• BIST 106.711
  • Altın 143,557
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • İstanbul 28 °C
  • Diyarbakır 29 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 30 °C
  • Berlin 19 °C

Ölüm Denizinde İman!

Yavuz Delal

Başı sıkışan diktatör, Allah’a sığınıyor! 

Saddam’ın namaz kılan görüntüleri hafızamızda. Körfez savaşında sıkışanca Irak bayrağına allahuekber ifadesini eklemişti! Keza Kaddafi’de görülen İslamî imgelerin yoğunluğu ve nihayet oğul Esad’ın mevlit kandilinde bir mescitte namaz kılması! 

Saddam, Kaddafi veya Esad; neden acaba Allah’a sığındıkları halde kötü akıbetlerinden kurtulamadılar ve kurtulamayacaklar?

Çünkü ölüm denizinde iman batıldır! 

Terörün ve düşmanlığın müsebbibi olan Firavun denizde boğulmak üzere iken, “ben de iman ettim; ben de Müslümanlardanım” dedi? Ama şimdi mi, ölüm denizinde iken mi? Bu iman batıldır! 

1950’den buyana Türkiye’de iktidar, formel olarak diktatör değildir. İktidar sahipleri ve sahiplerinin nitelikleri değişse de, değişmeyen sistematik öz, Türk ıtlak olunan zihniyetin bir toplum olarak diktatör olmasıdır. 

Firavun, ölüm denizine girmeden önce neye iman etmiş idiyse, ölüm denizine girdiğinde de aynı şeye iman etmişti aslında. Bu yüzden iman formuna uygun olan beyanı kabul edilmedi. 

İktidarının derdiyle inkâr eden Firavun, şimdi ise canının derdiyle iman ediyordu! İnkâr ve iman sistemde bir değişiklik yaratmamıştı çünkü! Sistem Firavun’un yaşamı üzerine kuruluydu! İnkâr ederken inandığı şeyle, iman ederken inandığı şey aynıydı; Firavun’un yaşamının Firavun olarak devam etmesi! 

Türkiye’de, Türk modernleşmesini kendine yeterli görmeye iman etmiş Türk ıtlak olunan toplumsal zihniyet, sıkıştığında, ama yine  Türk ıtlak olunan toplumsal sistemin bekası için, Türk İslamlaşmasına sığındı! 

Biçimsiz içeriği sayesinde formuna uygun diktatörlük gözükmediğinden, Türk ıtlak olunan zihniyet, başının sıkıştığının ve başı sıkıştığı için evrensel insan haklarına ve Kopenhag  Kriterlerine iman ettiğinin farkına varmıyor. Ve dolayısıyla yediği ilahi tokatları görmüyor! Mesela Türkiye Cumhuriyetinin “Kürt sorunu”nda içine düştüğü çözümsüzlüğünün sebebini başka yerlerde aramak bu yüzden batıldır! 

Ölüm denizinde kardeş olduğunu hatırladığı için, ve ölüm denizinden kurtulmak adına ümmet fikrine itibar ettiği için Türkiye’nin imanı kabul edilmiyor! 

Türkiye’nin ali menfaatleri adına, daha önce azgınlığın ve düşmanlığın üzerine inkâr ve zulmü  ikame etmiş ve başı sıkışan kendinden menkul Türk modernleşmesinin yeni sığınağı olan Türk İslamlaşmasının, şimdi yine Türkiye’nin ali menfaatleri adına Suriye ve Filistin’de olduğu gibi Arap Baharında mazlum halkların yanında yer almış olması gerçek bir imanı yansıtmaz. Çünkü daha önceki inkâr ve zulmü yeni bir konseptle sürdürmek, inkâr ve zulümle yüzleşmek değildir. Kürtçe’nin medeniyet dili olmaması gibi zırvalıklar ve en azından Roboski dolayısıyla tüm Kürt halkından esirgenen küçücük bir özür dahi ölüm denizinde olduklarını ve orada neye iman ettiklerini açıkça göstermektedir. 

Yeni nesil Türk İslamlaşması, Türk modernleşmesinin bir devamıdır. Ve bu ikisinin en temel ortak yanı ne pahasına olursa olsun sistemin bekasıdır. Sistemin bekasına iman etmiş Türk İslamlaşması, bu yüzden hiçbir şeyle yüzleşmeyecektir. Kürtçe’nin medeniyet dili olmaması iddiasıyla, dindar bir nesil yetiştireceğiz projesi arasında  sistemin devamını sağlamaya dönük bir bağıntının olmadığını düşünmek, Hayat Denizine yönelmemek olacaktır. 

Nasıl, azgınlık ve zulüm sonrasında başı sıkışınca sistemden vazgeçmemek kaydıyla çareler aramak, ölüm denizinde iman etmek gibidir; öylece azgınlık ve zulüm altında yol arayan özgürlük mağdurlarının da, çareler arayan sisteme bel bağlaması onun için hayat denizine yönelmemek olacaktır.

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89