• BIST 81.901
  • Altın 146,149
  • Dolar 3,7772
  • Euro 4,0057
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin -1 °C

Ölerek, öldürerek bütünlük korunamaz

Şahin Alpay

Geçen hafta TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu açıkladı: TSK son on yılda PKK’ya karşı mücadelede 818 şehit vermiş, buna mukabil silah altındaki 934 er ve erbaş intihar etmiş. 

Okuduğumda gözlerime inanamadım! Orduda intiharların yaygın olduğunu; bir bölümünün gerçekte üstleri tarafından öldürüldüklerine dair kuşkuların yaygınlığını da biliyordum. Ama sayıların bu kadar yüksek olabileceğine ihtimal vermiyordum. TSK’nın zorunlu askerlik görevi yapan gençlerimizin hayatlarına fazla bir değer vermediği iddialarının bundan daha güçlü bir delili olabilir mi? Komisyon başkanı, “Bu kabul edilemez…” diyor. O zaman TBMM olarak gereğini yapın!

Geçen haftanın ruhumu büsbütün karartan olayı ise, bu yılın ilk 11 ayında 1.176 PKK’lı militanın öldürüldüğünü kimi medyanın sanki büyük bir zafer kazanılmış gibi duyurmasıydı. Sanki PKK’yı zerre kadar benimsemeyen Kürt yurttaşların dahi, öldürülen her Kürt genciyle bu ülkeye ve bu devlete olan bağlılığı bir nebze daha azalmıyormuş gibi! Medyaya göre bu yılın ilk 6 ayında şehit verdiğimiz gençlerin sayısı 117. Bu gidişle 2012 son on yılda en çok şehit verdiğimiz yıl olmaya doğru gidiyor. Çok açık: Bizi bizden uzaklaştıran ölümlerin baş sorumlusu siyasi iktidar. Gerçeklerin üstü ebediyen örtülemez. Bu ülkede dili – kültürü farklı iki halkın yaşadığı kabul edilmeli, hükümet, başladığı işi bitirmeli. Kürt yurttaşlarımızın meşru, demokratik talepleri karşılanmalı; PKK ile görüşerek liderlerinin başka ülkelere gitmeleri, sıradan militanlarının ise genel afla evlerine dönmeleri sağlanmalı. Ölerek, öldürerek bütünlüğümüzü koruyamayız.

Diyarbakır’ın önde gelen ailelerinden, AKP üst kurul delegesi Avukat Muhammed Akar’ın gönderdiği mektupta söylediklerine kulak verin: “Herkesi büyük bir ümide sevk eden demokratik açılımın yerini askerî operasyonlar, gözaltı ve tutuklamalar, gençlerin ölü bedenleri ve anaların gözyaşları aldı. Batı illerinde asker cenazeleri toplumsal öfkeyi beslerken, doğu illerinde militan cenazeleri halkı sokağa döküyor. Bir ülke için en büyük tehlike, birbirine kör ve sağır iki ayrı dünyanın oluşması. Empati duygusunun yok oluşu. Ortak bir ahlaki ve vicdani tutumun yitirilmesi. Daha da önemlisi adalete olan güvenin sarsılması.

Ne yazık ki adalet ilkesini milliyetçi reflekslere kurban ettik. Kürt toplumu devletten adalet, hukuk, özgürlük ve eşitlik istiyor. Yurttaşlarının konuştuğu diller arasında ayrımcılık yapan, anadilde eğitimi tehlikeli bulan, her sabah çocuklara ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ dedirten bir anlayış adil olabilir mi? İnsanlar özgürse, karnı doyuyorsa, yarına ümitle bakabiliyorsa mutludur. Türk ya da Kürt olduğu için değil. Kürtlerin yaşadığı illerde insanların dörtte biri açlık, yarısı yoksulluk sınırında.

Şimdi de BDP’li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması ile gerildik. Birkaç yıl önce elinde silah olanları dağdan indirmiş, siyasi müzakerelere girişmiştik. Şimdi siyasilere dağ yolunu gösteriyoruz. BDP’nin üstüne gidildikçe oyları artıyor. Yaptığı hatalar görülmez oluyor. AK Parti’ye oy veren muhafazakar Kürtler bile BDP’ye yönelmeye başladı. Zira şu anki algı, ‘AK Parti mağrur, BDP ise mağdur…’ Bu bölgede her zaman mağdur kazanır. Askerî operasyonlar, gözaltılar, tutuklamalar, yol kontrolleri, yayla yasakları daima PKK’ya taban kazandırdı. 87 yıldır isimler, partiler, hükümetler değişiyor ama Kürt sorunu büyüyerek devam ediyor. Kaynaklarımızı tüketiyor bizi yoksullaştırıyor. Daha önemlisi evlatlarımızı bir daha geri gelmemek üzere bizden alıyor.”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89