• BIST 83.067
  • Altın 146,397
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir 4 °C
  • Berlin -1 °C

Oyalama ve öteleme politikası çökmüştür!

Ömer Ağın

Abdullah Öcalan’ın uluslararası komplo sonucu 15 Şubat 1999 günü Kenya’da yakalanıp, Türkiye’ye teslim edilmesinin üzerinden 15 yıl geçti. Peki, bugün neredeyiz? Türkiye’de eşitlik, demokrasi, özgürlük ve gerçek barış isteyen taraf hangisidir? Bu geçen zaman zarfında Kürdistan’ın tüm parçalarında yaşayan Kürt halkı “konum” mu kaybetti yoksa yeni politik mevziler mi kazandı? Kürtler her türlü mücadele geleneğinde deneyim ve güç mü kazandılar, yoksa gerileyen bölge devletlerinin etki alanına mı girdiler? Benzer soruları çoğaltabiliriz. Kürt Özgürlük Hareketi’nin geldiği nokta ve Kürt Halk Önderi’nin bugün içinde olduğu politik durumu baz alarak değerlendirdiğimizde, kazanan tarafın Kürtler olduğunu hemen söyleyebiliriz. Kürtlerin ve demokrasi güçlerinin eşitlik, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin yeni ivmeler kazanarak, tüm hızıyla devam ettiğini de biliyoruz. Amacım bu konuda uzun tahliller yapmak değil. Kürt hareketinin bugün tarihinin en güçlü noktasında olması, devletin Öcalan’ı “kullanmış” olduğu karalayıcı ve kirli propagandasını büyük ölçüde boşa çıkarmıştır. Öte yandan çözüm sürecinin kimilerince “çok ağır yürüyor olması”nın -bana göre ise büyük ölçüde tıkanmış olmasının- ana ilkelerinin bir kez daha politik gündeme düşmesini sağlamıştır.

Bu kadar kısa bir sürede devletin ve AKP hükümetinin krize girmesinde ve de bunalımın halen devam ediyor olmasının temelinde; devletin ve hükümetin Kürt sorununa çözümleyici bir biçimde değil, oyalayıcı ve öteleyici bir mantıkla yaklaşmasından kaynaklanıyor. Kürtlerin bölgede büyük bir prestij ve güç elde etmesini, Kürt Özgürlük Hareketi’nin kimi eksiklerine rağmen önemli konum kazanmış olmasını AKP ve Cemaat çatışmasının ana nedenleri arasında sıralamak abartı olmayacaktır.

Unutmayalım bu oyalamaların ve çatışmaların temelinde yılların biriktirdiği ırkçılığın, faşizan baskılar ve hak arayanlara karşı yürütülen hunharca politikaların payı büyüktür. Bugün bile eşitlik ve demokrasi isteyenlere karşı devletin baskılarını “meşru müdafaa”, “toplumu koruma” olarak gören liberal ve döneklerin sayıları az değildir. Oysa AKP hükümetinin bundan bir kaç yıl önce sözde de olsa verdiği demokrasi ve eşit haklardan bile vazgeçtiğini herkes görüyor. Uluslararası kuruluşların, “geçen on yıl içinde AKP Hükümeti doğru yönde yürümesi rağmen, ne yazık ki bugün o yörüngeden çıkmıştır” demesi bu konuda söylenen somut değerlendirmedir.

Benim düşünceme gelince başta devlet olmak üzere AKP Hükümeti başından beri Kürtleri oyalıyor, kandırmaya çalışıyor. Kürt halkının süregen savaşı ve Kürt evlatlarının özgürlükleri için verdikleri kahramanca mücadele, devleti ve hükümetleri Kürtlerin varlığını kabul etmeye mecbur bıraktı ve onları “Kürt haklarını” vereceğiz açıklamaları yapmaya mecbur etti. Bu kazanım Türkiye tarihinde yeni bir evre oluşturdu ve AKP hükümetinden önce de Demirel’in “Kürt realitesini tanıyoruz” ve Mesut Yılmaz’ın “Avrupa Birliği’ne giden yol Diyarbakır’dan geçer” demeleri buna somut örnek oluşturdu. Ama ne devlet, ne de AKP hükümeti ettikleri gevezelikten başka somut bir adım atmadılar ve atmamakta da ısrar ediyorlar. Ne devletin ne de AKP hükümetinin Kürt sorununa yönelik adil bir çözümü yoktur. AKP MYK’sinin son genel toplantısında alınan karar, çıkarsız ve objektif düşünmek isteyen herkese bu hükümetin demokratikleşme konusundaki niyetini göstermiştir.

Her şeye rağmen Kürtlerin önce ateşkes, sonra da sorunun demokratik yöntemlerle çözüm istemesi doğrudur ve hümanist bir yöntemi içermektedir. (Bu başka bir yazı konusudur)

Kürtlerin uzattığı barış ve eşitlik eli hükümet ve devlet tarafından değeri bilinmeyerek geri itilmiştir. İçlerine işleyen ırkçılık ağır basmıştır. Gelinen noktada derin bir analitik değerlendirme yapmanın zorunluluğu doğmuştur. Kürtlerin zamanla yarıştığını iyi biliyoruz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89