• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır -5 °C
  • Ankara -10 °C
  • İzmir 3 °C
  • Berlin -2 °C

One minute'tan Herta Müller'e...

Nihal Bengisu Karaca

TÜRKİYE'nin yaptığı açılımların iyi hoş, ama İsrail'e karşı takındığı tavrın endişe verici olduğu yönünde bir dizi söylem var. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın one minute çıkışı ve Konya'daki hava tatbikatında usulün dışına çıkılarak İsrail'in alınmaması kararı, bu algıyı pekiştiriyor. Türkiye'nin Ermenistan, Suriye, Irak ve Yunanistan ile yakınlaşırken İsrail'e mesafe almasının ABD'yi dehşete düşürdüğüne ilişkin senaryolar söz konusu.

Ben ters istikametteki teze daha yakınım.

Bana göre Türkiye, İsrail'den eskisi kadar hoşlanmayan ama bunu açıkça ifade ederse antisemisit olmakla suçlanacağından korkan dünyanın alter egosu olmaya soyundu.

11 Eylül sonrasında vücut bulan "Müslüman teröristtir" yargısı, İsrail'in elindeki bıçakların sayısını katladı, bileyledi. Fakat bıçağa çok yüklenirsen kendi elini de keser. Gözler İsrail'in mazlum olmaktan bahisle ürettiği şiddete bigâne kalamıyor, öte yandan "Müslüman teröristtir" yargısının acımasızlığı bile "Peki neden?" sorusunun sorulmasını engelleyecek kadar görkemli değil. Özellikle ABD'de, "Araplar ve genel olarak İslam dünyasının bizden nefret etmesinin nedeni İsrail'dir" düşüncesi alttan alta yaygınlık da kazandı, kitabı bile yazıldı.

Kuşkusuz bu düşünce silsilesi de Batılı beyazın kendini aklama, başına gelenlerin sorumluluğunu yine bir ötekine, "Sami ırkından birine" yıkma eğiliminde olduğunu göstermesi bakımından çarpıcı fakat pek tebrike şayan değil, ayrı konu.

Gelinen noktada Herta Müller gibi biri Nobel Edebiyat Ödülü'nü alabildi. Herta Müller, ülkesi Almanya'da bile sadece sağcıların tanıyıp sevdiği bir yazar. Merkel'in tutkulu bir şekilde kutladığı Müller'in Nobel Ödülü alması ise birçok eleştirmen tarafından çok ilginç bulunuyor. Onlara göre Müller, bu ödülü kitaplarında yaptığı antikomünist propaganda nedeniyle aldı. Zira sık sık komünist terörden bahsettiği biliniyor.

Diyelim ki bu kısım, global kapitalizm çağında zaten konjonktüre uygun. Fakat ilginç olan bir şey daha var. Müller aynı zamanda, Almanya'da Nazi vahşetinin "yeterince" konuşulduğunu düşünen ve İkinci Dünya Savaşı denilince sürekli olarak Almanların Yahudilere yaptığı uygulamaların hatırlatılmasından şikâyetçi olduğunu hiç gizlemeyen biri. Söylemeye gerek var mı, çok değil bundan beş yıl önce Nobel'in böyle birine verilmesi skandal addedilebilirdi, aynı kamuoyu bugün bunu takmıyor, bugün Müller'i betimleyen unsurlardan biri olan husus rahatlıkla "ignore" edilebiliyor.

Bu arada, tekrar Tayyip Erdoğan'ın sarf ettiği "one minute" çıkışına dönelim. Evet, Şimon Peres'e karşı sarf edilen ve birçoğumuzu hâlâ heyecanlandıran "Siz adam öldürmeyi iyi bilirsiniz" kelamı, İsrail'e yönelen hak edilmiş bir öfkenin patlamasıydı, anlıktı vs. Fakat dikkat etmişsinizdir, Erdoğan'ın metni de "zaten" oldukça sertti, alışılagelen diplomatik usulden farklı bir dil içeriyordu, bizatihi o metin, önceden tasarlanmış cümleleriyle, "one minute" olmasa da, gürültü koparacaktı, o zamana dek hiç olmamış bir şey her halükârda yine olacaktı.

O metin hazırlanırken daha, bir şeylerin değiştiğinin, en azından ABD eşittir İsrail denkleminin kale kadar katı duvarında bazı "gedikler" açıldığının, Türkiye tarafından bilindiğini varsaymak hiç yanlış bir tahmin olmaz. AB'nin eski AB olmadığı, ayrıca Avrupa'nın fiili sınırının artık Irak-İran-Suriye sınırında bittiği bir dünyada, eski mahalleye oynamanın Türkiye'yi daha etkin bir hale getireceğini düşünen Erdoğan, o gedikleri kavrayan bir tutum takındı.

İsrail'e yapılan her "höt-zöt" Türkiye'yi bölgede alkış alan bir konuma yükseltirken bir yandan da İsrail'in kendisine yüklediği maliyetlerin farkında olan ama aslında İsrail'siz de yapamayacak olan ABD için de kullanışlı bir zemin temin ediyor olabilir. Zira Obama yönetiminin önemli bir farkı var: "İnandırıcılık" sorunu ile baş etmesi gerektiğini bilmek. Obama biliyor ki, İran'a, Afganistan'a müdahale edebilmek için azıcık İsrail'i de sarsmak, ya da en azından birileri tarafından sarsılmasına izin vermek gerekiyor artık. "İnandırıcılık" bakımından...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89