenle rezervin kaldırılmadığını daha birkaç gün önce yazdım.

Ankara hele seçim öncesi içinde “özerklik” kelimesi geçen bir görüşmede parmak izi kesinlikle bırakmaz.

Evet... HDP’nin “Genel af ve özerklik konuştuk” söylemiyle çömleğin çatlamasına dönelim.

“Gene mi kopuyor” kaygıları, zombiler gibi yer yüzüne çıktı.

Bu kadar da değil.

Kandil’den de bir açıklama:

“HDP heyetinin İmralı’ya gidişi geciktiriliyor, hafta sonu da görüşülmezse o zaman verdiğimiz onayı .............” diye başlayan bir dayatma.

Önceleri Oslo ve İmralı’da gizlilik tutmadı.

Şimdi ki format olan görüşme trafiği de “basın üzerinden” açılıp saçılmakta, dayatmalara, başrol üstlenme gösterilerine dönüşmekte.

........................

Yani...

“Çözüm süreci nasıl yapılmalı değil, neler yapılmamalı” konulu bir “case study” derken haksız mıyım?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89