• BIST 107.286
  • Altın 143,230
  • Dolar 3,5609
  • Euro 4,1491
  • İstanbul 28 °C
  • Diyarbakır 37 °C
  • Ankara 29 °C
  • İzmir 36 °C
  • Berlin 16 °C

‘Ölüme hazır mısın, ölüme gidiyorsun!

Orhan Miroğlu

Recep Aydınlar, bir kayıp yakını. Gözaltında kaybettirilen Cüneyt aydınların amcası..

Yüzleşme köşesini bugün Recep’in yolladığı mektuba ayırdım:

“Rojbaş Orhan Abi,

Ben bir okurunuz olarak bugün size Almanya’dan yazıyorum. 18 yıldan beridir, gözaltında kayıp ettirilen yeğenim Cüneyt Aydınlar için.

Bundan beş ay önce Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ e Cüneyt’in akıbetini soruşturması için mektup gönderdik. Ne yazık ki şimdiye kadar bir haber alamadık.

Umarım –eğer kösenizde yer verirseniz– sizin sayenizde belki bir parça da olsa duyarlı insanlara ulaşıp, Cüneyt’imize ne olduğunu öğrenebiliriz.

Çok selamlar.

Recep Aydınlar.

Burada 15.08.2011 de Sayın Abdullah Gül’e yazdığım mektubu sizinle paylaşıyorum.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Bugün size ailece, on yedi yıldan beri haber alamadığımız, abimiz, kardeşimiz, yeğenimiz Cüneyt Aydınlar’ın akıbetinin araştırılması için son çare olarak size başvuruyor ve sizden Cüneyt Aydınlar’ın akıbetinin araştırılması için Devlet Denetleme Kurumu’nu harekete geçirmenizi ailece rica ediyoruz.

Bu on yedi yıl içinde çalmadığımız kapı gitmediğimiz yer kalmadı. Ölümcül bir umutla yıllardan beri belki bir haber duyarız diye beklemekteyiz.

Bildiğimiz tek şey bu zulümle, bizlere kuşaktan kuşağa geçecek acılar tattırılmakta. Ve bu zulmün acısı tüm aile fertlerinde, bebekten yaşlılara kadar geçmekte.

Cüneyt, ailemizin en zeki ve en yakışıklı çocuğuydu. Dedem ona Muharrem ayında doğduğu için Muharrem adıyla hitap ederken, ayni zamanda Cüneydi Bağdadi hazretlerinin ismi Cüneyt verildi.

Cüneyt Diyarbakır’dan İstanbul’a 1991 yılında üniversite sınavlarını kazanırken, ailemizin de göz bebeği olarak büyük umutlarla İstanbul’a öğrenci olarak gelip İ.Ü’de öğrenimine başladı. 10 Şubat 1994 tarihinde Gayrettepe Terörle Mücadele polisleri tarafından 14 arkadaşıyla gözaltına alındı. Daha sonra polisler Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Savcısı Aytaç Tolay’dan ‘15 günlük gözetim süresi’ aldılar.

Cüneyt Aydınlar, mahkemeye getirilmedi. Polisler Aydınlar’ın firar ettiğini söyleyince, DGM Savcısı Tolay, hazırladığı iddianamede gıyabi tutuklama kararı çıkarttı. Bunu özellikle belirtmek istiyorum Sayın Cumhurbaşkanım. Cüneyt bir gece yarısı evden alınmadı. Cüneyt sokak ortasında da zorla kaçırılmadı. Cüneyt Dicle’nin kenarında dolaşırken de kayıp olmadı. Cüneyt en son 28 Şubat 1994 tarihinde hücresine gelen İstanbul Gayrettepe Siyasi Şube’deki polisler tarafından ‘Ölüme hazır mısın, Ölüme gidiyorsun’ denilerek, koma halinde sürüklenerek götürüldü. Bunu Cüneyt ile birlikte gözaltına alınan ve daha sonra çıkarıldıkları DGM’de tutuklanıp cezaevine konulan 14 kişi de avukatları aracılığıyla yaptıkları basın açıklamasında belirtiler.

Cüneyt’ i gördüğü işkenceden yürüyecek halde olmamasına rağmen onu yüzleştirme maksadıyla sorgudan alıp götüren polisin gözetiminde nasıl kaçtığını biz kendimize bugüne kadar izah edemiyoruz. Yaralı, bitkin halde ve çok bilmediği bir kente o kadar yoğun polis korumasında nasıl olur da kayıp olur.

Ve ayrıca gözaltında olan bir kimse devlet güvencesi ve koruması altında değil mi?

Bizler; Cüneyt Aydınlar’ın yer gösterme esnasında kaçtığını iddia ettikleri İstanbul’un Beyoğlu Çukurcuma Semti, Kadırlar yokuşu, Ekmekçibaşı Cami Sokağı’na da gittik. Yer gösterme tutanağında adı geçen evsahibi yaşlı ve Türkçe bilmeyen bir bayanla da görüştük. Bu Bayan polislerin Cüneyt Aydınlar ile birlikte eve geldiklerini evde arama yaptıklarını daha sonra evden ayrıldıklarını, 10-15 dakika sonra silah seslerinin geldiğini duyduğunu daha sonra polislerin tekrar eve gelerek kendisine bir tutanak gösterip imzalattıklarını söylediğini, ancak kendisinin okuma yazma bilmediğini polislere söylemesine rağmen kalemi zorla eline
tutturup bir şeyler çizdirdiklerini de beyan etmiştir.

Sayın Cumhurbaşkanım,

28 Şubat 1994’ten bu yana , Cüneyt’ten,biricik evladımızdan haber alamıyoruz. Cüneyt’e ne olduğunu bugüne kadar adli yetkililer de, polis memurları da bilmekte. Cüneyt’imizi kaybedenler firar tutanağı düzenleyen devletten maaş alan resmî polislerdir. Baş.Kom. Ahmet Erkut, Pol.Mem. Mehmet Yalın, Pol.Mem. Ali Cinal, Pol.Mem. Doğan Özdemir.

Sayın Cumhurbaşkanım,

On yedi yıldır sessiz bir yas evini andırıyor evimiz. Ne yeni doğan, dayısız amcasız büyüyen bebeklerin doğumuna sevindik, ne de ölen yaşlılarımıza gözyaşı akıtabildik.. Cezaların belki de en büyüğü mezarını bilmediğiniz bir yakınınızın mezarını bir bayramda, bir cuma akşamında ziyaret edip dertleşememek. En alttan en üst düzeye kadar yetkililer bize ayni şekilde kaçtı dediler. Ailemize baskı uygulandı. Bizler ailesi olarak anlatılan bu yalanlara inanmadık. Emin olun on yedi yıldan beri ölümcül bir umutla yasamaktayız. Bu zulmün acısı, sevdiğinden haber alamamanın ve kuşaktan kuşağa yayılan bu acının üzerimizde bıraktığı psikolojik yarayı da tüm ailece omuzlarımızda taşımaktayız.

Burada son umut olarak size başvururken, sizi kendimize yakin bulduğumuz ve halktan biri olduğunuz için size yazma cesaretini bulmaktayız. Sizden devlet denetleme kurumunu harekete geçirmenizi ailece rica ediyorum.”

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89