• BIST 97.726
  • Altın 145,637
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 23 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 28 °C

Ortadoğu'daki Kaos ve Skyes Picot Tartışması

Gönül Tol

IŞİD’in Haziran ayında Musul’u ele geçirmesinin ardından önemli bir tartışma başladı.

Örgütün Suriye’den Irak’ın kuzeyine uzanan bir alanı denetimine geçirmesinin Skyes Picot ile bölgede kurulan Batı yanlısı düzenin çökmesinin, yüz yıl önce çizilen sınırların değişmesinin alametleri olduğunu söyleyenler oldu.

Oysa bence mesele farklı...

Bir asır evvel çizilen sınırlar değişmedi. Birinci Dünya Savaşı sonrası bölgede kurulan Batı yanlısı düzen de çökmedi.

Bölgede asıl çöküş içinde olan devletler. Asıl kriz devletlerin kendi toprakları üzerindeki kimlik çatışmaları nedeniyle sınırları içerisinde egemenlik tesis edememeleri ve meşruiyetlerini yitirmeleri.

Bunun sonucu ise Libya’dan Suriye’ye ve Irak’a, Yemen’den Somali ve Afganistan’a uzanan geniş bir coğrafyada ortaya çıkan bir dizi başarısız devlet (failed state) ve bunun tetiklediği kaos ve radikal İslamcı terör.

Yani yaşanmakta olan bir güç boşluğu.

Güç boşluğunun altında yatan ise meşruiyet krizi ve sadece Batı’nın tahayyülünde var olan, bölgesel dinamiklerle örtüşmeyen ‘ulus-devlet’ fikrinin bölge halklarınca bir kez daha reddedilmesi…

Bu kaostan onlarca yıl süren sivil savaşlara sürüklenmeden çıkmanın, mevcut sınırlar içinde devletin meşruiyetini yeniden inşa etmenin yollarından bir tanesi adem-i merkeziyetçilik.

Yani devleti güçlendirmenin, sınırları içinde egemenliğini tesis etmenin yolu devletin gücünü ve yetkilerini sınırlandırmak. Kulağa çelişkili geliyor belki ama aslında değil.

Irak topraklarının yüzde 40’ı IŞİD’in elinde. Bağdat hükümeti dışarıdan gelen destek olmadan sınırlarını korumaktan, düzeni ve güvenliği sağlamaktan aciz.

Yani Irak, bir devlet olarak, iç egemenlikten (domestic sovereignty) yoksun.

Irak’ın sınırları içinde egemenliğini yeniden tesis etmenin yolu merkezi hükümeti bazı toplumsal gruplar aleyhine güçlendirmek değil, merkezin yetkilerinin bir kısmını etnik ve mezhep temelli farklı gruplara dağıtmak. Irak anayasası Kürtlere özerklik verdi fakat Sünnilerin haklarını Şiilerin kontrolündeki merkezi hükümete karşı koruyan bir düzenleme yapmadı. Ve bugün Irak içinde yaşanan krizin temel nedeni bu.

Hem Batı hem de bölge ülkeleri merkezi hükümetin güç ve yetkilerini sınırlayacak, farklı etnik gruplara ve mezhep gruplarına özerklik verecek her türlü formüle ‘devleti zayıflatacağı’ ve ‘güç boşluğu oluşturacağı’ gerekçesiyle karşı çıkıyor.

‘Özerklik’ ‘federalizm’ gibi kavramlar her zaman hem Batı’nın hem de bölge ülkelerinin korktuğu kavramlardı. IŞİD’in yükselişiyle başlayan süreç bu korkuyu artırdı. Son aylarda pek çok Körfez ülkesi gücü merkezde daha fazla toplamak için, merkezin kontrolünü artırmak için bir dizi adım attı.

Oysa bugün geldiğimiz aşamada tam tersi bir yönde adım atmak gerekiyor.

Merkezin ayakta kalabilmesi için elindeki siyasi, ekonomik ve askeri gücü paylaşması gerekiyor. Ancak bu tür adem-i merkeziyetçilik yönünde atılacak reformcu adımlar bu devletlerin devlet olarak kalabilmelerini sağlayacak.

Aksi takdirde bölgedeki devletlerin yaşadıkları meşruiyet krizi mezhep ve etnik temelli yeni iç savaşları da beraberinde getirmeye devam edecektir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89