• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır -5 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir 2 °C
  • Berlin -3 °C

Ölüm oruçlarında, "Üçüncü yol" formülü

Abdülkadir Selvi

Başkan Obama'nın ikinci kez seçilmesinin sevinciyle olsa gerek kendimi Meclis'e attım. Hatta Meclis'te birkaç görüşme yapıp, Obama sonrasına dönük beklentilerini alayım diye kendime bir imaj da yapmadım değil.

Herhalde, "Bahtsız bedeviyi bulmaya gidiyorum" diyecek halim yoktu.

Meclis'e gittim ama kimi aradıysam bulamadım.

Anladım ki, Meclis dışında bir trafik yürüyor.

Oysa Yahudi lobisinin çabalarına rağmen ikinci kez seçilmeyi başaran Obama'nın yeni süreçte nasıl hareket edeceği ve İslam dünyasına bakış açısında bir değişiklik beklenip beklenmeyeceği sorularının yanıtlarını bulmak istiyordum.

Öncelikle şunu ifade edeyim ki, Ankara'da herkesin ağzı kulaklarında.

Seçim sürecine girildiği andan itibaren karşı karşıya kaldığı komplolar nedeniyle, bir ara Ankara'da, yoksa kaybedecek mi kuşkusu yaşanmaya başlamıştı.

Öyle ki, Pakistan gezisi sırasında Yahudi lobisinin komplolarını hatırlattığımızda Başbakan Erdoğan, "Obama'nın ayağının altına karpuz kabuğu koyuyorlar. Görüşmemizde kendisine de ileteceğim" demişti.

Siyahi olması ve bir isminin de, "Hüseyin" olması nedeniyle bu adamı seviyorum.

İlk seçildiğinde yemin merasiminde, "Barack Hüseyin Obama "diye isminin anons edilmesi sırasında yaşadığım heyecanı anlatamam.

Sanki ben yemin ediyordum.

Kampanya sırasında Kenyalı geçmişi ve adında "Hüseyin" bulunması nedeniyle Yahudi lobisi bir ara, "Gizli Müslüman mı?" söylentisini yaymıştı. İnşallah da öyledir. Buna rağmen kazanması önemliydi.

İkinci döneminde daha cesur adımlar atması beklenen Obama'dan kısa vadede Ankara'nın iki beklentisi var.

1- Stratejik ortaklığın model ortaklığa dönüştürülmesi.
2- Suriye konusunda inisiyatif alması
.

Dünya, Obama'nın ikinci dönemine ilişkin politikalarının parametrelerini çözmeye çalışırken, biz ölüm oruçlarıyla uğraşıyoruz.

Dünya ile aramızdaki uçurum bu.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, ölümlerin önüne geçebilmek için olağanüstü bir çaba içinde.

Ve umut verici gelişmeler var.

Tünelin ucunda ışık göründü diyebilirim.

Cezaevlerinden tabutlar çıkmadan, biz bu işi çözebileceğiz.

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Vicdan sahibi herkesin bu süreci güçlendirici katkı yapmasına ihtiyaç var.

Çözüm adına bugünden itibaren birkaç adıma tanık olacağız.

1- Anadilde savunmaya ilişkin Kanun Tasarısı bugün TBMM'ye sunulacak.

CMK'nın 202.Maddesinin mevcut durumu şöyle:

"Sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir."

Sanığın Türkçe olarak meramını anlatıp anlatamayacak durumda olup olmadığına hâkim karar veriyordu.

Türkçe eğitim veren üniversitelerden mezun olup, polisteki ifadesini Türkçe verip, mahkemede Kürtçe savunma yapmak isteyene hâkim müsaade etmiyordu. Getirilen düzenlemede ise, Türkçe'yi çok iyi bilmesine rağmen sanık veya mağdur anadilinde savunma yapmak istiyorsa, hâkimin bu konuda karar verme yetkisi ortadan kaldırılacak.

Canım bu elbette ki Kürtçe için getiriliyor ama bizim Ukraynalı, Moldovalı ya da Arap kökenli gelinlerimiz yok mu? Diğer dillerle birlikte onları da ilgilendirecek bu düzenleme.

Yeni düzenleme şöyle: "Sanık ya da mağdur istediği takdirde ana dilde savunma yapabilir"

Nokta… Bu kadar…

Peki, tek başına mı yoksa 4. paketin içinde mi getirilecek.

Ne öyle, ne böyle…

"Mahkûmlara seks izni" diye gündeme gelen, eşleriyle bir araya gelme imkânı veren düzenlemeyle birleştirerek bir paket halinde getirilecek.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in, BDP'lilerle bugün görüşmesi bekleniyor.

Bir noktada pürüz var. O da Öcalan'la avukatların görüşmesi.

Mehmet Öcalan'la görüşmesinde Öcalan'ın, "Bir savaşı bile beceremediniz" şeklinde sözler sarf ettiği söyleniyor.

Sınır ötesi operasyonun yapıldığı, Kavaklı kampına girildiği, örgütün kış yapılanması için sınır dışına çekilmeyip eylemlerini sürdüreceği yönünde istihbaratların bulunduğu bir sırada, Öcalan'ın avukatları aracılığıyla bu savaşı kızıştırması endişesi taşınıyor.

Bu endişeyi yoğun olarak hissedenler de, terörle mücadeleyi yürüten birimler.

O nedenle bir ,"Üçüncü yol" formülü ortaya çıktı.

Üçüncü yol ya da avukat konusunda karar verildikten sonra Öcalan'la görüşmeye izin verilecek.

Arka kapı diplomasisi işliyor.

Yeni Şafak

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89