• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 4 °C

Osmanlıca ecdadın dili, ya Kürtçe?

Zana Farqînî

Kim neye muhtaçsa onu ister. Bundan olsa gerek, partiler de kendilerine isim koyarken bu ihtiyaca göre davranıyorlar. Bakın AKP’nin ismi, Adalet ve Kalkınma Partisi, kısaltılmış ad olarak da kendilerine “Ak Parti”yi seçmişler. Böylelikle adalete, kalkınmaya ve aka, yani temiz olmaya özel vurgu yapmışlar.

Bu üç şeyin geçmişte olmadığına işaret edildiği gibi aynı zamanda kendi iktidarlarında adil olunacağına, kalkınmanın esas alınacağına ve temiz kalınacağına verilen vaattir.

Adalet arayışının herkes için olacağı, ayrım gözetmeksizin kalkınmayı sağlayacakları ve bunlar yapılırken de temiz olma şiarından vazgeçmeyeceklerdi. Özellikle temiz kalınacağına dair verilen sözlerin yerine getirilmediği son dönemlerde ortaya çıkan yolsuzluklarla herkesin malumu.

AKP son genel seçimlerde de galip çıkınca o zamanın genel başkanı ve başbakanı Recep Tayip Erdoğan artık ustalık dönemine geçtiklerini açıklamıştı. Gerçi onların tabiriyle çıraklık döneminde takke düşmüş kel görünmüştü ama ustalık döneminde o bahsettiğimiz üç ilke artık tamamıyla ayaklar altındaydı. Zaten her şey takiyeydi.

Ne adalet, ne demokrasi, ne insan hakları, ne Avrupa Birliği değerleri ne de evrensel normlar söz konusu. Varsa yoksa AKP’nin tahayyül ettiği toplum. Siz bakmayın ha bire “ileri demokrasi” ve “yeni Türkiye” sözlerini dillerine pelesenk ettiklerine. Çoğulculuk, farklı halklar ile inançların hakları lügatlerinde yok. Dertleri sadece kendileri, yani amiyane deyimle sadece kendilerine Müslümanlar.

Kendi siyaset ve ideolojilerine uygun tolumu yaratmanın yolu yeni nesillerin eğitiminden geçiyor. Çocuklar nasıl bir milletin geleceğiyse, yaratılan tolum tipinin koruyucu ve savunucusu da yine eğitilecek çocuklardır. Onun için eğitime el atmak, eğitim kurumunu kendilerine uygun bir şekle sokmak önemli oluyor. Zaten “dindar bir nesil yetiştireceğiz” dememişlerdi? Bunun gerçekleşmesi için de gereken müdahalelerde bulunmadılar mı? Önce eğitim sistemini değiştirdiler, uygun zemin ve ortamı oluşturdular. İşte Osmanlıcanın zorunlu hale getirmeye çalışmaları da bu temel siyasetin bir parçasıdır, başka bir şey değil.

Bunun adı, çıraklık dönemlerinde hazırladıkları zemin üzerine kendi sistemlerini inşa etmektir. Kendi toplum tipini gerçekleştirmek için istikamet değiştirme projesinin bir adımı da Osmanlıcayı zorunlu hale getirmektir.

Yoksa Osmanlıca zaten üniversitelerin Türkoloji ve tarih gibi bölümlerinde, bir de sosyal bilimler liselerinde var. Yasak bir dilden, veya bir alfabeden söz edilemez. Söz edilmesi gereken Kürtçe gibi dillerin Cumhuriyet döneminden beri yasaklı olması, kamusal alanın dışına iletilmiş olmalarıdır. Ana dilinde eğitim hakkının teslim edilmesidir.

Osmanlıca konusunda hükümet ile AKP’nin politikalarına, onun antidemokratik uygulamalarına karşı çıkan Kürt siyasi hareketini, bu partinin medyadaki bazı akıldaneleri pervasızca eleştiriyorlar. Onlara göre, anadilde eğitimi savunanların bunu desteklemeleri gerekiyormuş. Peki, onlara sormak gerekiyor. Kürtçe’yi sadece seçmelik olarak tanıyanlar, ama pratikte bu hakkı dahi kullandırmayanlar nasıl olur da anadilde eğitimden yana oluyorlar? Ölüyü diriltip yaşayanı öldürmeye devam edenler adaletten, demokrasiden, hak hukuktan nasıl dem vurabilirler

Vuramazlar, çünkü adaleti de, demokrasiyi de, hak ve özgürlükleri de sadece kendileri için istiyorlar. İnsanlar ecdadının mezar taşlarını okumaktan mahrum bırakıldı diyenler, önce kendi ecdadının dilini konuşamayanların hallerine bir baksınlar, asimilasyonu tümden ortadan kaldırsınlar, toplumun sosyolojik yapısına uygun icraatlarda bulunsunlar.

Yapılanlar ile uygulamalar şunu net ortaya koyuyor ki ileri demokrasi, yeni Türkiye söylemleri sadece AKP toplumunun dizayn ifadelerdir.

Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89