• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 22 °C
  • Berlin 12 °C

'Operasyoncular'ın seyir defteri...

Oral Çalışlar

Polis ve yargı içinde oluşan ‘operasyoncu’ çekirdek; Ergenekon davalarından kazandığı meşruiyet ve elde ettiği güçle, birkaç yıldan beri demokrasiyi ve barışı hedef alıyor. Bu ‘işleri’ yeni fark edenlerden değilim.

Söz konusu zihniyetin, ‘çözüm süreci’ni baltalama isteğini teşhir eden yazılar yazıyorum. Taraf gazetesinden Nisan 2013’te bir ‘operasyon’la tasfiye edildiğimizde, değerlendirmemiz ‘barışa karşı bir operasyon’ şeklinde olmuştu.

Büşra Ersanlı tutuklaması

Etkilerini adım adım genişleten ve devlet içindeki eski alışkanlıkları büyük ölçüde devralan operasyoncular siyaset alanında ‘linç’ ağırlıklı kampanyalar ürettiler.

Bu çekirdek, 2011 Kasım’ında Büşra Ersanlı’yı ve KCK tutuklamasındaki isimleri hedef alan yayınlar için yasadışı itibarsızlaştırma faaliyetlerinde bulundu. Polisten servis edilen malzemeler birçok gazeteciyi de hedef aldı. Bütün bunlar, operasyoncuların medyadaki ‘desteği’ sayesinde mümkün oldu. O günlerde, özellikle Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu’na yönelik itibarsızlık kampanyalarına köşemde defalarca değindim.

2011 Aralık’ında, ‘ekibin’ hedefi, Cüppeli Ahmet Hoca’ydı. O zaman şunları yazmışım: “Polis bize neyi kanıtlamak istiyor? Cüppeli Hoca’nın lüks içinde yaşadığını mı? Bunun yürütülen hukuki soruşturmayla ne ilgisi var? Gözaltına alınan insanın özel yaşamına ilişkin görüntüleri polisin servis etmesi bir insanlık suçudur, özel yaşamın hoyratça kamuoyu önünde sergilenmesidir. Polis de savcılık da hukuku uyguladıkları gerekçesiyle yaptıkları operasyonda, hukukun en temel ilkelerini ihlal etmiş bulunuyorlar.”

Bu ihlaller, benzer biçimde Ergenekon davalarında da görüldü ve davaların inandırıcılığını zedeledi.

Fenerbahçeİki buçuk yıl önce, Temmuz 2011’de, Fenerbahçe’ye yönelik yürütülen ‘operasyon’ için şunları yazdım: “Cemaate yakınlığı ile bilinen bazı kalemlerin operasyon sırasındaki militan tutumları, tepkisel psikolojiyi şiddetlendirdi. Ergenekon, Balyoz, Kafes davalarındaki ‘militan habercilik’lerinden elde ettikleri enerji ile Fenerbahçe’ye de yüklendiler. Fenerbahçe’ye de darbecilere karşı kullanılan dil kullanıldı, operasyonun müdürü tarzında bir üslup sergilendi.”

Hedef yükseltme: 7 Şubat

MİT Başkanı Hakan Fidan, 7 Şubat 2012’de hedef alındığında, ‘ekip’in hedefi iyice tırmandırarak kendine biçtiği rolü genişlettiğini gördük: “Operasyonculuk’u ana metot olarak değerlendiren, ‘operasyonlar’ üzerinden bir nüfuz alanı ve dinamizm geliştiren yargı-polis ittifakı, düne kadar hükümeti de ‘operasyoncu’ uygulamalara ikna etmiş görünüyordu. (...) yetkisi ve gücü artan ‘operasyoncular’ın Oslo görüşmelerini de fırsat bilerek MİT’i de hizaya getirmeye yönelik yeni bir hamle yapmalarıyla birlikte, bir sıçrama yaşandı.”

‘Nerede duracaklar?’

‘Operasyoncular’ın bir iktidar mücadelesinin içine girdiklerini, iki yıl önce şöyle dile getirdim: “Bu ‘operasyonlar’ ve ‘operasyoncular’ nerede duracaklar? Ellerindeki ‘olağanüstü’ yetkilerle, birçok konuya, birçok kuruma, birçok yerleşik yapıya tam anlamıyla baltalarla giriyorlar ve sistemi kendine gelemeyecek ölçüde tahrip ediyorlar. (...) İnsan haklarına, kişilerin özel yaşamına saygı göstermeyen bir ‘operasyon’ anlayışıyla sağlıklı bir demokratik yapılanma gerçekleştirilemez.”

Üç yıla yakın bir süredir, bu gibi yazılarımla ‘sürecin’ nereye doğru gittiğine dikkat çekiyorum... Devlet içinde yuvalanan ve ‘otoriter devlet’ anlayışını sürdürmek isteyen bir zihniyetle, örgütlenmeyle yüz yüzeyiz. Son günlerde yaşadıklarımızın, yalnızca bir ‘yolsuzluk’ operasyonu olarak sunulmasını ahlaki bulmam mümkün değil.

‘Düşmanımın düşmanı dostumdur’

“Parlamenter rejim nasıl normalleşebilir?” noktasında, yeni bir kırılma yaşanıyor. 

‘Operasyoncular’ı en çok kim alkışlıyor? Ergenekoncuların savunucuları, askeri darbeleri düne kadar meşru görenler... Onlar, çok yakın bir geçmişte ‘başdüşman’ gördükleri ekibe, şimdi ‘temenna’lar çakıyorlar. “Düşmanımın düşmanı dostumdur” diyebiliyorlar. 

Hükümeti, Başbakan’ı eleştirmek, onların demokratik olmayan siyasetlerine, ‘muhafazakâr toplum mühendisliği’ne karşı çıkmak, dış politikada farklı yollar önermek, ‘yolsuzluklar’a karşı tavır almak başka şey; ‘gayrimeşru yollarla hükümet yıkma ve barışı sabote etme projesi’ başka şey...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89