• BIST 97.726
  • Altın 146,210
  • Dolar 3,5844
  • Euro 3,9885
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 23 °C

Olsa ne mahzuru var?

Ali Bayramoğlu

Yıl 2000... Mehmet Ağar'a soruyorlar: - "JİTEM var mı?"

Diyor ki:

-"Olsa ne mahzuru var?"

Resmen böyle bir örgüt yok...

Bir dönem MİT Müsteşarlığı yapan Teoman Koman, ki JİTEM'in esin babası olduğu söylenirdi, açıklamalarında "JİTEM diyeni ihbar edin"e vardırmıştı işi...

28 Şubat'ın Genelkurmay Genel Sekreteri Erol Özkasnak gazetecilerle yaptığı, bizim de tanık olduğumuz bir sohbette "Susurluk ile TSK'yı birlikte anan, JİTEM'den söz eden vatan hainidir" diyordu...

Devletin ve askerin JİTEM'i yadsımasına rağmen Susurluk kazasını takip eden günlerde bu birimin varlığını kanıtlayan resmi kayıtlar, yazışmalar, belgeler basında çarşaf çarşaf yayımlandı. Belgeleri içeren kitaplar basıldı...

Ama resmen JİTEM yoktu...

Batman eski Valisi Salih Şarman, bir dönem aralarında boğma telleri ve suikast tabancaları da bulunan kayıp silahlar meselesinde kendisini savunurken "JİTEM'e de silah verildi" demişti...

Ama JİTEM yoktu...

Şemdinli olaylarından sonra sordular?

JİTEM ya da yeni adıyla JİT var mı?

Jandarma İstihbarat Dairesi'nin operasyon yapma yetkisi var mı?

Bu kez soran TBMM, TBMM'nin İnsan Hakları Komisyonu'ydu...

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun Şemdinli Raporu'nun taslağında şöyle deniyordu:

"Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde olduğu yazılı ve görsel basında sıkça bahsedilen JİTEM, JİT gibi birimlerin mevcut olup olmadığı hakkında ilgili kurumlar gerekli açıklama yapmalıdır. Kanun dışı örgütlenmeler ortadan kaldırılmalı ve bu tür örgütlenmelerde kastı veya ihmali bulunanlar hakkında gerekli cezai takibat yapılmalıdır..."

Devam ediyor rapor:

"Başta güvenlik kuvvetleri olmak üzere kamu görevlileri vatandaşların devlete güvenlerini sarsacak söz, eylem ve işlemden kaçınmalıdır. İtirafçı olarak bilinen haber elemanları kanuni görevlerini yaptıktan sonra yeni kimlikler verilerek bölgeden derhal uzaklaştırılmalıdır. Devlet-itirafçı ilişkisine son verilmelidir..."

Peki nedir bu?

Bir itiraf mı?

Yoksa, "Ben bu devlette gözlemciyim, devletin asli sahipleri konuşmalı" serzenişi mi?

TBMM İnsan Hakları Komisyonu Şemdinli Rapor taslağında şu da var:

"Olaylara karışan Astsubay Ali Kaya için 'iyi çocuktur' diyen Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın yargıyı etkilemeye dönük açıklaması 'talihsizliktir' (...) Büyükanıt TCK'nın 227. maddesine aykırı hareket etmiştir, bu durumdaki bir kişi 2 ila 4 yıl hapis istemiyle yargılanabilir..."

Şu açık: Üstüne gidilmeyen, tedavisi bulunmayan, imha edilmeyen hastalıklar yeniden ürer ve bulaşıcı hale gelirler...

Aynı JİTEM gibi...

Hatırlayalım Susurluk davasının gerekçeli kararını:

"Silahlı teşekkülün ancak bir bölümü yargılanmıştır; devletin koruma kalkanı bazılarını korumakta ve bu hukukun üstünlüğü ilkesine zarar vermektedir, bu çerçevede yasa dışı uygulamalar, keyfilik vardır. Suç işleyen yüksek bürokrat ve siyasetçiler de yargı önüne çıkarılmalıdır. Ama bunu engellemek için siyasi ve yasal düzenleme ve manevralar yapılmaktadır..."

Ve yıl 2011...

Mehmet Ağar, Susurluk çetesine liderlik yaptığı gerekçesiyle mahkum oldu...

Peki hepsi bu mu?

Türkiye'de gerçek bir barış istiyorsak, KCK operasyonu gibi asayiş adımlarından daha önce JİTEM ve cinayetlerini tek tek ortaya çıkararak, hakikat komisyonları oluşturabilecek, ortaya koyacak bir siyasi cesaret gerekiyor...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89