• BIST 90.182
  • Altın 146,281
  • Dolar 3,6195
  • Euro 3,9306
  • İstanbul 15 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 21 °C

Ortadoğu, Ucube Zihniyetler, Yapay Gündemler…

Ersin Tek

Bir şeyi anlatmanın en zor tarafı nereden giriş yapılacağıdır. Hele de çetrefilli konularda, bu daha zor oluyor. Böyle durumlar da, işin neresinden tutarsanız elinizde kalır. 

Şu son günlerde, Ortadoğu’da değişimin sancıları çok ateşli, çok yakıcı bir biçimde yaşanıyor. 

Şehirlerde insanlar sokaklara dökülmüş, diktatörlere, ezilmişliğe, açlığa isyan ediyor. Yeter artık, diyor. 

Ölümlerle sonuçlanan çarpışmalara rağmen bitmeyen direnişler var; şehirler alev alev... 

Zalimlerin bu ülkelerden kaçmaktan başka bir çaresi kalmamış gibi… 

Lakin kaçtıkları ülkeler de yine bu ezilmişlerin olduğu, ikiyüzlü kralların, Amerikan uşaklarının yönettiği ülkeler; trajik ve düşündürücü bir durum? 

Bu coğrafyadaki insanlar yıllardır bu zalim yönetimler tarafından ezilmekte, sömürülmekte, değişime zorlanmakta. Kendi öz yurtlarında parya durumunda... 

Bunca baskının sonucunda olacağı ve de olması gereken buydu; İsyan… 

Sosyolojik gerçeklik bunu öngörüyor. Hatta geç kalınmışta denebilir, bizim beşeri algımıza göre tabi. 

Bu ezilmişlik bir yerde patlak verecek, absorbe edilen etki elinde sonunda ortaya çıkacaktı. Hatta hiç beklenmedik bir yerden, hiç beklenmedik bir şekilde geri gelecekti bu etki. Küçük, şaşırtıcı bir kıvılcımla… 

Öyle de oldu. Tunus’ta belirdi ilk önce, şimdi diğer ülkelere de sıçramış bulunmakta. Ve büyüyerek devam edecek gibi… 

Ortadoğu’nun bazı ülkelerinde bunlar yaşanırken, ya bizim ülke de ne oluyor? 

Bizim ülkemizde olan şey, bu durumdan ürkenlerin tedirginliği, saçmalıkları var, ya da kendi köşelerinde buna sevinmekle yetinenler, kuru kuru laflarla kendini tatmin etmeye çalışanların gürültüleri ve yaratılan yapay gündemler… Bundan ibaret... 

Örneğin bazı kesimler yine birilerini meydanlara çıkarmanın uğraşında olacak; böylece bir iki klişe sloganla, İslami argümanlarla, ya da klasik sol jargonla, kitlelerde deşarj olma hali yaratılıp kitlelerin tüm gazı alınacaktır. Yani yapılması gerekenleri geçiştirmek ve unutturmak adına yapılacak bütün bunlar. Bunun sonucunda da insanların bir şeyleri doğru sorgulamalarının önüne geçilmiş olup, insanlar uyutulmuş bir şekilde bir başka sefere kadar evlerine, işlerine, yanlış hayatlarına tekrar geri yollanacaktır. 

Bu insanlar da, üzerlerine düşeni yapmış hissiyle kendilerini kandırarak, yaşamlarına devam edecekler. 

Bu ülke de hep bu oldu, ve oluyor..! 

Hatta bu kadarla da sınırlı kalmıyor. Bu ülkedeki yöneticilere, örgütsel rantçı kesimlere göre bu halka yine güven olmaz. Hiç boş bırakılmaya gelmezler. Ne yapacakları belli olmaz çünkü. Bu yüzden bunları sürekli kontrol altında tutmalı… 

Nasıl olacak bu kontrol işi? Tabi ki bu halkı yapay gündemlerle oyalamakla olabilir elbet. 

E, birilerine de bu yapay gündemi oluşturmak ve milletin kucağına servis etme işi kalıyor. Medya, siyaset, vitrine çıkarılan yarı aydın kılıklı tipler ne güne duruyor; hâlihazırda yapıyorlar da… 

Mesela günlerce tartışılan ‘ucube’ tartışmaları, tıksırıncaya kadar içme muhabbetleri hep bu yapay gündemlerdendi. En son olarak da, bir köşe yazarının ‘çanak anten’ üzerinden kurguladığı yalanlar, iğrenç fanteziler ve Kürt halkının ahlaki değerlerine dil uzatması, oluşturulmak istenen bu yapay gündemin bir devamı niteliğinde. 

Kürtler üzerinden oynanmaya çalışılan bu tehlikeli oyunla yaratılmak istenen bu yapay gündem, siyasi beklentiler, ucuz hesaplar, yazarın ve ona destek verenlerin başına bela olacak gibi. Bir halkın aşağılık hesaplara alet edilmesinin faturası ağırdır. 

Tüm bunlar siyaset icabı, kısa vadeli amaçlar uğruna yapılan saçmalıklar, oyunlardır. Ve biliyoruz ki seçim dönemi yaklaştıkça, daha iğrenç manzaralarla karşılaşacağız. 

Şimdi bütün bunları neden mi söyledik? 

Çünkü herkesin anlaması gereken durumlar var. Çünkü ortada bozulması gereken bir tezgâh var. Çünkü insanlık-özelde de bu coğrafyanın halkları- bir dönüm noktasında, düşünce yapısından inancına kadar her şeyi sil baştan sorgulamak, her şeyi farklı kılmak ve değiştirmek zorundadırlar. Çünkü büyük bir fırsatın ve aynı zamanda büyük bir yok oluşun eşiğine gelmiş bulunmaktayız. Çünkü yapacağımız bu yeni ‘sıçrama’ ve ‘farklılaşma’yla varolması gereken o asli özümüze ve kendi irademizle yazacağımız geleceğimize geri döneceğiz… 

Yaşadıklarımıza farklı bir gözle bakmak durumundayız artık, yoksa yok olacağız; Çaresizlik ve yalnızlıkla dolu bir son mudur istediğimiz? O zaman ne?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89