• BIST 90.182
  • Altın 147,082
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 11 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 16 °C

Ölümcül Doğrular

Yavuz Delal

Sahip olduğun düşünceler sana başkasını iyi veya kötü olarak gösterir. Bu ise iyi veya kötü kimsenin gerçekten iyi veya kötü kimse olduğunu kanıtlamaz. Çünkü düşüncelerin değiştiği zaman daha önce sana iyi görünen kötü, kötü görünen ise iyi görünecektir.

Bil ki, mutlak iyi veya mutlak kötünün kaynağı düşüncelerimizdir: İyi gördüğümüz başkasına kötü veya kötü gördüğümüz başkasına iyi görünüyor; bu ise, iyi veya kötünün kaynağının düşüncelerimiz olduğunu kanıtlıyor.

Tanrı, tanrı kavramına mündemiç olan kudret (külli şey’in kadir) dolayısıyla mutlak iyi ve mutlak kötü hakkında bilgi verir; ve neyin mutlak iyi veya kötü olduğunu belirler.

Tanrı, Tanrı’ya inansın veya inanmasın hiçbir insanı, bildirdiği iyi ve kötü belirlemesinin dışında tutmaz. Tanrı’ya inanmayanın olduğu gibi Tanrı’ya inananın kimi işlerinin de iyilik veya kötülüğe denk geleceğini ön olgu olarak ortaya koyar. Tanrıya inanmayanların mutlak kötülüğü Tanrıya inanmamaktır, bütün işleri değildir. Tanrıya inananın mutlak iyiliği de Tanrıya inanmasıdır, bütün işleri değildir.

İnansın veya inanmasın, İnsan, işler üzerinden mutlak iyi veya mutlak kötü hakkında karara varan düşünceleriyle yalnızca tanrılık iddia edebilir. Eğer insanın tanrısı insan ise, öznel yargıların belirlediği iyi veya kötünün mutlak olduğuna inanabilir. Aksi halde, yani insanın tanrısı insan değil de soyut, bir ve tek olan yaratılmamış yaratıcı Tanrı ise, Tanrı adına olsun veya olmasın, işler üzerinden mutlak iyi veya kötü belirlemesi Tanrı'ya değil yalnızca insana ait düşünceler olur.

İşler hakkında İyi veya kötüye kaynaklık eden düşüncelerimiz doğru ve yanlışın da kaynağıdır. İyinin, kötünün, doğrunun ve yanlışın kaynağı düşüncelerimiz olduğuna ve bu düşünceler de insan denen yaratılmış (eksik) varlığa ait olduğuna göre hem Yaratan hem de yaratılan karşısında insana yakışan davranış ve tutum, düşüncelerinin değişebileceği imkânı içerisinde işler hakkında mutlaklık iddia etmemesidir. İyi, kötü, doğru ve yanlış işler hakkındaki düşünceler, kötülükten azade olmayan iyilik ve içinde yanlışı barındıran doğruluk imkânıyla olmalıdır ki, mutlaklık iddia eden inanan veya inanmayan insan Tanrı yerine konulmasın!

Tanrı’nın seçip gönderdiği hiçbir peygamber salt Tanrı’ya inandığı için hem lafzi hem de mecazi anlamda hiç kimseyle savaşmamıştır: Bütün peygamberler “bir ve tek olan Tanrı’ya inanmak” yasaklandığı için hem lafzi hem de mecazi anlamda savaşmak “zorunda” bırakılmış, ölmüş veya öldürmüştür. Aynı şekilde hak talep eden hiç kimse salt hak talep ettiği için savaşmamıştır: Hak talep etmek yasaklandığı için savaşmak zorunda bırakılmış, ölmüş veya öldürmüştür. Yani bizzat ne soyut Tanrı inancı ne de somut hak talebi insana savaşı emreder.

Öyleyse insan, inansın veya inanmasın, doğrularının yaşama yalnızca ölüm getirdiğini görüyorsa hem düşüncesini hem de yöntemini gözden geçirmelidir.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89