• BIST 89.385
  • Altın 145,846
  • Dolar 3,6324
  • Euro 3,8967
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 16 °C

Ortadoğu'nun kaderi de 7 Haziran'a bağlı

Fehim Işık

Başlık abartı gelebilir ama öyle düşünüyorum. Gücüm yettiğince açıklamaya çalışayım.

Bugünlerde daha çok seçim gündemine kilitlendiğimizden olsa gerek dış dünyayı, özellikle de Ortadoğu’yu daha az görmeye başladık. Örneğin Rojava açısından alabildiğine önemli olan Kezwan, Arapça adıyla Abdulaziz Dağı’nın YPG ve YPJ güçlerince IŞİD’den temizlenmesinin sonuçlarını hiç konuşamadık. Elbet IŞİD’in Rojava’da YPG ve YPJ güçleri, Güney Kürdistan’da ise peşmerge güçlerinin karşısında çaresiz kalmasına, çatışma yaşanan her bölgeyi neredeyse kaçarak terk etmesine karşın Suriye’de ve Irak’ta ilerleyebilmesinin nedenini de sorgulamadık, sorgulayamadık. Tüm bunlar Ortadoğu’da, Türkiye’nin dışında yaşanıyor gibi görünse de Türkiye’yi, esasen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaderini bağladığı 7 Haziran seçimlerini de yakından ilgilendiriyor inancındayım.

Önce Kezwan Dağı’nın IŞİD’den temizlenmesine bakalım... Bu bölgeye dönük operasyon YPG ve YPJ güçleri tarafından 6 Mayıs’ta başlatıldı ve geçtiğimiz birkaç gün önce başarıyla sonuçlandı. Bu bölgenin temizlenmesi öncelikle Cizîre Kantonu’nun güvenliğinin sağlanması açısından önemlidir. IŞİD’in bu dağdan temizlenmesi elbet Yalnız Kürtler açısından değil, Habur Çayı civarındaki köylerde yaşayan Asuriler ile diğer halkların güvenliği açısından da alabildiğine önemlidir. Habur Çayı’nın hemen arkasındaki dağın IŞİD’in elinde olması onlara önemli bir stratejik üstünlük sağlıyordu. Şimdi bu dağ YPG ve YPJ’nin denetiminde. Dolayısıyla Kürtlerle birlikte bölgede IŞİD’in tehdidi altında yaşayan halklar artık daha güvende.

Bu operasyonun bedeli mi?

Çoğunluğu Kürtlerden olmak üzere aralarında Arap, Süryani ve Asuri güçlerinin de bulunduğu 100’e yakın genç savaşçı, bölge halklarının kalıcı güvenliği için bu operasyonda kendini feda etti.

Peşmerge ve gerillasıyla Kürt güçleri, hâlâ bütünlüklü bir askeri ortaklık göstermeseler bile Şengal ve Kerkük civarında da IŞİD’e karşı etkin operasyonlar yapıyor. Evet, henüz IŞİD Şengal kasabası ile Kerkük civarındaki bazı köylerden tamamen çıkarılmamış olsa bile Kürt güçleri karşısında geçmişteki gibi etkin değil.

Adını koymak gerekir; Koalisyon Güçleri hem Rojava’da, hem de Güney Kürdistan’da Kürt güçlerine etkili hava desteği sağladı, sağlıyor.

Kürtler IŞİD’i etkin bir biçimde geriletirken Irak ve Suriye rejiminin IŞİD karşısında direnememesini de kısmen Koalisyon Güçlerinin hava bombardımanları ile ilgili politikasına bağlayabiliriz. Irak ve Suriye’de bütünlüklü yönetimler yok. Her ikisine de İran rejimi destek veriyor; hatta birebir kontrolü İran sağlıyor diyebiliriz. İran’ın bu açık, yayılmacı desteği Batılı devletlerin her iki rejime olan güvensizliğini daha da sarsıyor. Ramadi’de Irak ordusunun IŞİD karşısında direnemeyip kaçması, Suriye rejiminin Antik Palmira Kenti’ni IŞİD güçlerine altın tepside sunması, IŞİD’in ele geçirdiği bölgelerde sivil halka katliamlar düzenlemesi, on binlerce sivil insanın bölgeyi terk etmesinin bir nedeni de budur. Koalisyon Güçleri İran destekli milislerin bulunduğu bölgelere destek sağlamıyor. Irak ve Suriye rejimlerinin İran’la sıcak ilişkileri nedeniyle onlara askeri destek vermekte de tereddüt ediyor. Suriye rejimi ile Batılı güçler arasındaki ilişkinin düzeyi belli. Ama Koalisyon Güçlerinin Irak’ta da Suriye’dekine benzer bir tutum sergilemesinde Haydar Abadi’nin giderek etkili bir Irak lideri olmak yerine dengelerin esiri olmayı tercih etmesinin de payı vardır.

Peki, Türkiye tüm bunların neresinde?

Türkiye, özellikle de Cumhurbaşkanı Erdoğan hâlâ kendini Ortadoğu’nun biricik lideri, belirleyici gücü olarak görüyor. Bunu pekiştirmek için de 7 Haziran’dan güçlü bir şekilde çıkması lazım. IŞİD ile bağı gevşetmiş olsa bile bu kez gözü kara bir şekilde Koalisyon Güçlerinin bombalarına maruz kalan el Nusra’ya destek vermesinin bir nedeni de budur. Türkiye bir yandan el Nusra gibi örgütlerle Suriye’yi kendine göre dizayn etmeyi, diğer yandan Musul’a yapılması muhtemel operasyonda etkin rol alarak bölgeye askeri güç konuşlandırmayı da tasarlıyor. Bu durum bölge Kürtlerinin, özellikle de Rojava’daki Kürtlerin kazanımları ile yakından ilintilidir. Türkiye’nin şimdilik Güney Kürdistan’a yakın durmasının altında da bu var. Mümkün değil ama Türkiye’nin gelecekte istediğini elde ettiğini varsayalım; emin olun ilk dizaynı Güney Kürtlerine vermeye yeltenecektir.

Özetle durum bu.

Bu durumdan İran, Irak ve Suriye rejimleri ile Kürtler arasında stratejik yakınlaşmaların yaşanabileceği yeni dengeler de çıkabilir, Türkiye’de 7 Haziran tüm dengeleri değiştirerek Batılı güçlerle birlikte tam tersi istikamette bir seyrin izlenmesini de doğurabilir.

Çok uzatmayalım ama belki başka bir yazıda ayrıntılarını ele almak kaydıyla şunu demeden de geçmeyelim; Evet, Ortadoğu’nun kaderi biraz da Türkiye’nin 7 Haziran sonrasında izleyeceği rotaya bağlı...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89