• BIST 89.931
  • Altın 145,423
  • Dolar 3,5968
  • Euro 3,9078
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin 12 °C

Otoasimilasyon

Zana Farqînî

Safî şemirand, vexwarî durdî
Manendê durê lîsanî kurdî
(Saf olanı terk edip içti tortuyu/ inci gibi olan Kürt dilini)

Bu beyiti Ehmedê Xanî’nin 1695 yılında yazımını tamamladığı Kürd’ün manifestosu olan Mem û Zîn’den aldım. Şaheserini bitirdiği zaman kendisi 44 yaşındaydı.

Kürt Dil Bayramı vesilesiyle hem Xanî Baba’yı anmak hem de neredeyse 320 yıl önce Kürt dili için söylenen bu anlamlı sözler hâlâ geçerliliğini koruduğundan dolayı yazıya bu beyitle başlamak istedim. Çünkü dahî Xanî, dönemin geçer akçe olan bilim dili olan Arapçayı, sanat dili olan Farsçayı ve yönetim dili olan Osmanlıcayı bildiği halde bilinçli bir tavır alarak, Kürtçenin içinde bulunduğu o pek iç açıcı olmayan durumundan rahatsızlık duyarak Kürtçe yazmayı tercih etmiştir.

Sözleri, şikayeti, eleştirileri ise Kürdün aydınınadır, yöneticisinedir. Dile, bu dille yaratılan eserlere önem vermemelerinden dolayı onlara sitemli hatta kızgındır. Buna rağmen Nûbara Biçûkan’ı, Aqîdeya Îman’ı ve Mem û Zîn’i bir tasarım dahilinde gelecek nesiller olan çocuklara, bu eserleri kaleme aldı, onlara yatırımda bulundu.

Ama gel görelim ki üç yüz yılı aşkın bir zaman önceki çığlığını tam anlamıyla idrak etmemişiz anlaşılan. Çünkü bugün de Kürt ileri gelenleri, aydını, siyasetçisi, sanatçısı, yazar çizeri, onun adına öncülük edenlerin büyük bir kısmı kendi dilini egemen dil kadar kullanmıyor. Diline gereken ehemmiyeti vermiyor. Denebilir ki ihmalkarlık hâlâ devam ediyor.

Dünya Anadili Günü, Kürt Dil Bayramı gibi günlerde dile karşı olan hassasiyetlerimiz artıyor. Çeşitli etkinliklerler yapılıyor. Anadilinde eğitime, kamusal alanda kullanmasına, hizmetlerin bu dilde de verilmesi gerektiğine dair açıklamalarda bulunuyoruz. Asimilasyona dikkat çekiyor, kampanyalar düzenliyoruz.

Ama sadece bunlar yetmiyor. Bir bütün olarak Kürt özgürlük hareketinin dili ağırlıklı olarak Kürtçe olmadığı müddetçe otoasimilasyon da devam edecektir. Bu dil eğitimde kullanılmadıkça, kendi habitatında egemen olmadıkça asimilasyon da sürecektir.

Sosyolengüistik çalışmalar maalesef Kürtçe için pek iyi bir gidişattan bahsetmiyor. Zira Kürtlerde eğitim seviyesi yükseldikçe asimilasyon da, kuşaklararası dil yitimi de artıyor. Asimilasyon için gerekli olan üç kuşak kuralı ne yazık ki işliyor. Bu da çocukların elimizden yitip gitmesine neden oluyor. O yüzden Kürt aydınına, siyasetçisine, sanatçısına, yazar çizerine, okumuşuna, öncüsüne çok büyük sorumlulular düşüyor.

Bir sosyal durumdan, psikolojik bir algıdan da bahsetmek gerekiyor. Bu algıya sahip olanlara göre Kürtçe kırsal kesimin dili, okuma yazması olmayan, eğitim görmemiş, prestijli bir mesleği olmayanların dilidir. Bunu bertaraf etmek ve dilin prestijini artırmak sosyal statüsü yüksek olanların da görevi.

Bir yandan dille ilgili talepler için mücadele yürütülürken, onların hayat bulması için çaba sarfedilirken diğer yandan da pratik adımlar atabilmeliyiz. Eğitimli olmak eşittir asimilasyon sonucunu tersine çevirmek bizim elimizde. Hem asimilasyona hem de otoasimilasyona karşı mücadele etmek lazım gelir.

İğneyi kendimize çuvaldızı da başkalarına batıralım. Asimilasyona, yasakçılığa, ret ve inkara karşı çıktığımız gibi otoasimilasyona da aynı kararlılıkla karşı çıkabilmeliyiz. Meşru, demokratik, insani hakları elde etmek için mücadele ve mücadele esnasında da fiili olarak o hakları kullanmak gerekiyor. Karşı çıktığımız çokdillik değil, dil yitimidir. Kürdün okumuşunun dilinden vazgeçmesidir. Vazgeçmekten kastımız da dilini eğitimini gördüğü egemen dilin tahakkümüne bırakması, kendinden sonraki nesillere aktarmamasıdır. Aktarıcısı olmayan bir dilin de geleceği yoktur.

Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89