• BIST 89.900
  • Altın 144,693
  • Dolar 3,6140
  • Euro 3,9061
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 9 °C

Önderi olan parti Syriza olur mu!

Ergun Babahan

Demokrasiyle idare edilen bir ülke başbakanının ana dilde eğitimden kendi kendini yönetme hakkına kadar temel hakları talep eden, Cumhuriyet’in kurucu unsuru olduğunu bilen bir halka, ‘‘Siz bize Osmanlı’nın emanetisiniz’’ demesi emparyel bir bakış açısının göstergesidir.

Yahudilere, dini azınlıklara yönelik tepeden bakıcı söylem, bugün Kürtler için kullanılır hale gelmişse, AKP’nin barış sürecinin geleceğinden fazla umutlu olmamak gerekir herhalde.

Kuzey Irak’ta yarı bağımsız bir statü kazanan, Suriye’de kantonlarını kuran ve IŞİD’e karşı koruyan, Türkiye ile barış masasına oturup yasal statü kazanan Kürtler, anne-babası ölmüş yetim çocuk muamelesini elbette kabul etmeyeceklerdir. ‘

'ÖNDER’- ERDOĞAN FARKI

AKP’nin başta Ortadoğu olmak üzere Müslüman coğrafyasına bakışındaki kendini beğenmiş ruh halinin açık dışa vurumu, Davutoğlu’nun Diyarbakır konuşmasında kendisini tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyordu.

Bu işin bir yüzü…

Diğer yüzü ise HDP’yi ilgilendiriyor…

Yunanistan seçimlerine heyet gönderen HDP, Syriza’nın büyük zaferinden dersler çıkarmak ve Türkiye’de uygulamak istiyor.

Yüzde 10 barajını aşma hedefindeki HDP’nin solcuları, çevrecileri, mutsuz sosyal-demokratları kapsayıcı bir parti olmasının önünde ise ‘Önder’lik kavramına sıkı sıkıya sarılması geliyor.

Tabanı, Önder’i ve söylediklerini tartışmasız kabul eden HDP’nin anlayışıyla, Erdoğan’ı modern halife görüp her sözüne biat eden muhafazakar taban arasında çok anlayış farkı görülmüyor açıkçası.

Askeri vesayetin baskıcı yönetimleri, İslam kültürü, sorguyu değil de ezberi öne çıkaran eğitim sistemi, ataerkil aile yapısı gibi unsurların hepsinin katkısı var bu yapıda.

YAŞASIN YENİ KRAL!

Cemaatler halinde örgütlenen bir toplum olmayı aşamamış bir ülke Türkiye. Her cemaat kendi önderini sorgusuz sualsiz doğru kabul edince, ne sorgulama, ne eleştiri ne de gelişim mümkün olabiliyor. Türkiye’yi Avrupa Birliği’nden uzakta tutan en önemli etken de burada ortaya çıkıyor.

AKP’nin toplumu laikten uzaklaştıran, eğitimi giderek medreseye çeviren, eleştiriyi baskı ve tehditle susturan uygulamaları, Türkiye’de demokrasinin giderek zayıflamasına neden oluyor, demokratik kültürün kök salmasına engel oluyor.

Güçlü lideri halife, başbuğ veya önder olarak niteleyen toplumların, eşitlikçi, paylaşımcı, adil, demokratik yapılar kurması mümkün olmuyor.

Sonuçta da yeni diye ortaya çıkan her hareket, eskisinin bir tekrarı olmaktan öteye gidemiyor. Hilmi Yavuz’un tanımıyla, bu kültürel yapı demokratik düzeni arızi, vesayetçi yapıyı ise kalıcı bir sistem ortaya çıkarıyor.

Yargısından eğitimine, ekonomisinden yerel yönetimine kadar her alanda karşımıza çıkan bu anlayış, gelişimi, özgür düşünceyi ve demokratikleşmeyi ne yazık ki öldürüyor. Bu ülkede değişmeyen tek gerçek var, ‘‘Kral öldü, yaşasın yeni kral..’’

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89