• BIST 109.330
  • Altın 155,771
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 1 °C

'Operasyon kazası' mı operasyon alışkanlığı mı?

Oral Çalışlar

Ağır bir insanlık suçuyla karşı karşıya olduğumuz, köylülerin anlatımından, TSK açıklamalarından ve bombalanan yerlerdeki görüntülerden anlaşılıyor. 

40 genç, ekmek parası için yollara düşmüştü, bunlardan 35’i yurttaşı oldukları ülkenin silahlı kuvvetlerinin düzenlediği kara ve hava operasyonuyla paramparça edildiler. “Terörist zannettik...” savunması öne çıkıyor.

Yetkililerin açıklamalarını dinledikçe insanın ruhu kararıyor. Yükselen milliyetçilik dalgasıyla iç içe geçen bu olay, bir ‘operasyon kazası’ şeklinde sunuluyor. “PKK’lı sanıp vurduk” cümlesi üzerinden bir savunma çizgisi oluşturmaya çalışan yaklaşımlar dikkat çekiyor.

Genelkurmay’ın açıklamasını özenle okumakta yarar var. Özetle şu söyleniyor: Teröristlerin gelmesini beklediğimiz yerde insansız hava aracıyla saptadığımız yük hayvanlı bir grubu karadan ve havadan bombalayarak imha ettik.

Diyelim ki bu gelen grup teröristti, yani PKK’lıydı. TSK’nın ‘yargısız infaz’a girişme hakkının olduğu mu düşünülüyor?

Devlet, kanunlarla sınırlı bir örgütlenmenin adı. Hukuk devletinde ilk dikkat edilmesi gereken, insanın yaşam hakkı. Söz konusu olan terörist de olsa, katil de olsa, yaşam hakkının öncelik derecesi değişmez. Yaşam hakkı demokrasilerde kutsaldır. Dinen de bu böyledir.

Ağır bir insanlık suçuyla, insanlık dramıyla karşı karşıya olduğumuz, köylülerin anlatımından, TSK açıklamalarından ve bombalanan yerlerdeki görüntülerden anlaşılıyor. Tevil edilebilecek, üzeri örtülebilecek, stratejik analizlerle geçiştirilebilecek bir durumla karşı karşıya değiliz.

Bu suçun hesabının hukuk çerçevesinde sorulması gerekiyor. Kim bu saldırıyı planlamış, kim emirleri vermişse yargı karşısında hesap vermesi gerekiyor. 

Mustafa Muğlalı diriliyor mu?

Tuvaldeki resimden, şiir dizelerinden ‘terörist’ çıkartan yaklaşım, şu anda İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturuyor. ‘Operasyoncu’ anlayışın, alışkanlığın oluşturduğu güvenlik konseptinin, katırlı Kürt köylüsünü de bombalaması sürpriz sayılabilir mi?

Sorumlular hesap verecekler mi, yargı önüne çıkarılacaklar mı? Çıkarılsalar bile ‘aksi tesadüf’ yargılamasıyla sınırlı mı tutulacaklar? Yoksa Şemdinli bombalamasında olduğu gibi ‘iyi çocuklar’ kontenjanı mı işleyecek?

Van’daki Tugay Komutanlığı’na, 33 Kürt köylüsünü kurşuna dizen Mustafa Muğlalı’nın adı verilmişti. Yıllarca orada duran bu tabela bir anlayışı özetliyordu. O tabelayı oraya asan TSK’nın yüksek kademesi değil miydi? Bütün eleştirilere rağmen indirmeyen onlar değil miydi?

AK Parti yöneticisi Hüseyin Çelik de olayın ardından yaptığı açıklamada, öldürülenlerin sigara kaçakçısı oldukları yönünde bilgiler aldıklarını söyledi. “Sigara kaçakçısı da olsa öldürülmeleri doğru değildir” şeklinde bir yaklaşımda bulundu. “Kim olursa olsun, böyle bir operasyon yapılamaz” şeklinde bir yorum, daha anlamlı olmaz mıydı?

Devletin suçlu olarak gördüğü kimseyi teslim olmaya çağırması, teslim alması asıl olandır. Devlet olmak bu demektir.

Kaza mı alışkanlık mı?

Bu olay Hüseyin Çelik’in söylediği gibi gerçekten bir ‘operasyon kazası’ mı yoksa yıllardır süren bir ‘operasyon alışkanlığı’ ile mi ilişkili?

Son dönemde gelişen, her sorunun ‘operasyon’la halledilebileceğine inanan anlayışın giderek egemen olması yönündeki tırmanış sürüyor. İşte bu iklimin yarattığı bir sonuçla karşı karşıyayız.

Sanırım, bu ülkeyi yöneten irade, bu vahim olayın gerisindeki hatayı daha iyi analiz eder, önlemlerini ona göre alır.

Bu vahim saldırının açtığı yaranın daha derinlere işlemesi Türkiye için iyi olmaz...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89