• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 16 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 11 °C

Ortadoğu’da topyekün bir savaş mı?

Fehim Işık

Onlarca tutuklunun ölüm sınırına geldiği bir aşamada açlık grevlerinin Öcalan’ın çağrısı üzerine sonlandırılması, hiç kuşkusuz önemlidir.

Açlık grevlerinin ancak Öcalan’ın çağrısı üzerine bitebileceği, herkesin bildiği bir sırdı.

En nihayetinde Erdoğan’ın ördüğü duvarda küçük de olsa bir gedik açıldı ve açlık grevleri bitti.

Kürtlerin talepleri bitti mi?

Bitmedi; haklar elde edilene kadar da hem talepler, hem mücadele devam edecek...

Ama bir şey bir kez daha somutlandı: Öcalan’ın, özellikle şiddetin bitirilmesi konusunda en önemli aktör olduğu kuşku götürmez bir gerçeklikti ve bu durum zindanlardaki Kürt tutuklular ile onları destekleyenlerin kararlı duruşuyla yeniden tescil edildi.

Açıktır ki Öcalan rolünü oynayabilecek koşullara sahip olmadıkça sorun hafiflemeyecek; hatta daha da ağırlaşacak...

Hükümet ciddi ise Öcalan’ın rolünü oynayabileceği koşulları sağlamakla mükelleftir. Bunun başka yolu yok.

* * *

Bunları yazıyoruz da, işler istenildiği gibi gidiyor mu?

Maalesef!

Süreci, özellikle de bölgede yaşananları yakından takip eden birçok ilgilinin de belirttiği gibi gelişmeler iç açıcı değil.

Irak Kürdistanı Maliki’nin tehditi altında. Peşmerge ile Irak ordusuna bağlı askerler arasında yer yer sıcak çatışmalar başlamış.

Irak merkezi hükümetinin saldırganlığının önüne geçilmezse, görünen o çatışmalar büyüyecek; Irak Kürdistanı bir kez daha büyük bir savaşın mekanı olacak.

Suriye Kürdistanı’nda, özellikle Serêkaniyê’de Türkiye toplarının eşliğinde sivil halka yönelik saldırıların yapıldığını yerel kaynaklar bağıra çağıra söylüyor.

Halep’te, Efrin’de bölge devletlerinin de marifetiyle provokasyonlar oynandı, oynanmaya devam ediliyor.

İsrail, yeniden Gazze’ye saldırıyor. Filistin halkının, çoluk çocuk demeden katledildiği İsrail saldırılarında daha şimdiden 100’e yakın insan yaşamını kaybetti.

Cezaevlerinde açlık grevleri bitti ama bölge sanki daha büyük bir savaşın içine çekiliyor.

Lokal çatışmalar, giderek büyük aktörlerin de içine çekildiği bölgesel savaşlara taşınıyor.

Bölgede güç dengelerinin yeniden oluşturulmaya çalışıldığı su götürmez bir gerçek.

1. Dünya Savaşı’nda halkların ve inançların iradesine rağmen çizilen suni sınırlar, artık yalnız özgür olmayan Kürtlere ve Filistinlilere değil, görünen o kendi krallarının boyunduruğu altında olan diğer inançlara ve halklara da dar geliyor.

Buradaki en büyük handikap, sorunun daha çok inanç boyutunun öne çıkarılması ve savaşın, sanki Şiiler ile Sünniler ya da Yahudiler ile Müslümanlar arasında yaşanıyormuş gibi gösterilmesidir.

Sorunun dışa yansıyan boyutu ‘inanç’ olmakla birlikte, asıl nedenin bu olmadığı çok açık.

Halkların ve inançların iradesine rağmen çizilen ve bölgenin çok uzun yıllar, dönemin aktörlerinden kalan bilgilere göre en az 200 yıl boyunduruk altında yönetilmesini esas alan 1. Dünya Savaşı sınırları, daha 100 yıl geçmeden iflas etti.

Bu iflasa rağmen bölge aktörleri arasında ne yazık ki Kürtler ve Filistinliler ile inanç temelli Sunni Müslüman yapılanmalar ve bir kısım ‘devletli’ Şiiler dışında etkin güçler hala yok.

Bunlar da birbirleriyle sorunlu ve tarihten gelen sıkıntılar nedeniyle, uzlaşma zeminleri neredeyse sıfır. Dolayısıyla, bölgeyi en az 200 yıl kontrol etmeyi hedefleyen güçler hala yönlendirebilecek güce ve birikime sahip; bunu iyi de yapıyorlar.

Hal böyle iken bölgenin bir kez daha büyük savaşlara, hatta halklar ve inançlar arası çatışmalara sahne olacağını söylemek kâhinlik olmasa gerek.

* * *

Çözüm için somut reçete vermek, şöyle yapılırsa bu olur, şu adımlar atılırsa bunlar yaşanır, demek çok güç.

İrili ufaklı birçok aktör var bölgede ve her aktör kendi sınırları içinde ‘mücadeleyi’ yürütüyor.

En yakın müttefik olmaları gerekenler bile, birbirleriyle sorunlu ve bu bölgede emelleri olanların ekmeğine yağ sürmekten başka işe yaramıyor.

Hamas ve El Fetih gibi en yakın olması gereken güçler, birbirleriyle hala sorunlu.

Kürtlerin her bir kesimi ayrı bir baş çekiyor.

Yani Kürtlerin durumu Filistinlilerden bile beter.

Şii ve Sünniler deseniz, hak getire; birbirlerinin kanını içseler bile doymaz bir durumdalar.

Bu sorunlar varken, halklar, yani inançlar birbirlerine bu kadar uzakken bölgede halkların ve inançların yararına gelişmeler olur mu?

Keşke yanılsam; ama kısa vadede bunun olmayacağı çok açık.

Hatta orta vadede bile olumlu adımların atılması güç görünüyor.

Uzun vadede ise başka şansları kalmayan halklar ve inançlar bir araya gelmek zorunda kalacaklar.

Umarım o gün çok geç olmaz...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89